Wikileaks ve İsrail diplomasisi

06.12.2010 01:02

Muhammed Berhume

ABD Başkanı Barack Obama'nın seçilmesinin ardından Arap dünyasında kazandığı popülerliğin kaynağı, Obama'nın başkanlığa müstesna şekilde gelmesinin İslam dünyasıyla ilişkileri iyileştireceği ve Filistin sorununun adil şekilde çözümüne güçlü bir ivme kazandıracağı yönünde oluşan umutlardı.

Bütün bu umutlar şu an iki yılı aşmayan rekor bir zaman dilimi içinde neredeyse tamamen buharlaştı. İsrail defalarca tekrarladığı kanaatini ve bakış açısını doğrulama noktasında büyük oranda başarılı oldu. Bu İsrail kanaati şuydu: Ortadoğu bölgesindeki sorunların temeli, Filistin-İsrail çekişmesi ve İsrail'in Arap topraklarını işgali değil, İran ve El Kaide örgütüdür.

İsrail, şu an Wikileaks belgelerinden son sızan paketten dolayı en fazla sevinen ülke oldu neredeyse. İsrail, bu sızdırmaların bölgede İran nükleer dosyasına yönelik endişe ve kaygıların boyutunun, İsrail işgalinin sürmesine yönelik endişelerin boyutunu çokça aştığını ifade etti. Amerikan Savunma Bakanı Robert Gates de sızan belgelerin müttefiklerin güvenmesi, desteğini beklemeleri, desteklemeleri, nüfuzu ve etkisinden dolayı korkmaları veya takdir etmeleri, kendisiyle işbirliği yapmak zorunda olmaları açısından ABD'nin dünyadaki konumunu ispatladığını belirtti.

İsrail'in bu bağlamda Wikileaks belgelerini iki noktada işleve soktuğunu görüyoruz. Birincisi 'Ortadoğu'da sorunun İran ve El Kaide'de saklı olduğunu ve önceliğin bu iki tehlikeyle mücadele ve direnişe verilmesi gerektiğini ifade edenin sadece İsrail olmadığı' yollu İsrail plağının tekrarlanması. İkincisi ise İsrail'in bu belgelerde yer alan bilgileri başından beri söylemiş olması. Başka kimseler çok zaman sonra kapalı kapılar ardında ve gizli şekilde bu bilgileri ifade ediyordu.

Bu yüzden bu sızdırılmış belgeler akabinde İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman'dan geçtiğimiz pazartesi günkü sözleri kabilinden açıklamalar okumamız şaşırtıcı değil. Lieberman 'İran'ın bölgedeki asıl hedefinin İsrail değil, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri olduğunu' belirtmişti. Yahut önceki oğul Bush yönetiminde yeni muhafazakâr şahinleri içindeki en önemli isimlerden olan John Bolton'un açıklamaları geldi. Bolton, Wikileaks sızdırmaları akabinde şöyle demişti: 'İran'ın nükleer silaha sahip olma çabalarını durdurmak için tek yol askerî operasyondur.'

Ürdün gibi bölgedeki çekişmenin özünün Filistin sorunu olduğunu tekrarlayıp duran başka bir Arap ülkesi olmadığını iddia ediyorum. Filistin sorununa başka dikenli dosyalar ve Arap stratejik sorunları eşlik etse de hepsi de birinci sorundan sonra ikinci veya üçüncü sırada yer almaktadırlar.

İsrail önceliğin İran'a verilmesi gerektiğini ifade etmek amacıyla bölgedeki çekişmenin özünü yani Arap topraklarına yönelik işgalini çarpıtma noktasındaki kasıtlı politikalarını sürdürmek için bu sızdırma belgelerden istifade edecektir. Yani gelecek günlerde yerleşim birimleri inşaatlarının dondurulması veya bu temelde İsrail-Filistin müzakerelerinin yeniden başlaması yönündeki Amerikan, uluslararası, Arap veya Filistinli talepleri dinleme noktasında daha fazla inatlaşacak ve gerecektir İsrail. Bu bağlam içinde acaba bu sızdırma belgeler, İsrail açısından diplomatik bir zafer olarak görülebilir mi? Diyalog ve tartışmayı belirleyen soru bu.

Ürdün'de yayımlanan El Ghad gazetesi, 3 Aralık 2010

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim