1. YAZARLAR

  2. Paul Craig Roberts

  3. Mumbai'nin gerçek suçlusu
Paul Craig Roberts

Paul Craig Roberts

Yazarın Tüm Yazıları >

Mumbai'nin gerçek suçlusu

A+A-

Mumbai saldırısından Pakistan mı sorumlu? Hayır. Hindistan'ın Müslüman azınlığına yaptığı baskılar mı sorumlu? Hayır. ABD hükümeti mi sorumlu? Evet. Mumbai saldırısı için gerekli olan radikalleşmiş Müslümanlardı

Müslümanların radikalleşmesi ABD'nin İran'da seçilmiş hükümeti devirerek yerine Şah'ı getirmesinin; Suudi Arabistan'da birliklerini konuşlandırmış olmasının; Irak'ı işgal etmesi ve Afganistan'ı da etmeye çalışmasının ve bu esnada düğünleri, cenazeleri ve çocukların futbol maçlarını bombalamasının; Müslüman kurbanlarına işkence uygulayarak hem uluslararası hukuku hem de kendi iç hukukunu ihlal etmesinin; Taliban'a karşı savaş listesine Pakistan'ı da eklemesinin; Pakistan topraklarında askerî operasyonlar gerçekleştirerek Pakistanlı sivilleri öldürmesi ve Pakistan'ın egemenliğini ihlal etmesinin; İsrail'in yarım yüzyıldır topraklarından, köylerinden ve şehirlerinden ettiği Filistinlilere karşı gerçekleştirdiği etnik temizliği desteklemesinin; Mısır hükümetini kuklası haline getirmeye çalışmasının; yüksek ahlakî değerlerin belirleyicisi olduğuna dair küstahça tavrın ve Amerikan kültürünün Müslüman değerlerine yaptığı saygısızlıkların sonucu.

ABD hem kanunsuz hem de hiç diplomatik olmayan davranışlarıyla, Müslüman halkları, Batılı sömürgeci güçlerin kölesi oldukları uykularından uyandırdı. Bir kısmı katlanabilecekleri her şeyi yaşadı zaten ve hiddetleri, bir milyon kadarını, yabancı boyunduruğunu söküp atmak üzere ayaklanmaya itiyor. Amerikan hükümetlerinin bir taraftan kibirli bir taraftan da beceriksiz oluşu çatışmayı Amerikan halkına taşıdı ve dünya geneline yaydı. Pakistan'ı istikrarsızlaştırarak, ABD bir kuklasını kaybetti ve Müslüman devrimcilere patlama fırsatını verdi. Hindistan'ı Pakistan'a karşı öfkelendiren Mumbai saldırısı, Pakistan için yeni sorunlar yaratarak, hükümetin, Afganistan sınırındaki Taliban sığınaklarının üstüne gitmesinin önüne geçti. Eğer ABD dikkatli davranmazsa, bir başka ülkeyi daha işgal ederek daha da büyük bir çıkmaza sürüklenebilir. Terörü kışkırtan Amerikan hükümeti şimdi, aynen Filistinlileri evlerinden ve köylerinden atıp da masum olduğunu iddia eden İsrailliler gibi, masum kurbanı oynuyor.

Bugün, Batı Avrupa'yı Sovyet saldırısına karşı korumak için kurulmuş ve artık miadını doldurmuş olan NATO'nun Avrupalı üyeleri, Amerikan İmparatorluğu'nun Afganistan'daki savaşında askerlerini kurban ediyor. Eğer Amerika yoluna bu şekilde devam ederse, Avrupalılar Ukrayna, Gürcistan ve İran'da ölmeye devam edecek. Özgürlük ve demokrasi vaazları veren Amerikan hükümeti, 21. yüzyılda, ABD Anayasası'nı ve garanti altına aldığı sivil özgürlükleri bertaraf etmek için bir hayli çaba sarf etti. ABD hükümeti Cenevre Sözleşmesi'ni ve işkence karşıtı ABD kanunlarını yok saydı. ABD Anayasası'nın, suçlama olmaksızın insanları gözaltında tutmayı engelleyen eski hukuk ilkesi habeas corpusu yok saydı. Yabancı ülkelerin vatandaşlarını kaçırıp işkence yapmak üzere başka topraklara götürerek başka ülkelerin kanunlarını çiğnedi. Bu suçlar "terörle savaş" adına meşru gösterildi. Gerçekte ise, Amerika'nın işlediği suçlar, devrimi teşvik ediyor. Milyonlarca Iraklı ve Afgan'ı öldüren ve evinden barkından eden, ABD vatandaşlarını ortaçağdaki derebeylik köleleriymişler gibi hapseden ve hem Halliburton'u hem de askerî/güvenlik sektörlerini zengin etmek üzere üç trilyon doları israf eden, "terörle savaş"ı icat eden ABD hükümetiydi. Obama'nın başkanlığını edeceği değişim Amerikan zaferlerini görmeyecek. Değişim, doların gücünü kaybettiği, müttefikleri ve kuklaları tarafından reddedilen, çözümü olmayan ciddi bir işsizlikle cebelleşen ve anarşiye sebep olan bir hiperenflasyonla karşı karşıya kalmış, düşüşte olan bir devlet olan Amerika'da gerçekleşecek. (Counterpunch)

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT