1. YAZARLAR

  2. Jonathan Steele

  3. Tamillerin ölüm kalım savaşı sürüyor
Jonathan Steele

Jonathan Steele

Yazarın Tüm Yazıları >

Tamillerin ölüm kalım savaşı sürüyor

A+A-

Tamil Kaplanları'nın yenilgisi sonrası Sri Lanka'nın görevi yeni başlıyor. Ülke yıllardır Tamil azınlığın haklı şikâyetine kulak vermedi; Kaplanları terörist diye silip atmak gerçeği çarpıtıyor. Bundan sonra Tamillere düşman muamelesi yapılırsa yeni militanlığın tohumları atılır

Tarih, büyük askeri zaferler kazandığını sanıp hikmeti kendinden menkul kutlamalar ve aptallıklarla o zaferleri çarçur eden ulusal liderlerin harap olmuş şöhretleriyle doludur. Sri Lanka Devlet Başkanı Mahinda Rapajakse’nin bu listeye girip girmeyeceğini zaman gösterecek, fakat kısa süre sonra vatandaşlarına yapacağı zafer konuşması tercih edeceği güzergâha dair önemli bir sinyal teşkil edecek.
Adanın kuzey sahillerinde sıkışıp kalan çeyrek milyon Tamil’in en kötü ıstırabının sona ermesi bir rahatlama nedeni sayılmalı. Hükümetin topçu ateşi altında kalan ve kaçmaya çalıştıkları takdirde Tamil Kaplanları tarafından vurulan bu insanlar, İsrail’in aralıktaki istilası sırasında Gazze halkının yaşadığından çok daha kötü koşullarda yaşıyordu dört aydır. Filistinliler en azından kendi evlerindeydi, yetersiz de olsa gıdaları ve suları vardı. Sri Lanka’nın Mullaitivu sahil boyundaki lagünler ve kum şeritleri üzerinde toplanan korunmasız kitlelerinse panikten, acıdan ve ölüm görüntüleriyle seslerinden başka hiçbir şeyi yoktu. Maruz bırakıldıkları uzatmalı cehennem, aynı sahili dört yıl önce silip süpüren tsunaminin apansız dehşetini bile fersah fersah aşıyordu.

Mültecilere sivil denetim gerek

Şimdi öncelik, hükümetin hayatta kalan mülteciler için kurdugu kampların yeterli gıda ve ilaca sahip olmasını sağlamak. Rajapakse harekâtın son aşamalarını, ‘eşi görülmemiş bir insani operasyon’ diye niteliyor. Fakat emrindeki yetkililerin de iddia ettiği üzere, ‘rehineleri gerçekten kurtarmayı’ garantilemek istiyorsa, bu insanların haysiyetine saygı gösteren imkânları sağlamak zorunda.

Eğer bunlar, kayıp akrabalarının izini sürmelerini ve onların güvende, iyi ve sağ olduğunu görerek moral bulmalarını sağlayacak, böylece onlara hayata dönmekte yardım edecek geçiş kamplarıysa sorun yok. Fakat toplama kamplarına dönüşürlerse, iş değişir. Hükümet yetkilileri, Kaplanlar’ın yıllar süren amansız propagandasının ardından insanların ‘yeniden eğitilmelerinin’ uzun zaman alacağını çoktandır dile getiriyor. Uğursuz bir ifade bu. Mültecilerin, ordu saldırısının başladığı geçen yıl kaçtıkları köylerine dönmelerine niye izin verilemiyor? Kaplanlar’ın liderleri öldü ve artık bu insanlar üzerinde etkileri yok. İç savaşlarda genellikle olduğu gibi, kimse Tamillerin topraklarını ele geçirmiş veya bölgelerine yerleşmiş falan da değil. Evlerine dönmek isteyenlere gecikmeden izin verilmeli.

