Menemen ve Dersim Hadiseleri zulüm ve vahşet kitabından iki babtır

23.12.2011 00:18

Mustafa Akgün

Menemen Hadisesinin yıldönümü olan günleri yaşıyoruz.

Bu vesile ile iki husustan bahsetmek yerinde olacaktır.

Bunlardan biri Menemen Hadisesi diğeri de Dersim Hadisesidir.

Önce her iki hadise hakkında kısa hatırlatmalar yapalım.

MENEMEN HADİSESİ VE ES’AD ERBİLÎ

Menemen Hadisesi 23 Aralık 1930 tarihinde meydana gelmiştir. Bizi biz yapan değerlere sahip çıkan, bu değerleri devam ettirmek isteyen kişi ve zümrelere karşı yapılmıştır.

Bu harekatın baş hedefi Nakşibendî Tarikatının en büyük kollarından olan Kelâmî Dergâhı ve onun başındaki büyük alim ve şeyh Es’ad Erbilî’dir.

Es’ad Erbilî 1847 yılında Musul – Erbil’de doğmuştur. Zâhirî ve Bâtınî ilimlerde kendisini yetiştirmiştir. Zamanının şeyhlerinden olan Tâhâ-el Harirî’den Nakşîbendî tarikatının, Abdülkadir Refkanî’den de Kadirî tarikatının icazetini almıştır.

Hacca gitmiş, orada aldığı mânevî işaret üzerine gelip İstanbul’a yerleşmiştir. Kelâmî Dergâhında uzun yıllar sohbet ve irşadlarda bulunmuştur. Tekkelerin kapatılmasıyla irşad çalışmalarını durdurmuştur.

Bu ara bazı eserler vermiştir: Mektûbat, Kenzü’l-İrfan, Risale-i Es’adiye, Divan-ı Es’ad onlardandır.

Divanında Peygamberimiz için yazdığı na’tlar da yer almaktadır. Bunlar tasavvuf edebiyatının mükemmel örneklerindendir. Şu beyit onlardan biridir.

Gül-i rûhsârına meftûn olanlar şübhesiz sensiz

Ne mülk ü mâl ü câh ister, ne de zevk ü safâ ister

(Senin gül yüzüne tutulanlar, meftun olanlar, hiç şüphe yok ki Sensiz; ne mülk, mal ve makam isterler; ne de zevk ve safa isterler.)

Zamanın derin güçlerince tertip edilen Menemen Hadisesinde suçlu bulundu. Resmî tarihin verdiği bilgilere göre hapishanede de vefat etti. Hapishanedeyken zehirlendiğini pek çok araştırmacı yazar ortaya koymaktadır.

DERSİM HADİSESİ VE SEYİD RIZA

Dersim Hadisesi daha evveliyatı da olmakla beraber 1937 yılı ve onu takip eden zamanlar içinde meydana gelmiştir. Bu hadise son zamanlarda kamuoyunun gündemine oturuvermiştir. Bu hususta resmîsiyle, gayri resmîsiyle pek çok belge ortaya kondu. Daha da konacağa benzemektedir.

Hadisenin bir numaralı hedefi Seyid Rıza’dır. Seyid Rıza Tunceli-Ovacık’ın bir köyünde doğmuştur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmiyor. Ancak 1860-62 arasında doğduğu tahmin edilmektedir. Büyük bir Alevî aşiretinin lideridir. Çok taraftarı vardır.

Seyid Rıza birtakım suçlamalara maruz bırakılmıştır. Hakim güçlerin iddiasına göre Seyid Rıza o zaman devlete karşı büyük bir isyanın tertipleyicisidir. Bu suçlamalara dayanarak da ona ve aşiretine, onun harekatına destek verenlere karşı büyük operasyon başlatılmıştır. Pek çok çatışma olmuştur ve bu çatışmalarda pek çok kişi ölmüştür. Seyid Rıza taraftarlarına tam bir zulüm ve vahşet uygulanmıştır. Sadece şu hadise vahşetin boyutunu göstermeye yetip artıyor:

Seyid Rıza’nın bir yakını Anıke adında bir kadındır. Bu kadın hamiledir. Çatışmalar sırasında karnı bir kurşunla delinmiştir. Kurşunun deldiği yerden karnındaki yavrusunun eli dışarı sarkmıştır.

Nihayet Seyid Rıza 5 Eylül 1937’de taraftarlarıyla birlikte tutuklanmıştır. 15 Kasım 1937 tarihinde de Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilmiştir.

Türkiye’nin en ileri dereceli mason politikacılarından İhsan Sabri Çağlayangil’in (Süleyman Demirel’in AP’sinde Dışişleri Bakanlığı da yapmıştır.) hatıralarından şunlar aktarılmaktadır:

“Seyit Rıza, sehpaları görünce durumu anladı. ‘Asacaksınız’ dedi ve bana döndü: ‘Sen Ankara’dan beni asmak için mi geldin?’ Bakıştık. İlk kez idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyordum. Bana güldü.

.......

Seyit Rıza’yı meydana çıkardık. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıza, meydan insan doluymuş gibi sessizliğe ve boşluğa hitap etti. ‘Evlâdı Kerbelayıh. Bi hatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir’ dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap rap yürüdü. Çingeneyi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağı ile tekme vurdu, infazını gerçekleştirdi...”

Dersim hadisesinde Seyid Rıza ile beraber daha pek çok kişi asılmış veya hapis cezasına çarptırılmışlardır. Asılanlar arasında Seyid Rıza’nın oğlu da vardır. İddialara göre darağacından indirilen cesetler, bugün Fırat Üniversitesi’nin bulunduğu dereye götürülerek yakılmıştır. Cesetlerin küllerinin ne olduğu hakkında şu ana kadar bir bilgi ortaya çıkmamıştır.

Netice olarak Menemen ve Dersim Hadiseleri zulüm ve vahşet kitabından sadece iki babtır. Bu zulüm ve vahşet kitabından açılacak daha çok amma pek çok bab vardır.

YENİ AKİT 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim