1. HABERLER

  2. ÇEVİRİ

  3. Afganistan’daki çürük elmalar, ülkenin sivil toplum sektörü hakkında bize neler anlatıyor?
Afganistan’daki çürük elmalar, ülkenin sivil toplum sektörü hakkında bize neler anlatıyor?

Afganistan’daki çürük elmalar, ülkenin sivil toplum sektörü hakkında bize neler anlatıyor?

​​​​​​​İhtiyaç artarken, finansman azalmıştır. Yine de STK’ların çalışmaları verimsizlik sorunuyla boğuşmaya devam etmektedir.

09 Haziran 2026 Salı 10:39A+A-

Hujjatullah Zia’nın al Jazeera’de yayınlanan yazısı, Haksöz Haber tarafından tercüme edilmiştir.


Nisan ayında, bir arkadaşımla birlikte Afganistan’ın orta kesimindeki Daikundi vilayetindeki köyleri ziyaret ettim. Gezinin amacı, tarım sektöründe faaliyet gösteren bir STK’nın yürüttüğü bir projenin yararlandığı çiftçilerle konuşmak ve projenin etkisini değerlendirmekti. Onunla birlikte geçirdiğim bir hafta, ülkedeki sivil toplum sektörünün durumu açısından oldukça aydınlatıcı oldu.

Söz konusu proje, kırsal bölgelerde meyve ve sebze gibi hasat ürünlerini saklamak için sıfır enerjili depolama evleri sağlıyordu. İlk bakışta fikir umut vericiydi: çiftçilere, ürünlerini birkaç ay boyunca satabilmeleri için depolama alanı sağlamak.

Ancak, çeşitli köylerde görüştüğümüz çiftçiler bize ağaçların altında çürüyen elma yığınlarını gösterdi. Depolarda tüm köyün sadece iki ya da üç ailesinin elmalarını alabilecek kadar yer olduğunu söyleyerek şikâyet ettiler.

Başka bir köyde ise, farklı bir STK’nın yürüttüğü başka bir projeye yönelik hayal kırıklığına tanık olduk. Bu kuruluş, çeşitli sebzeler için ithal tohumlar satın almış ve bunları çiftçilere dağıtmıştı. Çalışanlar eğitimler vermiş, yetiştirme yöntemleri ve teknikleri üzerine haftalarca süren atölye çalışmaları düzenlemiş ve ekinleri düzenli olarak izlemişti.

Yerel katılımcılar projeye önemli miktarda zaman, enerji, arazi ve su yatırımı yaptılar. Ancak bu ithal tohumlardan elde ettikleri hasat çok azdı ve kalitesi düşüktü. STK'nın araştırma, eğitim, lojistik, nakliye ve personel maaşları için harcadığı muazzam miktarda paraya rağmen, her aileye düşen sebze miktarı yaklaşık 450 Afgan (yaklaşık 7 dolar) tutarındaydı. Çiftçilerin kayıpları için hiçbir hesap sorulmadı.

Bu tür hikâyeler Afganistan’ın kırsal bölgelerinde yaygın bir durumdur. Yardım kuruluşları başarılarına dair raporlar yayınlarken, birçok yararlanıcı, karşılaştıkları gerçek sorunları çözemeyen ve kötü tasarlanmış projelerden pek bir fayda sağlayamamaktadır. Bu projelerin maliyeti son derece yüksektir, ancak çıktıları genellikle yetersiz kalmaktadır.

Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesinden ve ABD önderliğindeki koalisyonun ülkeden çekilmesinden bu yana, Afganistan’daki insani yardım ve finansman dramatik bir şekilde çökmüştür. Ancak, fon bulma mücadelesi, Afganistan'da hâlâ faaliyet gösteren STK'lar arasında daha fazla verimlilik, hesap verebilirlik ve şeffaflığa yol açmamıştır.

Bu, yeni bir olgu değildir. 2001 ile 2021 yılları arasında Afganistan, yolsuzluk, zimmete para geçirme ve dış yardımın israfı konusunda en tipik örnek haline gelmiştir. Bir ABD'li gazeteci bunu “148 milyar dolarlık başarısızlık” olarak tanımlamıştır.