Üst düzey yetkililer geçenlerde BM acil yardım koordinatörü John Holmes’a yerinden yurdundan olmuş insanların yüzde 80’inin yıl sonuna doğru kampları terk edebileceğini umduklarını söyledi. Bağış yapan yabancı hükümetler Rajapakse’nin bu taahhüdü yerine getirmesini sağlamalı. Kampların bir an önce askeri kontrolden sivil kontrole geçirilmesi ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve Sınır Tanımayan Doktorlar gibi BM insani yardım kuruluşlarıyla yardım örgütlerinin kamplara kısıtsız girişinin sağlanması konularında da ısrarcı olmalılar.

Sri Lanka hükümeti uluslararası yardım talebinde bulunuyor. Bağışçılar buna vereceği cevap konusunda katı olmalı. Bilhassa Hindistan güçlü bir rol oynayabilir, ki şu an Kongre partisinin Sri Lanka üzerindeki etkisi güçlenmiş durumda. Diğer yabancı hükümetlerin yanı sıra Hindistan yardımı sıkı koşullara bağlamalı ve Sri Lanka hükümetinin adadaki Tamillere yönelik niyetlerine dair açık bir vizyon ortaya koymasını istemeli. ‘Tamil tehdidini sulandırmak’ hedefiyle geleneksel Tamil ülkesine Singala yerleşimleri göndermeyi mi planlıyor? Bölgeyi, Batı Şeria misali, ordu kampları ve kontrol noktalarıyla mı dolduracak?

Hepsinin ötesinde hükümet ne gibi siyasi değişimler hazırlıyor? Sri Lanka anayasasının 13. maddesiyle iktidarın eyaletlere devredilmesinin üzerinden 22 yıl geçti. Tamil Kaplanları’nın yürüttüğü savaş halk desteği kazandı ve çok uzun sürdü; bunun kısmi nedeni Kolombo’daki Singala ağırlıklı hükümetlerin bu reformu hiçbir zaman hayata geçirmemesiydi. Peki şimdi hayata geçirecek mi? Rajapakse’nin doğudaki son dönem sicili bu bakımdan çok da cesaret verici değil. İki yıl önce orada Kaplanlar’ı yenilgiye uğrattığından beri merkezi hükümet kararların büyük kısmını kendisi almayı sürdürürken, bölgeye ihtiyaç duyduğu kalkınma yardımını akıtmayı başaramadı. Daha da kötüsü, Kaplanlar’ın ana örgütten ayrılan ve hükümet saflarına katılan iki muhalif komutanının çete savaşı yürütmesine göz yumdu. Doğudaki barış meyvelerinin çürümemesi için Kolombo’daki kültürün büyük bir değişim geçirmesi gerekecek; Kaplanlar kuzeydeki kendi bölgelerinde kontrolü yitirmişken, Kolombo’nun barış meyvelerini olgunlaştırması lazım.

Kaplanlarla savaş ‘adil’ değildi

On yıllardır art arda gelen Kolombo hükümetleri Tamil azınlığın haklı şikâyetlerine kulak verip sorunlarını çözmeyi beceremedi. Kaplanları teröristler olarak bir kalemde silip atmak veya onlara karşı savaşı ‘adil’ görmek gerçekleri çarpıtıyor. Kaplanlar örgütü sivillere karşı sık sık terör yöntemleri kullansa da veya siyasetçilere suikastlar düzenlese de, hükümet ordusuna karşı başa baş hale gelen iki konvansiyonel savaş yürüttü, zira (hepsi olmasa da) birçok Tamil’in hemfikir olduğu bir davası vardı.

Kaplanlar’ın yenilmesiyle yeni bir fırsat doğuyor. Rajapakse Tamillere, kamplara tıkıştırılması ve toprakları bölünüp işgal edilmesi gereken yenilmiş bir düşman muamelesi yaparsa, gelecek nesilde yeni bir militanlığın tohumlarını atmış olacaktır. (18 Mayıs 2009)

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT