İslam Dünyası, İmam Humeyni'nin tüm müslümanlara çağrıda bulunarak Ağustos 1979'da ilan edilen, Kudüs Günü'nde Filistin halkı ile dayanışma içerisinde olduklarını, İsrail işgaline karşı Filistin direnişini desteklediklerini haykırmak için meydanlara indiler, konferans ve geceler düzenlediler. Bir ses de Cumartesi gecesi Almanya'dan yankılandı Kudüs'e. Essen şehrinde yüzlerce müslümanın bir araya geldiği geceyi Müslümanlarla Dayanışma Platformu düzenledi. Uzun zamandan beri bu platform tarafından kutlanan Kudüs gecesinin sunuculuğunu Emine Ceylan yaptı. Topluca yapılan iftardan sonra program, küçük bir kızın ve Kemal Kök'ün okuduğu Kur'an'dan sonra verilen Türkçe ve almanca meal ile başladı.
Platformun dönem başkanı Hasan Korkmaz'ın yaptığı selamlama konuşmasında platform tarafından düzenlenen çalışmalar tanıtıldı.
İlkokul öğrencisi çocukların "Hepimiz Filistinliyiz" tişörtleri ile sahnede okuduğu ezgi ve daha sonra okunan duygulu bir şiir büyük alkış topladı.
Türkiye'den davet edilen yazar Hamza Türkmen konuşma yapması için kürsüye davet edildi. Konuşmasına Kudüs'ün mümin evlatlarına, küfrün karşısında her türlü cahiliyeye karşı emperyalizmin, ambargolarına sürgünlerine katliamlarına ve işkencelerine karşı direnen ümmetin yüzakı şehit Fethi Şikaki'ye, Şehit Musavi'ye, Şehit Ahmed Yasin'e, Şehit Rantisi'ye binlerce mücahit ve mücahide şehit kardeşlere selam ile başladı.
Tarihte Filistin'in acı, yıkımlar ve ihanetler gördüğünü, peygamberlerin katledildiği ve çarmıha gerilmek istediği bir mekan olduğu, Hz. Süleyman'ın secdegahının, Hz. İbrahim'in, Hz. Musa'nın ve Hz. İsa'nın yöneldiği makamın burada olduğunu aynı zamanda Hz Muhammed'in de kıblegahı olduğunu dile getirdi Türkmen. Müslümanlar tarafından Yahudilere ve Hıristiyanlara gösterilen şefkatın icraat mahallinin, çok kimlikli, birarada yaşama modelini ancak İslamiyetin hakimiyeti sağladığı, huzur ve barış içinde yaşandıktan sonra işgal edildiğini ve Batılı ve Haçlılar tarafından müslümanların katledildiğini, onunla da kalmayıp Yahudi dindarlarında katledildiğini söyleyen Hamza Türkmen Kudüs'ün S. Eyyubi ile esenliğe ulaştığını söyledi.
Konuşmasına şöyle devam etti: „Şimdiki işgal çok daha vahşi, acımasız ve çok daha emperyal. Bugün Filistin'de emperyalizmin küresel kapitalizmin taşeronluğunu veya mafyalığını yapan ırkçı, siyonist rejim hakim. Tüm müslümanlara rağmen onurlu müslümanlar var. Bu zulme yoksulluklar içinde direniyorlar. Kardeşlerinin koparılmış, ulus parçalara bölünmüş ve cetvelle çizilip ayrılmış çoğrafyalarından kendilerine uzanacak şevkat, dayanışma elini ve dualarını bekliyor.
Filistinliler niçin bizi bekliyor? Filistin direnişi bize sorumluluklarımızı hatırlatıyor. İnsanlığımızı ve İslami mükellefliğimizi hatırlatıyor. Bunun için önemli Filistin bizim için ve aynı şekilde Kudüs günü.
Tevhid ve adaletin örnekliği olan İslam ümmeti tarihi süreç içinde yitirildi. Bunun yanında ulusal devletlere ayrılmış, parçalanmış. Bizler dağılan ümmet yapısının yetimleriyiz."
Tevhidi vahdete yeniden ulaşmak için itikadımızı, kültürümüzü, ölçülerimizi yeniden Kur'an'la canlandırmamız gerektiğini söyledikten sonra şehit Fethi Şikaki'nin sözlerini hatırlattı: „Sömürü devam ederken en azından duyarlılıkların ve siyasi vahdet kurulması gerekir."
