1. HABERLER

  2. HABER

  3. ANALİZ

  4. Asıl Terörist Odatv'nin de Savunduğu Şebbiha Rejimidir!
Asıl Terörist Odatv'nin de Savunduğu Şebbiha Rejimidir!

Asıl Terörist Odatv'nin de Savunduğu Şebbiha Rejimidir!

Esed’in Astana ve Soçi’deki sözcüleri İran ve Rusya’nın anlaşmaları açıkça hiçe sayarak İdlib’deki saldırılarını TSK’yı da kapsayacak şekilde genişletmesi bile birileri için hala yok hükmünde. Varsa yoksa tek tehdit HTŞ ve ABD!

21 Şubat 2020 Cuma 13:58A+A-

HAKSÖZ-HABER

Medyada katil Esed’in Şebbihalığını yapmayı kendilerine misyon olarak algılayan bazı kişi ve kesimler İdlib’de ortaya çıkan bunca gerçeğe ve üstelik TSK’nın da saldırılara maruz kalmasına hiç aldırmadan gerçekleri saptırmaya devam ediyorlar.

Esed rejimi ve patronları Astana ve Soçi’yi hiçe sayarak İdlib’de işgale mi girişmiş, binlerce sivilin yersiz yurtsuz kalarak göç yollarına koyulmasına ve açlık ve soğuğun pençesinde can çekişmesine mi sebep olmuş, anlaşma masasına oturdukları garantör bir ülke olarak Türkiye’nin askerine yönelik açık saldırılarda mı bulunmuş; bunların hiçbirinin önemi yok! Varsa yoksa ABD’nin sözüm ona manipülasyonları…

Suriye’de, İdlib’de başından bu yana Suriye halkı için de Türkiye için de temel tehdidin emperyalist Rusya ve İran’ın yayılmacı politikaları olduğu ısrarla gözden kaçırılmaya çalışılıyor. Tek ve temel tehdit olarak ABD’ye dikkat çekiliyor. Ve işte bu ABD’nin şimdi de HTŞ’yi kullanmaya başladığı iddia ediliyor.

Peki, gerçekler böyle mi? Gerçekten de HTŞ ABD ile veya ABD HTŞ ile anlaşmış mı? Bunun hiçbir kanıtı yok. Nitekim asli tehdidi perdeleyerek ABD ve HTŞ’yi temel bir tehdit unsuru olarak göstermeye çalışanların hiçbir açık delili bulunmamakta. Nedir peki? Basit komplo teorileri, birtakım söylentiler ve sözüm ona “uzmanlar”ın saha gerçeğinden kopuk hezeyanları…

Karanlık Odatv gibi Şebbihalığı içselleştirmiş kesimler için bunlar da yetmiyor. Uluslararası Kriz Grubu'nun (International Crisis Group) sitesinde HTŞ lideri ile yapılan bir röportaja yer verilmesi, bir “uzman” kişinin mantık sınırlarını son derece zorlayan “yorumları”yla da pekiştirilerek HTŞ’nin arkasında ABD’nin olduğunun başlı başına bir kanıtı olarak lanse edilebiliyor. Gerçeğin ise hiç de böyle olmadığı çok açık. Bununla birlikte yine de soralım: Farz edelim ABD HTŞ ile yakınlaşma niyetinde olsun; bunun Türkiye’ye ne zararı var? HTŞ ne zaman Türkiye için tehdit oldu? HTŞ’nin güçlenmesinden olsa olsa katil Esed, İran ve Rusya ve unutmadan bir de Şebbiha Odatv ve benzerleri rahatsız olurlar ki onlar da varsın olsunlar!

*

Odatv’nin bahse konu “haber”i:

ABD İdlib'de terör örgütüne el uzattı

Uluslararası Kriz Grubu’nun sitesinde, HTŞ terör örgütü lideri ile yapılan bir söyleşinin yayımlanması ise dikkat çekti.

Uluslararası Kriz Grubu'nun (International Crisis Group) sitesinde dikkat çeken bir haber yayımlandı. “Suriye’nin İdlib kentindeki Cihadist faktör: Abou Mohammed al-Joulani ile söyleşi” başlıklı haberde, Suriye merkezli Heyet Tahrir el-Şam'a (HTŞ) terör örgütünün lideri Ebu Muhammed el Cevlâni ile yapılan söyleşiye yer verildi.

Suriye’nin İdlib kentinde gerilim artarken dün, 2 Türk askeri şehit oldu 5 asker de yaralandı. Yaşananlardan sonra bir diplomasi trafiği başlarken Rusya’nın bölgede hava saldırısı düzenlediği, Türkiye’nin ise ABD’den Rusya’yı caydırmak için Patriot hava savunma sistemi talep ettiği iddia edildi.

ABD'NİN SURİYE POLİTİKASI NELER SÖYLÜYOR

Yaşanan bu gelişmelerden sonra Uluslararası Kriz Grubu’nun sitesinde, HTŞ lideri ile yapılan bir söyleşinin yayımlanması ise dikkat çekti. Şöyle ki ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey bir hafta önce Türkiye’yi ziyaret etmiş ardından Erbil’de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani’yle görüşmüştü. Jeffrey’nin bu ziyaretleri akıllara, ABD’nin Suriye politikasına yön vermeye çalışması olarak yorumlanmıştı.

Uluslararası Kriz Grubu’nun sitesinde yayımlanan haberde de HTŞ terör örgütü liderinin, İdlib’deki yönetimi devir almaya hazır olduklarını ve amaçlarının İdlib’deki halkların güvenliğini sağlamak olduğunu söylemesi dikkat çekti.

