1. YAZARLAR

  2. Kerim Balcı

  3. Suriye'yle ilgili zor yazı
Kerim Balcı

Kerim Balcı

Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye'yle ilgili zor yazı

A+A-

Suriye'yi dert edinmeyenin akıbetini dert edinmeli. Lakin çözüm odaklı olmayan her dertlenme, zamanla dertleneni başa dert eder.

Sadece zamanın çözeceği bazı dertler vardır; hiçbir dertlenme çözümlerini hızlandıramaz. Ne yapsak, ne yapsak, ne yapsak, ne yapsak diye mütemadiyen dert yanan birinin tek yaptığı şey herhangi bir şey yapılmasına engel olmaktır.

Tek başına Suriye'yi dert edinenin zihnî kapasitesini dert edinmeli. Zeminimizin yeniden kurgulandığı bir zamanda yaşıyoruz; hadiselerin arka planında kâh el ele vermiş, kâh birbirini kemiren, kâh da birbirinden habersiz bin bir plan kurucu geleceğin planını yapıyor. Memleketlerimizin olduğu kadar, kafalarımızın, algılayışlarımızın, beklentilerimizin haritaları da yeniden çiziliyor. Hazan kokulu Arap Baharı'nın kokusunun ne yapıp edilip Türk Baharı'na da atlatılmak isteneceğini görmeyenler Suriye'yi dert edinseler ne yazar! Yahu Suriye'de olan buğulu bir camdır; camı buğulandıran bu tarafıyla o tarafı arasındaki hararet farkıdır. Ya bu tarafı göremiyorlar, kendilerinden gafiller; ya o tarafı göremiyorlar, komşularından gafiller... Şu buğulu cama bir el atıp silecek analistler niye çıkmaz?

"Suriye'de zulüm yok, zalim bir iktidar da yok, tamamen bir tiyatro oynanıyor," lafı, ahmaklıkla edilemeyecek kadar büyük bir yalandır; söyleyenin ihanetine delildir. Hem görüyoruz; Arap Birliği'nin gözlemci heyeti tam tersi bir tiyatronun varlığından bahsediyor. Hem biliyoruz, Suriye'de zulüm, gösterilerin başladığı son on ayın meselesi değil; son elli yılın mesleğidir. Ne var ki uzlaşı ve af olmadan adalet intikamdır. "Zulüm gitsin, adalet gelsin," tamam da, mevcut muhalefet adaleti intikamla mı yoksa uzlaşı ve merhametle mi tesis edecek? "Esed gitsin de alemden, gerekirse fesat gelsin" demenin alemi yok! Şimdi zor gibi görülen rejimin yıkılması bile -yıkıldığı zaman görülecek ve Libya'da görüldü- yerine yenisini ikame etmeye kıyasla çok kolaydır. Devrim bir maratondur. Koşucusu son depar için gücünü korumalı. Son düzlükte düşmemek için, şimdi yavaş yavaş koşmak aklıselimin gereğidir.

Suriye'nin dertlerini tek başına çözebileceğini düşünenlerin bir gün gelip tek başına kalabileceklerinden endişe etmek lazım. Ben kendime söyleyeyim; dileyen benimle birlikte dinlesin: Ey sen büyüdükçe küçülen nefsim, sen kendini 'Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var!' ferman-ı ebedisinden muaf mı zannediyorsun? Allah'sızların başımıza açtığı bu belaları Allah'sız çözebileceğini mi sanıyorsun? Duan yoksa, gözyaşı gecelerin yoksa, ıstırap dolu, sancı dolu yakarışların yoksa senin de ehemmiyetin yok, köşe yazılarının da ehemmiyeti yok, dünyanın en büyük ordusu senin olsa ehemmiyeti yok, gazetelerin olsa, dergiler çıkarsan ehemmiyeti yok, strateji dahisi olsan ehemmiyeti yok, diplomasi üstadı da olsan ehemmiyeti yok...

Madem Allah var, öyleyse her şey yar, her şey yarar... Cenab-ı Fettâh'ul-Ebvâb'dan Suriye için ferec ve mahrec istemeli; bir kurtuluş, bir çıkış... Zulme maruz kalanlara bir ferec; geçmişte zulmetmiş, şimdi pişman olmuşlara da bir mahrec... Çözümsüzlük imtihanımız olsa, cümle âlem bilsin ki biz, mazlum olarak ölmeyi, zalim olarak yaşamaya tercih edenlerdeniz..

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT