1. YAZARLAR

  2. Ümit Kardaş

  3. Özerklik ve anadille yaşamak
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Özerklik ve anadille yaşamak

A+A-

9-11 Mart 2012 tarihleri arasında Abant'ta yapılan "Yeni Anayasanın Çerçevesi" konulu toplantının oturumlarından birinde, "Üniter devlet ve özerklik" konusu tartışıldı.

Cengiz Aktar dışındaki katılımcıların konuşmalarından adem-i merkeziyet kavramının, belediye örgütlenmesi ve hizmeti olarak algılandığını, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinden de belediyelerin yetkilerinin artırılmasının anlaşıldığını saptadım. Kimsenin belediyeler ile merkez arasındaki büyük boşluktan, bölgesel yönetim boşluğundan haberi bulunmamaktaydı. Oysa Türkiye'nin asıl sorunu merkezdeki aşırı, denetlenemez yetki terakümüdür. Bu ise rejimi ister istemez otoriter kılmaktadır. Gerçek bir demokrasinin yolunun açılmasının ancak bölgelere yetki devriyle, bölgeye ilişkin kararların bölgelerdeki parlamentolar tarafından alınmasıyla ve bunun sonucu bireyin demokrasi kültürü içinde yetişmesiyle doğrudan bağlantılı olduğu açıktır.

Üniter devlet olan bölgesel devletlerde de siyasal iktidar tektir. Siyasal planda birliği sağlama amacı tüm bölgesel devletler için temel olup, devlet olmanın hedefinde bu vardır. Ancak siyasi birlik çok değişik tekniklerle sağlanmıştır. Tüm bölgesel devletlerin anayasalarında devletin tekliği ve bölünmezliği belirtilmiştir. Mesela, federal devletlerde de siyasal iktidar tek olduğu için bu tip devletler uluslararası alanda tek devlet olarak kabul edilmektedirler. Federasyonlarda da federal devlet güçlü mali olanakları olan ve ordusu bulunan tek siyasal otoritedir. Federal Almanya (Land'lar; daha çok yürütmede federalizm söz konusu), Kanada (Eyaletler), İsviçre (Kantonlar), Avusturya (Land'lar), Belçika (Bölgeler), ABD, Hindistan ve Avustralya (federe devlet) federal modele örnektirler.

Bölgesel devletlerden İspanya'da 1978 Anayasası ile geniş bir toplumsal mutabakat sağlamaya dayalı özerklikler tanınmıştır. Anayasanın girişinde bütün İspanyolların ve İspanya halklarının insan haklarını, kültürlerini, geleneklerini ve dillerini koruma amaç edinilmiştir. Anayasanın 2. maddesinde ulusal birlik ve ülkenin bölünmezliği belirtildikten sonra bölge ve milliyetlerin özerklik hakkı tanınmış ve aralarındaki dayanışma ve işbirliği garanti edilmiştir. İspanya'da 17 özerk bölge ve iki özerk kent bulunmaktadır. Anayasa milliyetlere de özerklik tanımaktadır (Katalonya, Bask ülkesi, Galisya). İspanya'da özerk topluluklar Almanya'nın federe devletlerinden daha geniş bir yasama yetkisine sahiptirler. Yine İspanyol Anayasası ifade özgürlüğü alanını genişleterek ayrılıkçılığı savunan parti ve derneklerin kurulmasına imkân tanımıştır. İspanyol Anayasası'na göre ortak tarihsel, kültürel ve ekonomik özelliklere sahip, komşu iller, adalar ve tarihsel bölgesel varlığı olan iller özerk topluluk oluşturabilirler. Her bölgenin parlamentosu ve hükümeti bulunmaktadır. Ancak yargı birliği ilkesi uyarınca bölgelere yargı yetkisi tanınmamıştır. Özerk bölgelerin İspanyolca dışında ikinci resmi dili olabileceği kabul edilmiştir. Aranca, Baskça, Galisyaca, Katalanca gibi. İtalyan Anayasası da 5. maddede tek ve bölünmez cumhuriyetin yerel özerklikleri tanıdığını ve gerçekleştirilmelerini kolaylaştıracağını belirtir. İtalya'da 20 bölgeden 5'i özerk bölgedir. Aosta Vadisi, Sardinya, Sicilya, Firuli-Venezia Giulia, Trentino-Alto Adige. Aosta Vadisi'nin resmi dili İtalyanca ve Fransızca olup bölgede ayrıca Arpitanca dili kullanılır. Trentino-Alto Adige'de resmi dil İtalyanca, Ladince ve Almancadır. Sicilya'da Arapça, Latince ve İtalyanca resmi dildir. Firuli-Venezia Giulia'da İtalyanca ve Slovence resmi dildir. Sardinya'da 5 resmi dil vardır. İtalyanca, Sardinyaca, Fransızca, Piedmontçe, Oksitanca. İtalyan dili cumhuriyetin resmi dili olarak kabul edilmiş ancak 6. maddede dil açısından mevcut azınlıkların özel önlemlerle korunacağı garantisi verilmiş ve bölgelerde birden çok resmi dil kullanımına imkân verilerek anadile eğitimin ötesinde Avrupa kriterlerine göre anadille yaşama özgürlüğü sağlanmıştır. İtalya'da da her bölgenin parlamentosu ve hükümeti bulunmaktadır. Her iki devlet de üniter devlettir. Bu bölgelerin anlamı belirli bir coğrafya parçasında yaşayan ulus-altı bir halkın siyasal varlığının ve yaşadığı coğrafi sınırların tanınması ve bir kısım siyasi ve idari yetkilerin bu bölgeye aktarılmasıdır. Her iki ülkenin anayasası da bölgelere mali özerklik tanımaktadır. Ayrıca bölgelere kolluk gücü kurma yetkisi de verilmiştir. Anayasa özerk bölgeleri kentleşme, konut planlaması, bölgesel ulaşım, tarım, ormancılık, balıkçılık, bölgesel ekonomik kalkınma, yerel fuarlar, sağlık konularında yetkili kılmıştır. Savunma, ordu, yargı, dış politika, vatandaşlık, gümrük rejimi, devlet maliyesi, sosyal güvenlik, öğretime ilişkin temel normlar gibi konularda merkezi devlet yetkilidir. Bunun dışında devletin özerk bölgeler üzerinde yargı denetimi dışında da denetim yöntemleri bulunmaktadır.

