1. YAZARLAR

  2. Nuh Gönültaş

  3. Atatürk yaşasaydı rejimi...
Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Atatürk yaşasaydı rejimi...

19 Kasım 2009 Perşembe 17:30A+A-

Türkiye'yi 28 Şubat'a getiren günlerde Hasan Mezarcı "Türkiye mezardan yönetiliyor" demişti.

Bu sözden sonra 28 Şubat medyası tarafından linç edildi.

Oysa şu "Atatürk yaşasaydı..." muhabbeti onu haklı çıkarmıyor mu?

İktidar da muhalefet de ne zaman sıkışsa sözü "Atatürk yaşasaydı"ya getiriyor.

Bu nasıl rejim, bu nasıl düzen?

Atatürk yaşasaydı düzeni!

"Atatürk yaşasaydı milli görüşçü olurdu" demişti Necmettin Erbakan başbakan iken.

Ona cevap da Hürriyet Gazetesi tarafından verildi:

"Atatürk yaşasaydı sen başbakan olabilir miydin?"

Bugün aynı cevap Deniz Baykal tarafından Tayyip Erdoğan'a veriliyor, Dersim tartışmaları üzerinden.

Hata Başbakan'da!

CHP'ye "Atatürk gelse sizi defederdi" denilir mi?

Deniz Baykal mı Tayyip Erdoğan mı?

Atatürk hangisini tercih ederdi?

Millet seçimlerde Erdoğan'ı tercih ediyor ama Atatürk elbette Deniz Baykal'ı tercih ederdi.

Elbette Dersim hadisesini savunanları tercih ederdi.

Siz böyle "Atatürk yaşasaydı" diye cümle kurmaya devam ederseniz Deniz Baykal işte böyle yapıştırır cevabı:

"Atatürk yaşasaydı sen oralara gelebilir miydin?"

Çok haklı, çok doğru söylüyor Deniz Baykal!

Aslında bunu söylerken şu gerçeği de söylemek istiyor:

"Atatürk yaşasaydı sen Dersim hakkında böyle konuşabilir miydin?"

Bir fani üzerinden hem de iktidar ve muhalefet kavgası sürüp gidiyor bu ülkede.

Dersim dedim de...

Dersim medyası ile 28 Şubat medyası ne kadar da birbirine benziyor!

28 Şubat'ta medya en önemli ayaktı.

28 Şubat'ta "Topyekûn savaş" manşeti attılar.

Kime karşı topyekun savaş?

Tabi i ki halka karşı.

Kürt'e, Türk'e, Alevi'ye, Sünni'ye, laike, dindara...

Güzin Abla'yı bile kullanmışlar.

Psikolojik harp taktikleri kime karşı hazırlanıp uygulanıyor sanıyorsunuz?

 Yunanistan ya da İran'a karşı mı veya başka üçüncü bir devlete karşı mı?

Şimdi bakıyorum da Dersim tartışmaları üzerine ortaya çıkan Dersim harekatı günlerinde gazetelerin attıkları başlıklar, yazdıkları yazılar ne kadar da 28 Şubat medyasına benziyor.

"Dersimli haydutlar"

"Çapulcular mahkemede hesap veriyor"

"İlk kadın tayyarecimiz Sabiha Gökçen'in Dersim'de kahramanca hizmetleri"

Zaman içinde dil değişmiş ama mana değişmemiş.

Bugün Dersim'i yeni öğrenenler bundan yıllar sonra 28 Şubat'ta neler olduğu rahatlıkla yazıldığında "adeta Dersim gibi" diyecekler!

AK Parti kendi ayağına kurşun sıkmaya hazırlanıyor

Ankara'daki gözümüz kulağımız Adem Yavuz Arslan dünkü yazısında çok önemli bir noktaya parmak basıyordu. Benzeri şeyleri aynı gün Şamil Tayyar da yazmıştı.

Her ikisinin yazısının satır aralarını okuyunca gazete sayfalarında Cemil Çiçek'in silueti beliriyordu.

Hükümetin TCK'daki telefon dinlemeleriyle ilgili yapmayı planladığı değişiklik ne anlama geliyor?

Çok açık. Bu düzenlemeler basını susturmak anlamına geliyor!

Cemil Çiçek "Cezalar az ki gizliliği ihlaller oluyor" dedi.

Ceza Kanunu'nda hükümetin yapmak istediği değişiklik ilginçtir bana "Sanki Ergenekon örgütü ile ilgili yayın yapan medyanın sesi kısılmak isteniyor" çağrışımı yaptı.

Cemil Çiçek'in önayak olduğu bu düzenleme yasalaşırsa, bundan sonra Ergenekon başta olmak üzere bütün soruşturmalar ve iddianamelerle ilgili yazı yazmak, haber yapmak vs. imkânsız hale geliyor!

Hükümet kendi ayağına bir kurşun daha sıkıyor galiba.

Ya da durumun farkında değil.

Bence AK Partililer bu konuda uyanmalı.

Ve Cemil Çiçek bu düzenleme hakkında benim gibi düşünenleri tatmin eden bir açıklama yapmalı...

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT