1. YAZARLAR

  2. Hacı Yakışıklı

  3. Zirve’sinden Zorba’sına Mazlumder
Hacı Yakışıklı

Hacı Yakışıklı

Yazarın Tüm Yazıları >

Zirve’sinden Zorba’sına Mazlumder

A+A-

28 Ocak 1991... Avukat, gazeteci, yazar, yayıncı ve işadamlarından oluşan 54 kişi bundan 25 sene evvel “Kim olursa olsun zalime karşı, kim olursa olsun mazlumdan yana” gibi müthiş bir sloganla yola düştüler. Bu 54 kişinin kimler olduğu bir yerlerde bugün bile yazılı değil; zira onlar isimlerini yazmaya değil mazlumları tutup kaldırmaya gayret ettiler. Bu insan hakları savunucuları yeniden bir araya gelse ve gerekli yerlerde yol gösterse herkes için hayırlı olur. 

Hılful Fudul (Erdemliler Birliği) anlayışı ile hareket eden dernek, şahsen benim de yaşam tarzıma uygundu ve yıllarca genel yönetim kurulunda seve seve görev aldım. Burada “Mazluma kimliği sorulmuyor” ve kim yere düşmüşse elinden tutuluyordu. Başta Kayseri Şube Başkanı Ahmet Taş olmak üzere derneğe emek verenlere ve bizleri bu yola çeken herkese teşekkür etmek gerek!  

Siyaset üstü olması ve dışarıdan maddi destek almaması Mazlumder’in etkin bir kurum olmasını ve rahat söz söylemesini sağladı. Derneğin ilkelerini ve yöntemlerini bütüncül olarak kapsayan başka bir kurum şu an için yok, bu açıdan Mazlumder’in önemi daha da artar.

Ancak son yıllarda Mazlumder’e “bir şeyler” oldu. Dernek “dağılma” noktasına geldi. 3-4 sene evvel başlayan rahatsızlıklar artık son safhaya gelmiş görülüyor. 

Mazlumder’in İSTANBUL, ANKARA, KAYSERİ, KONYA, ADANA, MALATYA, TRABZON şubeleri; derneğin iyi yönetilemediğini söyleyerek “Olağanüstü Genel Kurul” talep etti. Mevcut Başkan Ahmet Faruk Ünsal’ın yıllarca derneğe emek sarf ettiğini söyleyen şube yetkilileri, kendisinden artık bu işi bırakmasını ve yeni bir Genel Başkan ve yönetim kurulu ile yola devam edilmesini istediler.

Derneğin Genel Merkez’i kamuoyunda artık dünya mazlumları ile değil; Doğu’da yaşanan olaylara “bakış açısı”yla anılır oldu. Elbette oradaki mağduriyetler de sonuna kadar dile getirilmeli! Ancak bu mağduriyetlere “tek taraflı” bakılınca işler değişti.

Hazırlanan raporlarda yaşanan mağduriyetler anlatılmış; lakin bu mağduriyetlerin müsebbibi olan PKK’dan hiç bahsedilmemiştir. Üstelik raporu bizzat hazırlayanlar bile kendi aralarında anlaşamamış görülüyor, onlar dahi kendi aralarında tartışmaya devam ediyor.

Bu raporlar şayet bir şube adına yayınlansa, sadece o şubeyi bağlar; ancak söz konusu raporlar “Mazlumder Genel Merkezi” adına yayınlanıyor. Bu sebeple tüm şubeler sanki bunu destekliyor havası oluşuyor. Hazırlanan raporlar dernek şubelerinin onayı ve rızası olmadan yayınlanmıştır. Bu şubelerin itirazı dahi dikkate alınmamıştır. İtiraz edenler ise mevcut hükümetin destekçisi olmak gibi çok büyük bir haksızlıkla yaftalanmış, kardeşlik hukuku zedelenmiştir; hatta çiğnenmiştir.

Doğu’daki bir kurum rapor hazırlarken “Kahrolsun PKK” diye bağırması beklenmeyebilir. Bu açıdan orada yaşayanların durumu daha zor! Ancak rapor hazırlıyorsanız; ya bunu sadece kendi adınıza yayınlayacaksınız yahut olaylarda PKK’nın rolüne de değineceksiniz. Kurumunuzda bulunan “herkes adına” konuşmaya kalkarsanız olmaz.

Bu iş uzadıkça Mazlumder kirli bir noktaya doğru gider. Olaylara PKK’nın açtığı çukurlardan bakan bir dernek Mazlumder adını dahi taşıyamaz. Bir müddet sonra “marjinal” bir yapıya dönüşerek, herhangi bir olayda ne söyleyeceği çok önceden tahmin edilen bir derneğe dönüşür. Mazlumder’in kurucu iradesi de dâhil birçok insan da burayı terk eder yahut yeni bir yönetimle yola devam edilir.

Mazlumder “kutsal” bir kurum değildir; bizler her sözü kutsal olan insanlar değiliz! Mazlumder tarafından söylenen her sözü biricik gerçekmiş gibi kutsayanlar maalesef öteleyici, yok sayıcı bir tavrın müntesibleri oldular. “Adil şahitlik” ifadesi oyuncağa dönüştürüldü, kendi kafalarındaki ideolojinin perdeleyicisi konumuna getirildi. Kendilerini Mazlumder’in yegâne ve sonsuz sahibi zannedenler, sırf olağanüstü kongre istedi diye yıllarca beraber çalıştığı kişileri çirkin kelimelerle yaftalamaya kalkıyor.

Biz “erdem” kavramını siyaset üzerinden bir konumlanma değil, insan hakları ve hakikat üzerinden bir vazife olarak görüyoruz.

Kongre isteyen dernek şubeleri hiçbir zaman “Mazlumder, iktidarın yedeği olsun” demedi. Bizler Mazlumder’e iktidarın sözcüsü olsun diye gelmedik; ancak iktidarın karşısında konumlansın diye de gelmedik! Olaylara bakışımız siyasi değil; mazlumlar üzerindendir. 

Birileri hâlâ “Bazı çevreler Mazlumder hakkında algı yönetimi yapıyor”demeye devam ediyor. Bazı çevreler dedikleri derneğin İstanbul, Ankara, Kayseri, Konya, Malatya, Adana, Trabzon şubelerinden oluşuyor. Eleştiri artık dışarıdan değil bizzat içeriden geliyor ama ısrar ve inatla cahilce bir düzenin değnekçiliğini yapıyorlar. Kendi arkadaşlarına “bazı çevreler” diyorlar.

Hülasa; Olağanüstü Kongre kaçınılmazdır. Yıllarca derneğe emek veren mevcut Genel Başkan Ahmet Faruk Ünsal güzel bir imajla derneği kongreye götürmelidir. Kendisi eleştirilse dahi sevilen, sayılan bir kişidir. Dernek toplantılarında herkesi dinlemiş, ciddiye almış, arandığı zaman daima ulaşılmıştır. Daha fazla kalp kırılmadan, eleştiriler derneği tüketmeden önce gerekeni yapmasının hayırlı olmasını dilerim. 

Yeni Akit

YAZIYA YORUM KAT