BÖLGESEL DEVLET MODELLERİ

Özerklik sadece farklılıkların yarattığı çatışma ve gerilimlerin yönetilmesinde barış içinde birlikte yaşamayı sağlayan bir seçenek sunmaktadır. Portekiz'de Asor ve Madere takımadaları için geçerli olan "tarihsel özerklik istemleri üzerine kurulu olan siyasal özerkliktir". Yunanistan'da dinsel birim olan keşişler özerk bölgesi Mont Atos (Aynoroz Yarımadası) kendi kendini idare etme hakkına dayalı ayrıcalıklı bir statüye sahiptir. Güney Afrika'da 9 özerk bölgenin parlamentosu ve yürütme organı bulunmaktadır (tarım, eğitim, sağlık, konut, ulaşım, polis, turizm, çevre konularında ve belediye kurmada yetkili). Ayrıca yasama, yürütme ve yargı başkenti olmak üzere üç başkente ve 11 resmi dile sahip. Bolivya 9 özerk bölgeyle, İspanyolca dâhil 36 resmi dile sahip. Birleşik Krallık'a bağlı Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda'da parlamento, hükümet ve başbakan bulunmaktadır. Birleşik Krallık'ta resmi dil bulunmamakta, fiili olarak İngilizce ve Gal dili kullanılmaktadır. Fransa'da Korsika özel statülü bölge olup, parlamentosu bulunmaktadır. Alsace Moseller bölgesinde ise çok hukukluluk söz konusu olup, Alman kanunları uygulanmaktadır. Hindistan'da Hintçe ve İngilizce resmi dil olarak kabul edilmiştir. Yeni Zelanda'da nüfusun yüzde 5'inden az insan konuşmasına rağmen Maori dili de resmi dil olarak kabul edilmiştir.

