1. YAZARLAR

  2. Taha Kıvanç

  3. Myanmar’ı bir de benden dinleyin
Taha Kıvanç

Taha Kıvanç

Yazarın Tüm Yazıları >

Myanmar’ı bir de benden dinleyin

A+A-

Günlerdir “Nereden çıktı bu Arakan Müslümanları, Myanmar da neresi?” sorularına, “Onlar hep oradaydı; Myanmar da Burma diye bildiğiniz ülke” cevabını yetiştirmeye çalışıyorum. 30 yıl kadar önce bir derginin dış politika sayfalarını hazırlardım; Burma’daki Budistler’in ölümcül baskısı yüzünden Bangladeş’e sığınan Arakan Müslümanları’ndan kimbilir kaç kez söz edilmiştir o sayfalarda...

Eskiyle şimdi arasında bir fark var: Yarım yüzyıl diktatörlükle yönetilen, dünyanın kendi haline terk ettiği bir ülkeydi burası; son bir yıldır ülke kapıları dışarıya açıldı, içeride de muhalefetin sesine kulak verilir oldu. Halk modern tarihinde ilk kez özgürlüklerin tadını çıkarmaya başladı.

Uluslararası camia en koyu ambargolardan birini Burma’ya uyguluyordu; ambargolar kaldırıldığı gibi buralıların “Bize Burma değil Myanmar deyin” talepleri de ilk kez dinleniyor. Bakın biz bile oradan söz etmek gerektiğinde artık ‘Myanmar’ diyoruz.

“Diktatörlük nasıl bir şey?” merak edene ülkeyle ilgili bilgileri aldığım New Yorker yazarı Evan Osnos’tan bir örnek: New Light of Myanmar gazetesinde, hem de başyazı sütununda, ‘Cep Telefonu’ başlıklı bir yazı çıkmış... Cep telefonu denen sihirli nesne okurları kullanıma özendirecek bir dille anlatılıyormuş... Ne zaman? Bu yılın mayıs ayı sonlarında...

Son 20 yıldır tepe tepe kullanılan cep telefonu Myanmar’da yeni devreye girmiş çünkü... 217 ülke arasında cep telefonu kullanımında 215. sırada yer alıyormuş Myanmar...

Osnos değişimi şöyle anlatıyor: “2011 yılının mart ayında yönetime gelenler 49 yıldır ilk kez sivil bir hükümet teşkil ettiler. Yeni hükümet cezaevlerinde bulunan yaklaşık yediyüz siyasi muhalifi, Budist rahibi ve sanatçıyı serbest bıraktı. Medya üzerindeki sansür kalktı, sendika kurmaya izin verildi, muhalif parti adaylarının seçime girmesi sağlandı.”

Her şey acımasız ve hırsız bir askeri diktatörün 77 yaşına erişip yaşlandığını anlamasıyla başlamış. Gen. Than Shwe iş başında olduğu 18 yıl içerisinde o denli zenginleşmiş ki, sırf futbol düşkünü torunu sevinsin diye bir milyar doları gözden çıkarıp Manchester United takımını satın almayı düşünmüş... Transperancy International örgütü Burma’daki yönetimi ‘dünyanın en hırsız rejimi’ olarak ilân etmiş...

Şimdilerde Budistlerin Müslüman kıyımından yeniden söz ediyoruz ya, askeri diktatörlük döneminde Budist rahipler de kıyımdan nasibini almış… 2007 yılında ülkenin başkenti Rangoon’da ayaklanan rahipler ‘Arap Baharı’ türü bir ‘Safran Devrimi’ başlatmak istemiş; ordu ateş açmış üzerlerine ve çok sayıda rahip hayatını kaybetmiş…

Zayıf ve iradesiz olduğu için eski diktatör tarafından seçilen şimdiki lider Gen. Thein Sein daha ilk günden reform sözü vermiş. Burmalılar inanmamış. Tüccar sınıfı taze generaller üzerinde çalışmaya ve onları beceriksizliklerini kabule zorlamış. Biraz başarılı olmuşlar. Nihai darbe, bütün dünyanın tanıdığı, hayatının tam 21 yılını cezaevi ve ev hapsinde geçirmiş Nobel ödüllü azılı muhalif Aung San Suu Kyi ile yeni diktatör Thein Sein’in buluşmasıyla inmiş...

Aung San Hanım, kendisini evinde ziyaret eden Sein’in samimiyetine inandığını açıkladığı gün her şey bambaşka olmuş...

Meclis’teki yüzde 7’lik kontenjan için yapılan ilk seçimde sandalyelerin neredeyse tamamını Aung San’ın partisinin adayları kazanmış... Osnos, “Asker-sivil bürokratların oturduğu mahallelerde bile muhalefet kazandı” diyor.

Geçende Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Arakan Müslümanlarına ne yapabiliriz?” sorusunu da yönelttiği bir ortamda bulundum. Yerlilerin ‘Rohingya’ dedikleri Arakan Müslümanları konusuyla ilgili Osnos’un verdiği en son bilgiyi aktarayım: “Şu anda ülke ‘Müslüman bir etnik grup (Rohingya) ile yerel Budistler arasındaki gerilimi nasıl azaltırız?’ sorusu üzerine yoğunlaşmış durumda.”

Tayyip Bey yolunu Myanmar’a düşürürse sorunun çözümü kolaylaşabilir.

Star

 

YAZIYA YORUM KAT