Basın açıklamasının metni:
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu olarak 'İnanca Saygı ve Başörtüsüne Özgürlük 'için çıktığımız yolda mücadelemiz devam ediyor.
28 Şubat sürecinden bu tarafa dozu artırılarak devam eden başörtüsü yasağı ve inanç özgürlüğün önündeki engeller; bize gösterdi ki mücadele etmeden ve direnmeden hak ve özgürlükler elde edilemeyecektir.
Ergenekon örgütüyle ortaya çıkan kirli ilişkiler ve toplum mühendislerinin halkı sindirme ve yıldırma politikaları, korku toplumu yaratmaya ve korku – kargaşa ile halkı idare etmeye çalıştıklarını göstermektedir.
Ergenekon bu sistem için bir istisna değil bizatihi kendisi olduğunu göstermiştir.
Her Ramazan ayında İnsanların inançlarını hafife alan ve değerleriyle adeta kavga eden sistem ve medyanın bugün nasıl bir kirli ilişkiler yumağına girdiğini göstermektedir.
Ali Kalkancı – Fadime Şahin Olayını tezgahlayanların bugün nasıl da gün yüzüne çıktığını; olayı organize eden 'Sisi'nin bugün Ergenekon dan dolayı gözaltına alınması bizlere şunu bir kez daha gösterdi ki: Oluşturulmaya çalışılan kaos ortamlarında ve özellikle de inanç ekseninde yapılan, halkın inancını hafife alan medya ve çete eksenli psikolojik baskılar, bunların yapıldığı zamanlarda yapanlar tarafından mutlaka bir menfaat ve çıkar ilişkisi içersinde olduklarını göstermiştir.
Birinci duruşmanın yapılacağı 20 Ekim'e kısa süre kala yeni bir Ergenekon dalgasıyla karşı karşıyayız. Ülke gündeminde sıcaklığını koruyan Ergenekon hadisesi gittikçe açığa çıkamaya devam ediyor. Topluma; 'bu kadarına da pes doğrusu' dedirten ama aslında bizlerin hiç de artık garipsemediği iddiaların ardı arkası kesilmemektedir. Ergenekon davasında Sanki görünen hâlâ buzdağının üstü. Tehlikenin büyüklüğünü hissediyoruz. Ancak bu konuda daha alınacak çok yol var. Bu tehlikeli örgüt, ahtapot gibi kolları her yere uzanıyor. Her dalga, yeni bir yüzünü ortaya çıkarıyor. Eğer adil bir ülkede yaşamak istiyorsak Ergenekon'un tüm uzantılarına kadar temizlenmeden gündemden düşmemesi gerekir. Yoksa kirli ve karanlık oyunların tuzağından kendimizi kurtaramayız. Ve geçmişte olduğu gibi halkı kendi anlayışlarında hizaya getirmek isteyen toplum mühendislerinin oyuncağı olmaktan kendimizi kurtaramayız.
Burada İktidara sesleniyoruz: Adaleti tesis etmek ve özgürlüklerin önünü açmak için ülkede var olan başörtüsü yasağına ve her türlü İnsan hakları ihlallerine son verin ve size verilen emanete riayet edin. Yoksa Sizden öncekilerin başına gelenler sizin de başına gelmesi çok uzak olmaz.
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu olarak bu güne kadar olduğu gibi bundan sonrada her türlü hak ve özgürlük ihlaline karşı onurlu insanların sesi olmaya devam edeciğiz.