Bölgesel devletlerin tarihsel örnekleri çokuluslu imparatorluklardaki özerk memleket örnekleridir. Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ayrıcalıklı eyaletler (Hicaz, Tripoli, Aynoroz Yarımadası) bugünün bölgesel devletlerindeki düzenlemelere benzerlik gösterir. Osmanlı'da dinsel topluluk sistemi, kişi yönünden yerinden yönetim örnekleri de (Kürt Emirlikleri, Özerk Kürt Sancakları) vardır. Osmanlı İmparatorluğu, bölgesel devlete örnektir. Osmanlı'da 1876 Anayasası'nda devletin tekliği ve bölünmezliği belirtilmiş iken yukarıda değinilen istisnalar ve bölgesel devlet olma özelliği korunmuştur. 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun getirdiği sistemde de merkeziyet usulü istisnai, yerinden yönetim ise geneldir. Yerinden yönetimin kurum ve araçları seçimlerle oluşan organlar ve icraî karar alabilme yetkileri ve özerkliktir. Nahiye yönetiminin bile iktisadi, mali ve hatta yargısal yetkilerle donanması ve seçimle oluşması özerkliğin boyutlarını gösterir. 1924 Anayasası ile tekrar merkeziyetçiliğe dönülmüştür. Cumhuriyet yönetimi, saf ve katıksız bir üniter devlet düzenlemesi getirmiştir. Bölgesel devletlerde yerel özgürlükler yerel öğeyle birlikte, milliyete bağlılık gibi öznel öğelerle de tanımlanmaktadır. Tüm bölgesel devletlerin anayasalarında devletin tekliği ve bölünmezliği belirtilmiş, diğer taraftan da siyasal bölgelerin varlığı tanınmıştır. İspanya'da ulus milliyetleri barındırır, İtalya'da Sicilya parlamentosunun yasama yetkisi ulusal birliğe engel değildir. Avrupa devletlerinde bölgesel farklılıkların hukuki plana yansımasının en geniş ölçüde önlendiği ülke Fransa'dır. Ancak Fransa'da da bölgelerin bölgesel kimliği bulunmaktadır. Korsika'nın kendine özgü özel statüsü ve parlamentosu vardır. Ayrıca kültürel özerklik idari bölgeselleşme üzerinden sağlanmıştır. Korsika'da bölgesel diller öğretim sisteminde yer almıştır.

Yukarıda belirttiğimiz modelleri ve özellikle tarihsel süreci, deneyimleri ve ülke coğrafyasının özelliklerini, bölge ekonomilerini göz önüne alarak ülke coğrafyasında yaşayan tüm insanların barış ve huzurunu sağlayacak bir modeli yaratmak kaçınılmazdır. Kürt sorununun da demokratik yaklaşımlarla çözülmesi merkezin bölgelere yetki devrini gerektirmektedir. Mesele çoğu insanın algıladığından farklı olarak belediyelerin güçlendirilmesinden daha önemli ve daha farklı bir çözümü işaret etmektedir. İşte bu noktada Kürt sorununun çözümü yeni bir sentezi gerektirdiğinden geniş bir toplumsal katılımla yeni bir anayasa yapmadan Türkiye'nin barışa ve huzura kavuşması imkânsızdır. Demokratik, sivil ve özgürlükçü bir felsefeye dayanması gereken bu anayasa erkler arası ilişkileri yeniden düzenlerken, bölgesel özerklikleri hangi anlamda tanıyacağını, yetkilerin merkezle bölgeler arasında nasıl paylaşılacağını da gösterecektir. Belediyeler ile merkez arasındaki boşluğu yetkili bölgeler dolduracak, demokrasi bölgelerde bireyi yaratacaktır. Avrupa, bu nedenle Bölgeler Avrupası olarak adlandırılır. Türkiye merkezde topladığı yetkiler ve rant dağıtma tekeli nedeniyle demokrasiye evrilememekte giderek otoriterleşmektedir. Hükümetin söz konusu meseleye ifade özgürlüğünün sınırlarının genişletildiği bir ortamda tüm boyutlarıyla yaklaşılacağını ve her türlü çözüm modelinin tartışılabileceğini açıkça belirtmesi zorunludur. Ayrıca bugüne kadar 24 ülke tarafından imzalanan Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı'nı Türkiye imzalamamıştır. Bu şart anadille yaşamanın tüm boyutlarını ortaya koymuştur. Anadille eğitim, anadille mahkemede savunma, anadille idareye başvuru yapma, anadille kültür ve sanat üretme, anadille ekonomik faaliyette bulunma. Bunun anlamı ikinci bir resmi dilin bölgesel olarak tanınmasıdır. Bölgesel özerklik ve bölgede anadille yaşamak iç içe geçmiş ve birbirinden ayrılmaz iki kavrama işaret etmektedir. Özetle, Türkiye, bu meseleyi yeni bir anayasa inşası süreci içinde çözebilme başarısını gösterir ve üniter devlet içinde bölgesel devleti yaratabilirse bölünme korkusundan kurtularak siyasi birliğini güçlendirir ve tekçi anlayıştan, çoklu anlayışa, otoriter bir rejimden demokrasiye, kuldan bireye geçerek sivilleşebilir.

*Emekli Askerî Hâkim

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT