1. YAZARLAR

  2. HAMZA TÜRKMEN

  3. Reel Siyasette İlke ve Tutarlılık!..
HAMZA TÜRKMEN

HAMZA TÜRKMEN

Yazarın Tüm Yazıları >

Reel Siyasette İlke ve Tutarlılık!..

A+A-


Tarihten akıp gelen beraberliklerimiz arasında sanal sınırlar var. Zamanla ellerimiz ve aidiyetlerimiz birbirinden kopartılmış. Sinan Çetin’in Propaganda filmi bu halin en basit temsillerinden birisi.

Ortak coğrafyayı ve tarihi parçalayan her sınır kümesinin üzerinde vesayet sistemleri kurulmuş. Halkların tabii değerleri ve İslami birikimi yabancılaşmayı ifade eden cahili sistemlerce bastırılmış, yasaklanmış veya yozlaştırılmak istenmiştir.

Ulus yapılar kimliksel olarak egemen Batı tarafından yönlendirilmiştir. Ulus devletler ve toplumlar cahiliyyenin hükmü (5/50), asabiyesi (48/26), kültürü (33/33) ve gayba taş atma (4/154) özellikleriyle kirlilik taşırlar. Hukuki ve ideolojik sistemleri bu kirliliğe dayanır. Islah öncülerimizden Seyyid Kutup, Kur’an’ın inzal olduğu çağda kullanılan cahiliye kavramını, ilk kez bu tür çağdaş yapıların sıfatlandırılmasında kullanmıştır.

İçinde yaşadığımız toplum bir tevhid toplumu ya da zaaflar taşısa da Osmanlılar gibi bir ümmet toplumu değildir. Maalesef ki Lozan’la istikameti çizilmiş ve vahyi ölçüleri dışlamış seküler temelli ulusal bir devletin/sistemin inşa ettiği bir ulus toplumdur. Ve bu yapı içinde kısıtlanan haklarımızı ve baskılanan kimliğimizi yeniden özgürleştirmek için idealize ettiğimiz ıslah ve inşa mücadelemiz yanında; kuşatıldığımız sistemde, sistem içi araçlarla özgürlük alanları açma girişimlerine ilgisiz de kalamayız.

Politika tanımındaki pragmatik tınılar bir tarafa; ölçüsüz veya zorunlu ilişkileri fıtri olana uygun olarak yönlendirip terbiye, sevk ve idare etme sanatı olan siyaseti, verili sistem içinde düşündüğümüzde bu çabaya “reel siyaset” denileceğini belirtmiştik. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ifadesiyle bu çabaya “aktif siyaset” de denilmektedir.

Mutlak “ilmi” ifade eden vahiyden, ayrıca fıtri özelliklerden kopuk olan verili sistemler içinde, reel veya aktif siyaset yapan üç sosyal küme belirgindir:

  1. Vesayetçiler: Statükoyu tahkim ederlerken uzantısı oldukları Batılı değerlerin değişen ölçülerine de ayak uydurmaya çalışırlar.
  2.  Pragmatikler: Aktif siyaset alanına maddi çıkarları için girerler. Kendileri ya da temsil ettikleri lobi veya sermaye grupları için mevki ve rant peşinde koşarlar.
  3. İdealistler: Verili kurallara rağmen hukukileşmek ve Çevre’ye hizmet için çalışırlar. İlkesellik kaygıları vardır.

Reel siyasette idealist olmak önemlidir. Müslümanlar için helal ve haram sınırlarından taviz vermemek de. Aktif siyasette ilkelerle yaşamaya çalışmak kadar, politikanın ikircikli tuzakları karşısında tutarlı olmak da.

Örneğin 2003 AK Parti iktidarında “ideal siyaset” doğrultusunda başörtüsü yasağının kaldırılmasını istemek veya 1 Mart Tezkeresi’ne karşı çıkmak kaçınılmazdı. Sonuç itibariyle başarılı da olundu. Ama idealistler için “reel siyaset” içindeki cevap, siyasi alan araştırmalarına ve güç dengelerine endeksliydi.

Reel siyasette, ikiyüzlü politika, yerel ve küresel vesayet tarafından kuşatılmışlık olgusu bir vakıadır. Ama tutarlı olmanın yollarını bulmak ve barikatları aşmak da reel siyaseti idealistçe yapacakların yükümlülüğüdür.

Bu bağlamda alanında başarılı olan MİT Müsteşarı Fidan, mebus seçimlerine katılma girişimi konusunda, reel siyasette tutarlı olmanın bir “takım oyunu” olduğu gerçeğini atlamıştı.

Ahmet Davutoğlu’nun idealistçe, yolsuzluk yapanlara yönelik “kollarını keseriz” sözünün sonuçları da beklenmektedir. Tabii ki reel siyasette tedricilik önemlidir. Ama bu tür çürütücü aymazlıkları tasfiye edecek iç dayanışma, uyum ve zamanlamanın da iyi ayarlanması gerekir. Yoksa tutarlılık özlemini cevaplamak bir başka bahara kalır.

 

YAZIYA YORUM KAT