1. YAZARLAR

  2. Fatih Böhürler

  3. Vergilendirilmiş kazanç kutsal mıdır?
Fatih Böhürler

Fatih Böhürler

Yazarın Tüm Yazıları >

Vergilendirilmiş kazanç kutsal mıdır?

A+A-

Yıllardır vergi dairelerinin önünden geçerim. Ve bu ‘özdeyiş’ ile gözgöze gelirim.

Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır

Her seferinde kendime sorarım:

- Kutsallık nerden?

Kutsallık dine atfedilebilecek bir yorum tarzı. Oysa laik sistemimizde böyle bir ana kart yok. Öyleyse neden kullanılıyor?

Bir tür takiyye mi?

Allah’ın dinini takmayanlar, gün geliyor ‘Haydi Allah Allah’ diye vatan evlatlarını gaza getiriyor

Şifreyi okuyun yeter!

Zamanında Almanlar da öyle yapmıştı. Ne Mustafa Kemal ne başkası, başkomutan Liman von Sanders’ti.

Bunlar tarihi gerçek.

Engin Ardıç’ın ışığında mum kalır bu yazdığım.

Aynı yordam ile bakalım. Yanlışı atalım. Doğruyu doğru yerde kullanalım.

Evren döneminden hatırlarsınız, bazı bölgelerimize uçaklardan kağıtlara basılı ayetler atılıyordu. Oysa Evren Paşa’nın bu tür dini kaygıları yoktu. Hatta karşıt idi.

Yani dini nosyonları devlete alet ettiriyordu. Biz Kamboçya mıydık? Biz Nijerya mıydık? Biz İdi Amin ülkesi miydik?

Bunlar laiklik ilkesine aykırı değil miydi?

Dini devlet işlerine alet edemezsiniz. İnsanların uhrevi duygularını dünya çıkarlarına kullanamazsınız.

Bunu yaparsanız, birileri de dini temel alarak dünyevi işlerinize el atar. Gık diyemezsiniz.

Vergilendirilmiş kazanç da vergilendirilmemiş kazanç da kutsal değildir. Hepsi tamamen dünyevidir.

Dünyevi hesaplara ahireti ve ahiret duygularını katamazsınız. Bu durum laikliğe aykırıdır.

İslamdaki kutsal ‘zekat’ ile benzetme yapılamaz.

Zekat, bir müslümanın malının 40’ta birini her sene Allah için devlete vermesidir.

Yani malının yüzde 2.5 kadarını vermektir sorumluluk. Başka vergi yoktur.

Bugün yüzde 40’a yakın vergi veriyoruz. Bunun İslamla bir ilişkisi var mı?

Yok.

Öyleyse kutsallık nerede?

Gelelim verginin kendisine. Ben bir girişimde bulunuyorum. Kár edersem devlet yüzde 40 ortak. Etmezsem ortak değil. ‘Bak başının çaresine’ diyor. Zararda yok, kárda ortak.

Adil olmayan şekilde bölüştük ve payını aldı. Bana düşen pay ile telefonda iş görüşmesi yapıyorum. ‘Ver’ diyor. Hem vergi, hem KDV hem de deprem vergisi.

Deprem olalı 8 sene geçmiş. Bu bahane vergisi. Bari adını değiştirin, havaya girelim.

Var mı ‘mantıksız’ diyecek aklı başında biri?

Ben vergi vermek üzere iş yaparken harcamalarda bulunuyorum. Bu harcamalardan zaten dolaylı vergi alınıyor. Her harcamayı da kabul etmiyorlar. Sineye çekiyoruz.

Devlet kendisine düşenden harcama yaparken kimseye hesap vermiyor. Oysa ben her harcamamda vergisi ödenmiş temiz ve semiz paramdan yine devlete ödeme yapıyorum. Adı dolaylı vergi.

Sayın Atilla Koç’un deyimiyle ‘crème de la crème’.

Kaç kez ödeme yapıp paramızı ‘temiz’ kılacağız. Bilmiyorum. Devlet mi insanlar için, insanlar mı devlet için?

Kayıtdışı bu nedenle var.

Hükümetin yeni döneminde temennim, kayıt dışını kayıtlı ekonomiye çekmeye çalışırken, vergi oranlarının düşürülmesine özen gösterilmesi.

Star Gazete

YAZIYA YORUM KAT