"ABD'NİN HTŞ'YE OLAN İLGİSİ ORTAYA ÇIKTI"

Uluslararası Kriz Grubu’nun sitesinde yer alan, HTŞ lideri ile ilgili söyleşiyi ve HTŞ liderinin sözlerini emekli Tuğgeneral Nejat Eslen’e sorduk.

Nejat Eslen açıklamalarında, söyleşinin, ABD’nin İdlib’de, Suriye ile ilgili amaçları hakkında ipuçları verdiğini ifade ederek sözlerine başladı. Eslen, Uluslararası Kriz Grubu’nun ABD’nin çıkarlarına göre hareket eden bir kuruluş olduğunu belirtirken, bu söyleşiyle ABD’nin HTŞ’ye ilgisinin ortaya çıktığı İdlib’deki Amerikan çıkarlarını anlamak için önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.

Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, HTŞ liderinin sözlerini ve ABD’nin Suriye politikasını şöyle yorumladı:

“İdlib’de ve Suriye’de neler olduğunu anlayabilmemeyiz için ABD’nin İdlib’deki amaçlarını çözebilmemiz lazım. Geçenlerde ABD’nin Suriye temsilcisi James Jeffrey Türkiye’ye gelmişti ve HTŞ ile ilgili sempatik ifadelerde bulunmuştu. HTŞ’nin artık terör üretmediğini söylemişti. 20 Şubat tarihinde Uluslararası Kriz Grubu’nda da yer alan bir yazıda, Uluslararası Kriz Grubu’nun İdlib’deki HTŞ’nin lideri ile yaptığı bir söyleşi yer almaktadır.

Bu söyleşi de bize ABD’nin İdlib’de Suriye ile ilgili amaçları hakkında ipuçları vermektedir ve bu nedenle de önemlidir. Kısaca bu Uluslararası Kriz Grubu’ndan biraz söz edelim. Uluslararası Kriz Grubu, içinde SOROS'un da Abramovitz'in de bulunduğu küresel derin yapının bir uzantısıdır. Amaç olarak krizlerin çözülmesini, insani krizlerin çözülmesine yardım olmasını ifade etmektedirler ama uygulamada Uluslararası Kriz Grubu, küresel derin yapının ve ABD’nin çıkarlarına göre krizleri sonuçlandırmaya çalışmaktadır. HTŞ lideri ile ilgili yapılan bu söyleşiyle birlikte ve James Jeffrey’in söylediklerini bir araya getirdiğimizde Uluslararası Kriz Grubu’nun HTŞ lideri ile yaptığı bu söyleşinin de hem ABD’nin HTŞ’ye ilgisini ortaya çıkarmakta hem de İdlib’deki Amerikan çıkarları hakkında bize ipuçları vermektedir bu nedenle de bu önemlidir."

"RUSYA VE TÜRKİYE'NİN HTŞ KONUSUNDA UZLAŞMAYA VARMASI İFADE EDİLMEKTEDİR"

‘The Jihadist Factor in Syria’s Idlib: A Conversation with Abu Muhammad al-Jolani’ başlığını taşıyan bu imzasız yazıda Uluslararası Kriz Grubu İdlib’deki gelişmeleri, varılan durumu, Türkiye’nin göçmen sorununu anlatmakta ve Türkiye ile Rusya’nın gecikmeden önce ateşkes konusunda sonra da İdlib konusunda bir uzlaşmaya varmasını önermektedir. Bu öneri içerisinde ayrıca Rusya ve Türkiye’nin (Uluslarası Kriz Grubu’nun ifadesiyle Moskova ve Ankara’nın) HTŞ konusunda uzlaşmaya varması gerektiği ifade edilmektedir.

HTŞ lideri ile yapılan söyleşide ise HTŞ lideri, kendilerinin uluslararası bir amacı olmadığını grubun radikallikten uzaklaştığını tek amaçlarının İdlib’deki halkların güvenliğini sağlamak olduğunu bunun için rejime karşı mücadele ettiklerini, İdlib dışıyla ilgili hiçbir amaçlarının olmadığını ve İdlib’deki yönetimi devir almaya hazır olduklarını ifade etmektedir."

"ABD, HTŞ'NİN VARLIĞINI DEVAM ETTİRMEK İSTEMEKTEDİR"

"HTŞ lideri ile bu söyleşide, bu grubun bir transformasyondan geçtiğini, devam eden gelişmelere uyum sağladığını, göçmenlere yardım eden uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmaya hazır olduğu ifade etmekte. Tabii bu söyleşiyi yapan kişi de Uluslararası Kriz Grubu da HTŞ’yi sempatik göstermeye çalışmaktadır. Bu söyleşinin sonunda ise HTŞ’nin mağlup edilmesi durumunda bir felaketin oluşacağını ifade edilmekte HTŞ’nin yaşatılması gerektiği ima edilmektedir.

Bütün bunlara ve söyleşiye baktığımızda, HTŞ’nin ABD için ve küresel derin yapı için büyük bir önem arz ettiğini ifade etmemiz mümkündür. İşte bu nedenle de ABD, İdlib içerisinde HTŞ’nin varlığını devam ettirmek istemektedir. İdlib ile ilgili olarak TSK bölgededir ve mücadelenin içine girmiştir, şehitler vermektedir. Bu şartlarda ABD’nin İdlib’le ve HTŞ ile ilgili düşüncelerinin ve amaçlarının iyi anlaşılması gerekmektedir. Kanımca ABD’nin sadece İdlib’in geleceği ile ilgili değil aynı zamanda Suriye’nin geleceğiyle ilgili olarak da HTŞ terör örgütü hakkında gizli amaçları olduğunu ifade etmemiz ve bunu da dikkate almamız gerekmektedir. Rusya'nın, ABD'nin bu amacını kavramaması mümkün değildir.”

HABERE YORUM KAT