Georgetown Üniversitesi’nde görev yapan Hint akademisyen Badar Khan Suri, Filistin halkının haklarını savunduğu gerekçesiyle sınır dışı edilmek istenmesine ilişkin duruşmada Trump yönetiminin savunmasını “sığ” ve “temelsiz” olarak nitelendirdi. Suri, kendisine yöneltilen antisemitizm suçlamalarının siyasi bir gündeme hizmet etmek amacıyla kullanıldığını söyledi.
Georgetown Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı olarak görev yapan Badar Khan Suri, salı günü Virginia eyaletinin Annandale kentindeki göçmenlik mahkemesinde görülen duruşmanın ardından Trump yönetiminin kendisini sınır dışı etme girişimine sert tepki gösterdi.
Hindistan vatandaşı olan ve ABD’de yasal statüyle bulunan Suri, ABD vatandaşı bir kadınla evli. Suri’nin davası, Filistin halkının haklarına yönelik açıklamalarının ardından ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) tarafından gözaltına alınmasıyla uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmişti.
Suri, mahkeme çıkışında yaptığı açıklamada hükümetin kendisine yönelik suçlamalarını eleştirerek, “Hükümetin argümanı tamamen temelsiz ve sığ. Bir şey hakkında konuşmak istiyorlar ancak söylediklerinin hiçbir dayanağı yok.” dedi.
Suri, kendisine “antisemitik” veya benzeri suçlamalar yöneltildiğini belirterek bunların siyasi bir gündeme hizmet etmek amacıyla kullanıldığını savundu.
“Yahudi destekçilerim inançlarının silah olarak kullanılmasını istemiyor”
Suri, kendisine destek vermek için mahkemeye gelen Yahudi destekçilerine de dikkat çekti.
Yahudi destekçilerinin, hükümetin kendi inançlarını siyasi bir araç olarak kullanmasını istemediğini belirten Suri, davanın yalnızca kendisiyle sınırlı olmadığını vurguladı.
Georgetown Üniversitesi’ndeki Alwaleed Müslüman-Hristiyan Anlayışı Merkezi Direktörü Nader Haşimi de davanın Trump yönetiminin Filistin karşıtı politikalarını ortaya koyduğunu savundu.
Haşimi, “Kimse Badar Khan Suri’nin kim olduğunu bilmiyordu. Trump yönetimi, aşırı sağcı Netanyahu destekçilerinin teşvikiyle onu sınır dışı edilmek üzere hedef aldı.” ifadelerini kullandı.
Haşimi ayrıca Suri’nin eşi Mapheze Saleh’in Gazze kökenli bir ABD vatandaşı olması nedeniyle doğrudan hedef alınamadığını, bunun yerine eşinin hedef haline getirildiğini ileri sürdü.
Suri’nin gözaltına alınması
Suri, 17 Mart 2025’te Washington DC yakınlarındaki evinin önünde maskeli kişiler tarafından gözaltına alınmıştı. Daha sonra bu kişilerin federal ajanlar olduğu ortaya çıkmıştı.
ABD makamları, dönemin Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun talimatıyla Suri’nin vizesinin iptal edildiğini ve kendisinin “Hamas propagandası yaymak ve sosyal medyada antisemitizmi teşvik etmek” gerekçeleriyle sınır dışı edilmek istendiğini bildirmişti.
Suri yaklaşık iki ay boyunca Teksas’taki ICE gözetim merkezinde tutuldu. Federal mahkeme 14 Mayıs 2025’te serbest bırakılmasına hükmetti.
Dördüncü Temyiz Mahkemesi de Temmuz 2026’da Trump yönetiminin Suri’yi yeniden gözaltına alma girişimini reddederek, alt mahkemenin serbest bırakma kararını onadı.
“Adaletin tecelli edeceğine inanıyorum”
Sınır dışı edilme sürecine ilişkin hukuki mücadelesini sürdüren Suri, “Hayatım boyunca, yaklaşık 20 yıldır barış süreci için çalıştım. Bunun zorlu bir süreç olduğunu biliyorum. Bu mücadeleye hazırım ve adaletin tecelli edeceğine dair umudum çok güçlü.” dedi.
Suri’nin avukatlığını yapan Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), hükümetin Suri’nin ABD’de bulunmasının “zorlayıcı bir dış politika çıkarını tehlikeye attığı” yönündeki savunmasının gerçeği yansıtmadığını belirtti.
ABD hükümeti, nadiren kullanılan bir Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası hükmüne dayanarak Suri’nin sınır dışı edilmesini talep ediyor.
Suri’nin davasında bir yandan federal mahkemelerdeki habeas corpus süreci devam ederken, diğer yandan Adalet Bakanlığına bağlı göçmenlik mahkemesinde sınır dışı edilme süreci yürütülüyor. Duruşmaların ilk gününde Georgetown öğrencileri ve akademisyenleri Suri lehine tanıklık yaptı.
“Mesele yalnızca bir akademisyenin hakları değil”
Nader Haşimi, davanın Suri’nin kişisel hukuki mücadelesinin ötesine geçtiğini savundu.
Haşimi, Trump yönetiminin uygulamalarına yönelik kamuoyundaki tepkinin büyüdüğünü belirterek, “Bu yalnızca Georgetown’daki bir doktora sonrası araştırmacının haklarıyla ilgili değil. Bu dava artık ABD’de demokrasinin geleceğiyle ilgili.” ifadelerini kullandı.
Suri’nin göçmenlik davasında mahkemenin kararının bu hafta verilmesi bekleniyor.


