1. YAZARLAR

  2. MEHMET ALİ KAÇMAZ

  3. MİT Tırlarının Devamı Olmalıdır!
MEHMET ALİ KAÇMAZ

MEHMET ALİ KAÇMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

MİT Tırlarının Devamı Olmalıdır!

A+A-

Türkiye güne yeni bir kaset tüccarlığıyla uyandı. Filmin bir tarafında MİT tırlarını malzemelerle dolduran AK Parti hükümeti, diğer tarafta dizi ve sinema film çekimleri için teklif almaya başlayan Gülenciler, bir diğer tarafta ise Türkiye’nin en tarafsız gazetesi Cumhuriyet ve yayın yönetmeni Can Dündar. Son bir taraf var ki o da bu işin üzerine gidenlerin umursamadıkları Suriyeli mazlumlardır.

Süreci kısaca hatırlayacak olursak, olay bir buçuk yıl önce Adana savcısının MİT tırlarını durdurması ile başlamıştı. Durdurulan tırlara hemen müdahale edilmiş ve devlet sırrı sebebiyle tırlar hakkında herhangi bir işlem yapılmamıştı. Hatta tırları almaya giden özel harekat ekipleri ile jandarma arasında silah çekmeye varan sürtüşme bile yaşanmıştı. Sonrasında başta savcılar olmak olaya müdahale edenler hakkında yargılama süreci başlamış ve halen devam etmektedir.

Bu kısa hatırlatmadan sonra bugüne geldiğimiz de, kaset tüccarlarının her zaman ki reflekse kayda geçirilen görüntülerin bir kopyasını korunaklı ama mütevazi mekana gönderdikleri anlaşılıyor. Muhtemeldir ki kaset ulaştıktan sonraki süreçte ilk iş olarak belli odaklara haber ulaştırılarak şantaj süreci başlatılmış ve şımarık bir gülümseme ile avuçlar ovularak olumlu sonuçlar beklenmeye başlanmıştır. Olayın ters tepmeye başlandığı görüldüğünde de artık kaset tüccarlarının b planını başlatması elzem olmuştur. B planı, bu kaseti yayınlatabilecek uygun ve etkili bir yer bulma çalışmaları bulma olmalıdır. Kendi yayın organları 2 sebepten dolayı uygun değildir. Birinci sebep, tepeden tırnağa pisliğin içine bulaşmış olmalarından kaynaklı itibar kaybı, ikinci olarak ise bu işi nakite çevirme kaygısıdır. Bu kadar değerli bir kaseti, hem de bankalarına el koyulmuşken paraya çevirmemek doğrusu ahmakça bir tavır olurdu. Bugün itibari ile ikinci seçeneğin seçildiği görülmektedir. Fakat karşılığında ne alındığı şu an için bilinmemekte fakat unutmayalım ki bu pazarlık süreci de aynı ahlaksız tüccarlar tarafından kayıt altına alındığı için belli bir süre sonra muhakkak ortaya çıkacaktır.

Olayın karikatürize kısmı hoşunuza gitti mi bilemiyorum ama bu durumların yaşanmadığını söyleyemeyecek bir duruma geldiğimiz ortadadır. Bir tarafta Katil Esed’in hedefinde olan mazlum bir halk, diğer tarafta ona giden yardımları durduran ve mazlumdan taraf olduğunu iddia eden tutarsızlıklar içinde çırpınan bir zihniyet.

