Mısır ordusu ve askerin sabrı

11.02.2011 00:54

Kerim Balcı

Mısır başka Arap ülkelerine benzemediği gibi Mısır ordusu da başka Arap ordularına benzemez. Evet, bizde de uzun müddet olduğu üzere kendisini halkın olduğu kadar devletin de hem koruyanı hem de gardiyanı görür -yani halkı ve devleti dış düşmanlara karşı koruduğu gibi kendi kendinden de korur- ama Mısır ordusu, başka hiçbir Arap ülkesinde görülemeyecek kadar siyasetin ve sivil hayatın dışındadır.

Mısır askerleri, sadece kendileri için bina edilmiş sitelerde oturur, kendi yiyeceklerini ürettikleri çiftlikler işletir, kendi ekmeklerini kendi fırınlarında pişirirler. Ordunun fabrikaları ve gelir getiren yatırımları vardır. Çoğu Mısırlı genç, askerlik hizmeti sırasında savaşçı asker olarak değil, çiftçi veya vasıfsız işçi olarak ordunun bu kurumlarında çalışır. Bu uygulama, halkın bedavadan ordunun işçisi haline getirilmesi olarak değil, askerlik sonrasında yapabilecekleri bir mesleği bedavadan edinmeleri olarak gösterilir. Bunlar, orduyu hükümetten ve hükümetin onaylayacağı bütçeden bağımsız bir güç olarak ortaya çıkaran düzenlemelerdir. Mısır ordusunun bireylerinin çoğu harcamaları da ordunun genel bütçesi tarafından sübvanse edilir; yani masrafların bir kısmı ordu tarafından karşılanır. Böylelikle askerler lüks saraylarda evlilik törenleri düzenleyebilir, pahalı restoranlarda partiler verebilirler.

Bütün bu düzenlemeler sebebiyle ordu, halkın vergilerinden bağımsız, dolayısıyla da halka karşı daha sorumsuz bir şiddet aygıtıdır. Ancak son otuz yıl içinde ordunun iç politikaya yaptığı bütün müdahalelerde ordu kendi imkânlarını halkın taleplerini karşılamak üzere kullanarak kredi kazanmıştır. Söz gelimi 2008 Mart'ında bizdeki halk ekmek benzeri ucuzlatılmış ekmeklerin piyasadan çekilmesi üzerine başlayan isyana -bu arada o isyan bugünlerde olandan daha fazla insan toplamıştı- ordu isyancıları dağıtmak için şiddet kullanarak değil, kendi buğdayını ve kendi fırınlarını kullanarak ekmek dağıtmak suretiyle müdahale etmişti.

Böyle bir ordu, ataerkil devlet sisteminin, yöneticilerini baba sanan toplumların benimseyeceği ve "ordu göreve" türünden bir slogandan hiç de rahatsız olmayacağı bir toplumsal algı ortaya çıkarır. Mısırlılar ordu ile karşı karşıya gelmeyi akıllarına bile getirmezler; çünkü çoğunluk ordu, halkın meşruiyet ve vergilerine muhtaç değilken halk ordunun sağladığı imkânlara muhtaçtır.

Bugün bu ordu, Tahrir Meydanı'nda toplanan halkın protesto gösterilerine müdahale etmeyeceğini söylüyor. Namaz vakti geldiğinde askerler halkla aynı saflarda namaza duruyor; göstericiler tankların üzerine çıkmak isterlerse askerler, ellerini uzatıp onlara yardım ediyorlar.

Mısır ordusu farklıdır. Ordunun başındaki isimlerin kimler olduğunu çoğu Mısırlı bilmez bile. Kuvvet komutanlarının televizyon ekranlarında boy göstermeleri alışılmış bir şey değildir. Ordu, açıklamalarını Savunma Bakanlığı üzerinden yapar. Savunma bakanı aynı zamanda askerî yatırımların kârlılığından sorumlu bir tarım ve sanayi bakanı durumundadır. Mısır'da 1981 yılından beri sıkıyönetim uygulanır; ama ordu bu sıkıyönetimin parçası değildir. İhvan-ı Müslimin'le irtibatı olduğu düşünülen kişilerin orduyla ilişiği kesilir ama "fişleme" ve "andıç"ları ordu değil, başında Ömer Süleyman'ın bulunduğu istihbarat güçleri yapar. Hasılı ordu, Mısır halkının karşı karşıya gelmeyi en son isteyeceği kurumdur.

Bugün bu ordu, Mısır'daki protestoların seyrini belirliyor. Hem de bunu sadece seyrederek yapıyor. Ömer Süleyman'ın, protestoların daha fazla devam etmesini kabul edemeyecekleri yönündeki açıklaması, ordu tarafından ne kadar ciddiye alınacak? Varlığını devam ettirmek için ülke ekonomisinin canlılığına ihtiyaç duymayan ordunun hükümete kıyasla çok daha sabırlı olabileceği muhakkak. Ekmeği kalmayan halk eninde sonunda meydanları boşaltacak ve belki de ekmeğini askerden isteyecek.

Ne gariptir; protestolar olmasa Mısır gibi sıra dışı bu ülkeyi tanıma ihtiyacı hissetmeyecektik. Umulur ki bundan sonra Arap dünyasına daha mütecessis bir nazarla bakar köşe yazarlarımız, diplomatlarımız ve akademisyenlerimiz...

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim