Yeni dönemin ilk analizi

13.09.2010 14:53

Mehmet Altan

Referandum sonucu belli oldu ve “evet”ler tahminleri de delerek fark attı. Bir de baskette ABD’yi yenebilsek, her şey daha da mükemmel olacaktı.

Baskette dünya şampiyonu olamadık ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “işte özlediğimiz başbakan” dedirtecek nitelikte çok güzel bir teşekkür konuşması yaptı.

Mutluyuz... Tek parti zihniyetinin iyice cilalanarak önümüze konduğu 12 Eylül askeri rejiminin pası ve kiri biraz daha aşıldı. Şimdi yeni bir dönem başlıyor... Herkesin şapkasını önüne koyup, olup biteni sakince yeniden düşünmesi gerekmekte...

Bunun ilk adımını da referandum sürecinin genel bir değerlendirmesi oluşturabilir...

***

Otuz yıldır, “milli bir ayıp” halindeki 12 Eylül askeri rejimini tümüyle ortadan kaldıramadığımızı sorgulamak yerine, “sınırlı, gecikmiş ve kısıtlı” bir değişim paketi karşısında, üstelikle de nefret duygularını iyice azdırarak bölündük. Bunun sebebi “siyasal partici” olup, “siyasal değişimci” olmamak mı? “Cami” ve “kışla” efradı olarak fanatik bir şekilde hayata bakmak mı? “Siyasal rejim” kavramından uzak yaşamak mı? “Askeri yargının” devam ettiği, askerliğin zorunlu olduğu yerde, siyasal iktidarlar değişse de “rejimin sivilleşemeyeceğini” fark edememek mi?

***

Maalesef... Siyasi partiler “halk oylaması” kampanyasını son derece kötü yönettiler, süreci seviyesi iyice düşük bir kişiselleştirmeyle sonuçlandırdılar.

Muhalefet “siyasal iktidar” kavgası yaptı, siyasal iktidar ise “rejimin kısmi demokratikleştirilmesi” noktasında ısrarlı ve aydınlatıcı bir kampanya yürütemedi.

Sorunun “12 Eylül askeri rejiminin” ortadan kaldırılması olduğu daha sakin ve derin anlatılabilseydi, muhakkak ki “hayır” çok daha azalırdı.

Ama bizdeki “siyasal ikbal” aranışı “köhnemiş” anti demokratik rejimi orasından burasından yetersiz törpülediği için daha da ileri noktaya varılamadı.

Zaten sağlıklı toplumlarda rejimi toplum kendi öncülüğünde ve sabırsızca demokratikleştiriyor; değişim için siyasetçinin ikbal aranışının peşine takılmayı beklemiyor. Umarım bu yeni irade ışığında bundan sonra buralarda da böyle olur...

***

Referandum sürecinin en şaşırtıcı sonucundan biri de... “Kürt siyaset kurumunun” yüzünü hiç kızartmadan “kendi halkına” karşı acımasızca baskı uygulayabileceğini ve silaha davranacağını göstermesi oldu. Kürtlere amansızca zulmeden 12 Eylül askeri rejimine yönelik sınırlı bir tadilatı, “siyasi parti kavgası” nedeniyle pas geçmek doğru bir karar değildi ve PKK-BDP el ele vererek bu kararı “silahlar eşliğinde” uyguladı. Türk Kemalizmi gitti, Kürt Kemalizmi geldi.

“Demokrasi” yerine “ırk” kavgası öne çıkınca, başka bir sonuç beklemek de abes zaten...

Gene de yüzde 35 bu baskıya cesurca direndi. Güneydoğu’da “Kürt Kemalizmi’ne karşı” demokrasi başkaldırısı belli ki bu çelişkiden ilerleyecek...

***

“Evet”ler sayesinde çok önemli ve ciddi toplumsal bir dönemeç alındı; çoğunluk “değişime” onay verdi. Ama bunu çok daha sakin, akılcı ve çoğunluk oranını artırarak da yapmak mümkündü.

Umarım... “Yeni dönem” bunun “formülünü” aramayı sağlar ki Başbakan’ın “akil” konuşması da bunun umut ışığını yakıyor. Formüle gelince... Sanırım Türkiye, hızla, “iktidarlar” değişse de temelde kendi durumunun olması gereken noktadan çok uzak kaldığını görerek, “insanı ve yönetileni” kutsayan “demokratik rejim” algısını ön plana çıkaracak...

Değişim paketine rağmen 12 Eylül rejimi yaşıyor ve yığınların başta işsizlik ve yoksulluk olmak üzere temel problemleri çözüm bekliyor... Yeni dönemde “cami” ile “kışla” kültürünü geride bırakarak, AB standartlarında bir “liberal demokrasi” anlayışı etrafında toparlanabilecek miyiz? “Fikir muhalifini” kan davası güdülmesi gereken bir “düşman” olarak algılamaktan vazgeçebilecek miyiz? Makul önerileri İttihat ve Terakki refleksiyle “siyasal iktidar” hesaplaşması olarak değerlendirmek ilkelliği son bulacak mı?

***

Siyasal iktidar bu aranışa kendini tazeleyebilirse öncülük edebilir... İlk sinyaller edebileceğini söylüyor.

Gene de tekler ve edemez ise, edebilen ön alacak.

***

Köhne Ankara rejimi bir kroşe daha aldı ama yetmez. 12 Eylül rejimini tümüyle küreyecek AB standartlarında yeni bir anayasa...

Vatandaşın yaşamına kalite getirecek olan AB reformlarında son sürat gidebilmek için gaza yüklenmek... Ve sembolik de olsa 12 Eylül rejiminden hesap sorma girişiminin başlaması gerekiyor...

***

“Devletin” değil, “toplumun” değişime öncülük ettiği... “İnsan odaklı” ve yönetilenin asıl egemen olduğu... Saray’ın yıkılmasını ilk hedef yapacak yenilenmiş bir zihniyete, demokratik bir Türkiye’ye ihtiyaç var. “Evet”ler bu beklentinin “öncü öncüleri”dir.

Yeni dönem hergün biraz daha artan bir ivmeyle bunu söyledikçe, ülke daha da hızlanarak olması gereken yere doğru koşacak.

Hızlıca koşmalı da, çünkü maalesef halen oralardan epeyce uzağız.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim