Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Basın Açıklaması:
142 haftadır yürüttüğümüz mücadelemizle yine karşınızdayız. İsterdik ki burada sizlerle ülkemizin yasaklardan, terörden, çetelerden, yolsuzluklardan kurtulduğunu paylaşalım. Ne yazık ki değişen bir şey olmadı. Geçtiğimiz hafta 17 asker ve 5 polis olmak üzere fidan gibi evlatlarımızı şehit verdik. Acımız çok büyük. Bütün şehit annelerine başsağlığı diliyoruz.
Bir yandan terörle evlatlarımızı kaybederken, diğer yandan da başörtülü olduğu için okullarına alınmayan, çalışamayan çocuklarımızın ruh sağlığını kaybediyoruz. Bu durum biz annelerin yüreğini dağlıyor. Annelerin yüreği yanarken yetkililer kulağını tıkıyor, halkın sesine kulak vermiyorlar.
Yolsuzluklarla, yoksullukla ve yasaklarla mücadele edeceklerini söyleyerek iktidara geliyorlar. Fakat ülkemiz yolsuzluklardan geçilmiyor. Gün geçmiyor ki yeni bir çete haberi duymayalım. Yoksulluk ise diz boyu. Demokratikleşme ve insan haklarını koruma söylemleriyle işbaşına gelenler özgürlük alanlarını daha da daraltıp, yasak alanlarını genişletiyorlar. Yasaklı bir ülkede yaşamanın ne denli zor olduğunu mağdurlara sormak lazım.
Sadece şehit anneleri değil, yasaklar yüzünden mağdur olan çocuklarımız ve onların anneleri de ağlıyor. Bir anne gencecik evladını "vatan sağolsun" diyerek şehit vermekten gurur duyarken diğer yandan başörtülü kız evladının okuluna neden alınmadığının yaman çelişkisini yaşıyor. Devletimiz "başörtülü olarak çocuğunu şehit verebilirsin, fakat başörtülü olarak okullara, orduevine giremezsin" diyor. Allah aşkına dünyada böyle bir ülke daha var mı?
Askerî yetkililerimiz sınırlarımızın BBG evi gibi gözetlendiğini söylüyorlardı. Son olaylar gösteriyor ki; kaydedici kameralarımız sınırlarımızı değil okul önlerindeki başörtülü kızlarımızı, kutlu doğum haftasında ilahi okuyan çocuklarımızı, kompozisyon yarışmalarında birinci olup ödülünü almak için kürsüye çıkarılmayan kızlarımızı kaydediyor. Tarihî tecrübelerimiz gösteriyor ki aslî vazifesinin dışına çıkan hiçbir kurum başarılı olamamıştır.
Bir kısım medya her yıl ramazan ayını mütedeyyin insanlara zehir ettiği gibi bu yıl da aynı şeyi yaptı. Yurtdışında kurulan bir derneğin yaptığı iddia edilen bazı yanlışlıklardan dolayı Türkiye'deki muhafazakâr insanların yaptıkları hayır ve hasenatlar gölgelenmeye çalışılmış, hatta bu dernekle aynı adı taşıyan yerli dernek bu medya grubu tarafından lince tabi tutulmuştur. Şu bilinmelidir ki halkımız hiçbir zaman "çamur at, izi kalsın" taktiklerine prim vermemiştir. İnsanları inançları üzerinden siyaset yapılması asla tasvip edilemez.
Son günlerde üzülerek izlediğimiz olaylardan biri de toplumumuzun kamplaşmalara ayrılmak istenmesidir. Yalan haberlerle, vakayı âdiyeden diyebileceğimiz olayların maksatlı bir şekilde çarpıtılmasıyla Kürt-Türk, laik-antilaik şeklinde toplumumuz kamplaştırılmak istenmektedir. Bu noktada halkımızı oyunlara gelmemeye, sağduyulu olmaya çağırıyoruz. Unutmayalım ki böyle bir kutuplaşma tam da ülkemiz düşmanlarının hedeflediği bir durumdur. Gün kardeşlik ve birlik-beraberlik günüdür.
Haftaya inançlar önündeki engellerin kaldırıldığı, özgür düşüncenin yaşandığı yasaksız bir Türkiye'de buluşmak üzere tekrar aynı yerde ve saatte buradayız.
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına
İlkder (İlke İlim Kültür ve Dayanışma Derneği)
Hadiye KILIÇ (Başkan Yrd.)



