1. HABERLER

  2. HABER

  3. Erdoğan: Terörsüz Türkiye süreci ülkemizin stratejik devlet vizyonunun adıdır
Erdoğan: Terörsüz Türkiye süreci ülkemizin stratejik devlet vizyonunun adıdır

Erdoğan: Terörsüz Türkiye süreci ülkemizin stratejik devlet vizyonunun adıdır

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Terörsüz Türkiye süreci bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik devlet vizyonunun adıdır."

09 Haziran 2026 Salı 22:31A+A-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye, başkalarının senaryolarında kendisine rol biçilen bir ülke değil; kendi hikayesini yazan, kendi geleceğini şekillendiren ve bölgesinde oyun kurucu bir aktör haline geldiğini dost, düşman herkese göstermiştir” dedi.

‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE, STRATEJİK BİR DEVLET VİZYONUNUN ADIDIR‘

Türkiye’nin milli güvenliği riske girdiğinde gözlerinin hiçbir şeyi görmeyeceğini çok net biçimde ortaya koyduklarını vurgulayan Erdoğan, “Irak ve Suriye harekatlarımız ülkemizin tepesine yerleştirilen cam tavanı parçalayarak güvenlik paradigmamızda yeni bir dönemi başlatmıştır. Türkiye, başkalarının senaryolarında kendisine rol biçilen bir ülke değil; kendi hikayesini yazan, kendi geleceğini şekillendiren ve bölgesinde oyun kurucu bir aktör haline geldiğini dost, düşman herkese göstermiştir. Bugün kendi önceliklerimiz ve yöntemlerimizle yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizin de Körfez bölgesinden Kuzey Afrika’ya ve Doğu Akdeniz’e uzanan kararlı adımlarımızın da gerisinde işte bu artan öz güven, cesaret, planlama ve bağımsız hareket edebilme kabiliyeti vardır. Terörsüz Türkiye süreci bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır. İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, Türkiye’nin güvenliğini tahkim edecek, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır” ifadelerini kullandı.

‘GÜÇLÜ OLMAK DIŞINDA BİR SEÇENEĞİMİZ YOK’

Erdoğan, Türklerin kendisini ‘asker millet’ olarak tarif eden bir kimliğe ve kültüre sahip olduğunu işaret ederek, “Güvenlik, özellikle bizim milletimiz için ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilk sırada yer almaktadır. Şunu gayet iyi biliyoruz ki gardımızı indirdiğimiz, rehavete kapıldığımız anda bize bu topraklarda hayat hakkı tanımazlar. Sadece kendi bekamız için değil, dost ve kardeşlerimizin huzur, barış ve istikrarı için de bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur. Çünkü biz bölgemizin güvenliğini kendi güvenliğinden ayrı görmeyen, kendi huzuru kadar dost ve kardeşlerinin de huzurunu isteyen bir ülkeyiz. Şurası bir gerçek ki günümüzde tehditlerin doğası, savaşların tekniği, ittifakların işleyişi ve toplumsal risk alanları hızlı bir değişim geçiriyor. Bunlara paralel olarak güvenlik kavramının mahiyeti ve kapsama alanı da değişime uğruyor. Çağımızın güvenlik anlayışında enerji hatlarına yapılan bir saldırı da limanları ve lojistik ağlarını devre dışı bırakan bir kesinti de bankacılık sistemini işlemez hale getiren bir siber tehdit de toplumun birlik ve bütünlüğünü bozan dezenformasyon kampanyası da doğrudan milli güvenliğin alanına giriyor. Savaş meydanında artık tanklar, uçaklar ve füzeler kadar onlara istikamet veren yazılım ve donanımlar da belirleyici rol oynuyor. Yani hemen her alanda ön kabullerin yıkıldığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye olarak bu süreci takip etmekle kalmıyor, kendimizi en hızlı biçimde buna adapte etmeye çalışıyoruz. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilmiş teknolojik özerkliği, milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Aynı şekilde veri güvenliğine büyük önem veriyoruz. Gelinen noktada artık hepimiz şu gerçeğin farkındayız; veri altyapısını güvence altına alamayan bir ülke, ekonomik istikrarını, savunma kapasitesini ve vatandaşlarının mahremiyetini temin edemez” değerlendirmesinde bulundu.

 

Kaynak: Serbestiyet

HABERE YORUM KAT