***

Peki, tırların durdurulduğu gün bizler ne düşünüyorduk? Bizler yani Müslüman Suriye halkının yanında olmaya gayret edenler bir buçuk yıl önce tırlar durdurulduğunda ne düşünüyorsak bugünde aynı noktadayız. O gün “inşallah tırlar silahlarla doludur” diye temenni ederken, bugün bu kaset tüccarları sayesinde temenni ettiklerimizin doğru çıktığı için sevinçliyiz. Bu konuda içimize su serpen kaset tüccarlarına teşekkür ediyoruz ve fakat bunlara basit mermiler ile birkaç havan topu koyan hükümete olayın vahametini hala anlamadığı için tepkiliyiz. Hükümet, Müslüman mazlumlar hariç diğer tüm mazlumların savunucusu usta yazar Can Dündar’ın “Herhangi bir kaza anında bir şehri uçurabilecek malzeme” olarak nitelediği silahlardan daha fazlasının gerektiğini artık iyice anlamalıdır. Zamanında rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in söylediği gibi “bize ekmek değil silah gönderin” gerçeğinden yola çıkarak Suriyeli muhaliflere daha fazla “insani” yardım yapılmalıdır. İnsani yardımın sadece un, ilaç vs olmadığı anlaşılmalı, esas insani yardımın tankları, helikopterleri, savaş uçakları ile hedef gözetmeksizin insanları katledenlerle orantılı savaşabilmeleri için aynı malzemelerin temin edilmesi olduğu bilinmelidir.

Dündar’ın kaset tüccarlarından neyin karşılığından aldığı belli olunmayan görüntüleri yayınlama gerekçeleri olarak sıraladığı ustaca düşünülmüş birbirinden tutarsız cümlelerden biri olarak aktardığım “Herhangi bir kaza anında bir şehri uçurabilecek malzeme” sözü üzerinden Dündar’a sormak gerekir, bir buçuk yıldır Esed katilinin hangi şehri havaya uçtu? Bu malzemeleri alan muhalifler bu tırları kaza ile bir şehre sokup patlamayacak kadar akılsızlar mı? Usta gazetecinin sözlerinden yola çıkacak olursak basit malzemelerle donatılmış 3-5 tır ile Suriye özgürleşebilirdi ama ne yazık ki hala katil Esed ve savunucusu olan Hizbullah ile İran’ın zulmü altında.

Yine yazıda “Bazı mühimmatın üzerindeki tahta kutularda “Tripoli” yazdığı görülüyor” şeklinde bir ibare söz konusu. Tripoli yani Trablus/Libya. Az önce hükümete yaptığımız çağrıyı diğer tüm İslam ülkelerine de yapıyoruz ve bu usta gazetecinin yazdığı cümleden utanmaları gerektiğini düşünüyoruz. Sadece Tripoli yazması sizler için utanç sebebi olmalıdır, orada Riyad, Tunus, Saraybosna, Kabil, Dakka, Cezayir, Abuja ve hatta Gazze yazılı mühimmat kutularının olması gerekmektedir. Bu başkentlerden cihad için akın eden mücahidler varken, mühimmat kutularının olmaması zaten anlaşılır bir durum değildir. bununla beraber Tripoli yazılı mühimmat kutularını gören, çeken, yayınlayan okyanus ötesi ve berisi kaset tüccarı ahlaksızlar İran ve Hizbullah’a ait mühimmat kutularını da görseler hiçte fena olmaz. gerçi İran ve Hizbullah gizli yollamadığı için gizli çekim konusunda kendisini yetiştiren bu ahlaksızların ilgisini çekmemesi de doğaldır.

Sonuç itibari ile ister okyanus ötesi olsun, ister yanı başımızda olsun bir hastalığa dönüşen kaset tüccarlığı/ahlaksızlığı ile herkesin mücadele etmesi gerekmektedir. Bunu mazlumlara giden yardımları durdurma noktasına kadar götürenler muhakkak suretle gerekli cezalara çarptırılmalıdır. Bununla beraber silah gönderilme olayı ile ilgili de “yetmez ama evet” tavrı kesinlikle doğru bir tavır değildir. Bu basit silahların yetmediği aşikardır. Madem böyle bir yola girildi o zaman gereğinin hakkıyla yapılması, İslam ülkeleri ile irtibatların sağlanarak tırlarının orantılı güç sağlanacak şekilde ağır silahlarla doldurup tekrar tekrar gönderilmesi sağlanmalıdır.

YAZIYA YORUM KAT

4 Yorum