Konya'da birahaneler taşlandı medyada tık yok!

23.12.2010 00:52

Bülent Keneş

Türkiye'de hafta sonu yaşanan bir olaya dair haberi paylaşayım önce: "Konya'da yürüyüşe geçen yaklaşık 2 bin kişi, ahlaki çöküntüye ve fuhuşa neden olduğunu ileri sürerek kadın garson çalıştırılan kentteki birahaneleri taşladı.

Konya'da Ahlaki Haklar Federasyonu tarafından, "Yozlaşmaya Karşı Çık, Ortak Olma" yürüyüşü düzenlendi. Yürüyüş sırasında, kadın garson çalıştırıldığı gerekçesiyle taş yağmuruna tutulan üç birahanenin camları kırıldı. Kadınların çoğunlukta olduğu yaklaşık 2 bin kişilik grup, "Konyalı olmak onurdur, onuruna sahip çık. Birahaneler kapatılsın, yozlaşmaya hayır" sloganları atarak birahane camlarını taş yağmuruna tuttu.

Yürüyüş için Gemalmaz Mahallesi Dökümcü Sokak'ta bir araya gelen öfkeli kalabalık, şehir meydanına kadar yürüdü. Öfkeli kalabalıktakilerden bazıları, güzergâhtaki birahanelerin önüne gelerek, kadın garsonların çalıştırılmasına sert tepki gösterdi. Gruptan Abdurrahman İslamoğlu, birahane sahiplerinden, birahanelerini lokantaya çevirmelerini istedi. Bugüne kadar birahanelerde aşırı alkol tüketiminden dolayı beş kişinin hayatını kaybettiğini dile getiren İslamoğlu, "Son on yılda 250'nin üzerinde bıçakla yaralanma var. Bu birahaneler 2009 yılında 88 ailenin dağılmasına neden oldu. Bu şiddeti birahane sahipleri iyi okumalıdır. Çünkü Konya halkı, kendi gençlerini daha fazla ölümlere vermek istemiyor.'' ifadelerini kullandı.

Meram Belediye Başkanı Kenan Şahin de kendi ilçelerinde de benzer bir sorunun yaşandığını ve uyguladıkları yoğun "mahalle baskısıyla" bu sorunun çözüldüğünü ifade etti. Birahane sahiplerinin evlerine kadar giderek belediye olarak baskı uyguladıklarını anlatan Şahin, kötü yaşam tarzında iyi kararların çıkmayacağını vurguladı. Protestocu grup adına bir basın açıklamasını okuyan Şadiye Tutkal da birahane sahiplerinin halkın sesine kulak vermesini istedi. Birahanede çalıştırılan kadınlardan dolayı ailelerin dağıldığını iddia eden Tutkal, "Yüzlerce insan emeğinin semeresini birahanelerde harcadığı için eşine şiddet uygulamakta, çocuklarına karşı ilgisiz davranmaktadır. Bugün en onursuzca yaklaşım ise kadın bedeninin meta olarak kullanılması ve fuhuş yapılmasıdır. Kadınları gelir getirecek sermaye olarak görenler, dokuz birahanede kırk beş kadın çalıştırmaktadır.'' diye konuştu.

Muhafazakâr halkın öfkeli eyleminden sonra Konya'da kadın garson çalıştıran 9 birahane, çalıştırdıkları kadınların tamamını işten çıkardı. İlk kez bir kadın garson çalıştıran Berduş Birahanesi sahibi İsmail Şişe, bundan böyle artık kadın garson çalıştırmayacağını söyledi. Şişe şöyle konuştu: "Zaten kadın garsonları, protesto yürüyüşünden önce göndermiştik. Bundan böyle kadın garson çalıştırmayı düşünmüyoruz. Ama anlamadığımız bir durum ile karşılaştık. Kadın garsonları gönderdiğimiz halde mekânımız basıldı ve camlarımız kırıldı. İşyerimiz zarar gördü. Bundan böyle kadın garson çalıştırmayacağız ve herkesin gelip oturabileceği bir restoran olarak işimize devam etmeyi düşünüyoruz."