ABD fonlarıyla yapılan dolandırıcılıkları soruşturmak üzere ABD tarafından kurulan Afganistan Yeniden Yapılanma Özel Genel Müfettişliği'ne (SIGAR) göre, zimmete para geçirme veya israf nedeniyle 26 milyar ile 29 milyar dolar arasında bir kayıp yaşandı. Bu sadece ABD hükümeti tarafından sağlanan fonlardı; diğer bağışçılardan ne kadarının israf edildiğine dair bir tahmin bulunmamaktadır.

Yabancı fonların büyük bir kısmı güvenlik sektörüne aktarılırken, önemli bir kısmı da israfın yaygın olduğu sivil toplum alanına yöneldi. Milyarlarca olmasa da milyonlarca dolarlık projeler, özellikle kırsal bölgelerdeki Afganların yaşamlarını iyileştirme fırsatının kaçırılmasına neden oldu. Bu durum, günümüze kadar süren bir miras haline geldi.

Bu durum sadece Afganistan'a özgü değildir. Dünya çapında kalkınma sektörü, israf ve verimsizlikle bilinir. Afganistan bağlamında ise bu durum, kontrol eksikliği ve saha çalışmasının zorluğu nedeniyle daha da kötüleşmektedir.

Birçok yabancı STK, projelerini doğrudan uygulamamaktadır; bunun yerine, uygulama ortakları (IP'ler) aracılığıyla çalışmaktadır ve bu ortaklar da uygulamayı alt yüklenicilere yaptırmaktadır. Bu geniş aktör zinciri, genellikle uygun kalite kontrol ve denetimin eksikliği anlamına gelir ve kârı artırmak için daha düşük kaliteli iş yapma motivasyonu doğurur.

Ayrıca, uygulama ortaklarının (IP'ler) birincil kaygısı finansmanı sağlamaktır. Bu nedenle, genellikle kâğıt üzerinde harika görünen ancak yerel halkın koşulları üzerinde mutlaka önemli bir etkiye sahip olmayan veya en acil ihtiyaçlarını karşılamayan proje teklifleri sunarlar.

Son olarak, özellikle uluslararası personel söz konusu olduğunda, ücretlerde çok fazla israf vardır. Yabancı çalışanlar, yerel bir çalışanın çok daha az bir ücretle yapabileceği işler için genellikle 10.000–20.000 dolar gibi yüksek maaşlar alırlar.

Küresel bağış fonlarındaki kesintiler karşısında kalkınma sektörünün zor bir dönemden geçtiği açıktır. Bu, bir dönüşüm anı olmalıdır. Yerel halkın ihtiyaçlarının çok büyük, mevcut finansman kaynaklarının ise giderek azaldığı Afganistan’da, STK’lar bu dönüşümü kendi ellerine alabilirler.

STK'ların atabileceği en basit ilk adım, projeleri planlamak ve yönetmek için nitelikli yerel halkı istihdam etmektir. Bu kişiler, yerel kültürü, gerçekleri ve toplulukların gerçek ihtiyaçlarının yanı sıra piyasa fiyatlarını ve saha koşullarını da bileceklerdir. Proje maliyetlerini optimize etmeye yardımcı olmakla kalmayıp, projelerin gerçek ve ölçülebilir bir etki yaratmasını da sağlayabilirler.

Buna ek olarak, STK'lar uzun bir IP ve alt yüklenici zincirinden kaçınmalıdır. Ayrıca, aynı hataların tekrarlanmasını önlemek için, uygulama sırasında projenin etkinliğini değerlendirmek üzere yerel topluluklardan ve saha çalışanlarından düzenli olarak doğrudan geri bildirim almalıdırlar.

STK'lar işsizlik, altyapı ve pazara erişim gibi ülke çapındaki acil sorunları ele almaya yatırım yaparsa, projelerin sürdürülebilir sonuçlar üretme olasılığı artar.

Verimlilik ve etkinliğin artırılması, sadece Afgan yararlanıcıların daha iyi hizmet ve yardım almasını sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda kuruluşların giderek azalan fon kaynakları karşısında daha rekabetçi hale gelmesini de sağlayacaktır. Bu, sadece Afganistan’da değil, dünyanın geri kalanında da STK sektörünü kurtarmanın tek yoludur.

 

* Hujjatullah Zia, Daily Outlook Afghanistan gazetesinde gazeteci ve kıdemli yazardır.

HABERE YORUM KAT