Türkiye-İsrail ilişkilerine değinen Türkmen Konya semalarında İsrail uçaklarının talim uçuşları yaptığını; bu sene ise ABD, İtalyan ve NATO uçakları İsrail uçakları ile birlikte yaptığı talim uçuşları ile kimi bombalamak için talim uçuşları yaptığını dile getirdi. Türkiye'de talim yapan uçakların İsrail'de Filistin hareket liderlerini helikopterlerle ve uçaklarla bombaladıkları ve Türkiye'nin bu katil uçaklara yataklık yaptığını söyledi.
Türkmen, daha sonra: „Direniş Filistin'e gidip direnişe katılmak değildir. Önce İsrail vahşetine, işgaline, sömürüsüne benzin taşıyan imkan sağlayan içimizdeki yaşadığımız ülke sistemine ve politikalarına karşı tavır almalıyız, kampanyalar gerçekleştirilmeli. Hem Avrupa'da hem Türkiye'de. BOP projesi ile ABD'nin adalet, barış getirmek gibi bir niyeti yok. İnsan hakları adı altında insan hakları emperyalizmi yapıyor. „ dedi.
Yazar, yahudiliği ve siyonizmin farklı olduğunu; siyonizmin insanlık düşmanı, ırkçı, emperyalist, vahşi, işgalçi bir ideoloji olduğunu, siyonizm eleştirisi saf bir yahudilik eleştirisi olamayacağını, yahudiliğin bir din olduğunu ve ulus olmadığını vurguladı. Yahudiliğin içinde aydınlanma felsefesinin etkisinde kalmış, emansipasyon geçirmiş, laik ve seküler yahudiler yahudiliğin bir ulus, bir ırk haline getirmeye çalıştıklarını dile getirdi. Daha sonra İsrail bir ırk, bir ulus emperyalizmine dönüştüğünü ve buradan İslam dünyası kontrol ettiğini söyledi.
Direniş hakkında ise şu sözleri söyledikten sonra konuşmasını bitirdi: „Bu direnişin önemi sadece orası için değil tüm bölgemiz için bir direniş. Baskı ve saldırı üstüdür İsrail. Bizi ötekileştirme ve asimile etme politikalarının silah gücü. İntifada sadece Filistinlilere lazım değil, tüm müslümanların ezilen halkların uyanış ve direniş şiarı olmalıdır. Filistin'deki zulüm Türkiye'deki zulümden ayrıştırılmaz. Müslümanların İslami kimlik bilinç inşası gerçekleştirmek aynı zamanda küresel intifadayı planlamak ve üstlenmek tüm onurlu, erdemli ve devrimci müslümanların görevi olmalıdır"
Daha sonra kürsüye "İnsan Hizmet Vakfı"ndan Yalçın İçyer davet edildi: Konuşmasını bir çağrı üzerine bina eden İçyer „Gelin Mübarek Beldeleri Emin Kılalım" dedi. Tüm elçilerin insanlığa sundukları „güzel bir ümmet olma" emanetini insanların parçaladıklarını ve tüm elçilerin üç noktada birleştiklerini dile getirdi:
1. Hayatlarının, ölümlerinin ve hayat kurallarının alemlerin Rabbi olan Allah'a ait oldukları,
2. Sadece davet ettikleri ve ücret istemedikleri,
3. Sömürüp, kulluğa çağıranlar zalimlerin yanında değil de Rablerinin yanında oldukları,
Bugün Kabe ve Mescidi Aksa'nın bulunduğu mübarek bölgelerin emin belde olmadıklarını dile getiren Y. İçyer Hz. Musa'dan örnek verdikten sonra tarihin yeniden tekerrür ettiğini söyledi: "Dünya müstekbirliği ve dünyanın en zengin karunlarıyla desteklenen bir avuç siyonist tarafından, tarihin en vahşi katliam silahlarıyla, o tertemiz beldeyi, başta Filistinliler olmak üzere, hem Hıristiyanlara ve hem de Yahudilere emniyetsiz bir belde haline getirilmiştir."
Yahudilerin şu günlerde tarihlerinin en karanlık dönemlerini yaşadıklarından örnekler veren Yalçın İçyer konuşmasında İsrail devletinin katliam yaptığını ve İsrail'in bunu itiraf ettiğini ve bu yüzden bazı İsrail!deki yahudi aydın ve yazarların utançlarından insanların yanında başlarını kaldıramadıklarını anlattıklarını anlattı ve yeniden çağrıda bulundu: "Gelin Bu Mübarek Beldeleri Emin Kılalım."
Beraberce yapılan duadan sonra program sona erdi.
Haber: Murathan Kerim
Haksöz-Haber / Almanya