Berduş Birahanesi'nde babasıyla birlikte çalışan Sinan Şişe ise işyerinde daha önce kadın garsonlar çalıştığını belirterek, "Tepkiler artınca (bunu mahalle baskısı şeklinde okuyun lütfen) bunları gönderdik. Yürüyüş ve protesto öncesi kadın yoktu işyerimizde. Bize neden böyle bir tepki verildi bilmiyoruz." dedi. Kadın garsonların fuhuş yaparak ahlaki çöküntüye neden oldukları yönünde dedikoduların Konya'da yayıldığını anlatan Şişe, "Bizim işyerimizde daha önce çalışan kadın garsonlar sadece müşteriye servis yapıyordu. Kesinlikle fuhuş söz konusu olmadı. Ekmek parası için çalışıyorlardı. Bu durumu kabul etmiyorum. Artık kadın garson getirmeyeceğiz ama diğer işyerleri getirir mi bilemem. Şu an kadın garson çalıştıran 9 işyerinin tamamı, kadın garsonları gönderdi." diye konuştu.

Olaylar üzerine hemen harekete geçen Konya Büyükşehir Belediyesi de kadın garson çalıştıran birahanelerden 3'ünü süresiz kapattı. Konya'nın AKP'li kadın Belediye Başkanı Mukadder Kıymaz, şehirde kadın garson çalıştıran ancak kapatılan 3 birahane konusunda yaptığı açıklamada, yasa gereklerinin yerine getirildiğini söyledi. Başkan Kıymaz, birahanelerde kadınların çalışmasının toplumsal yozlaşmanın bir sonucu olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Aslında Konya'da çok sayıda birahane var ama kadın garson çalıştıran birahane sayısı 9 idi. İçki içilmesine karşı değiliz, bu durum yanlış anlaşılıyor. Kadın garson çalıştırmayan birahaneler de var. Onlarda hiçbir sorun söz konusu değil. Kadın garson çalıştıran 9 birahane normal birahane gibi işletilmiyor. Farklı işler yapıldığı için halk tepki gösteriyor. Bütün Konya halkı ilimizdeki yozlaşmanın asıl nedeni olarak, kadın garson çalıştıran işyerlerini görüyor. Evdeki kadınlara gösterilen şiddetin nedeni olarak görüyor. Buraya giden babalar, çocuk ve eşlerine ilgisiz kalıyor. Bu birahanelere giden erkekler eve döndüklerinde eş ve çocuklarına şiddet uyguluyor. Gerek maddi gerekse manevi olarak zarar verildiği için halk doğal olarak tepki gösteriyor." Konya'da bulunan İslami Kültür Akademisi Derneği Başkanı Hatice Atmaca da bir kadın olarak bu birahanelerde kadınların çalıştırılmasına karşı olduğunu ifade ederek, "Siyaseten de kadınların bu işyerlerinde çalışmasına karşıyım. Çünkü kadının yalnız ruhsal değil, bedensel olarak da orada kullanımı var. Biz Konyalılar olarak kadın bedenlerinin birahanelerde teşhir edilmesine kesinlikle karşıyız. Bu, Konya'ya yakışmayan bir durumdur." şeklinde konuştu.

ALLAH'A BİNLERCE ŞÜKÜRLER OLSUN

Yukarıdaki olaylar geçtiğimiz hafta sonu harfi harfine yaşandı. Ancak ne hikmetse her fırsatta alkol kullananlara ve içkili mekânlara yönelik "mahalle baskısı" uygulandığı gerekçesiyle AK Parti hükümetine ve belediyelere karşı medya kampanyaları düzenleyen şanlı Türk medyası ne olayın üzerine gitti, ne bu kadınlı-erkekli öfkeli kalabalığın alkol kalkışmasını gazete manşetlerine taşıdı ne de bu rejimsel tehdidi ana haber bültenlerinde dakikalarca verip konuya özel tartışma programları düzenledi. Enteresandır, ne İslamcı AK Parti yönetimi altında Türkiye'nin İslamileşerek muhafazakârlaştığını söylemek kimsenin aklına geldi ne de şeriat rejimine doğru yol alan ülkenin giderek Suudi Arabistanlaştığını, Malezyalaştığını, hatta İranlaştığını. Hele hele kadınların istedikleri yerde çalışma hakkının ellerinden alındığına dair derin kaygılar içinde kıvranan nedense hiçbir "endişeli modern"e rastlamadık. Bu vahim kalkışma karşısında siyasiler sessiz, Kemalist-laik sivil toplum örgütleri sessiz tamam anladık da rejimimizin hamisi Genelkurmay Başkanlığımız neden ülkemizde çağdaşlığın ve Atatürkçülüğün sembolü haline gelen alkol kullanımı ve alkollü mekânlara karşı girişilen bu vahim kalkışma girişimi karşısında sessiz kalıyor, suspus oluyor bunu anlayamadık. Oysa beklentimiz, hükümete karşı okkalı bir alkol muhtırası yayımlamalarıydı. Hayal kırıklığına uğradık doğrusu. Yoksa ülkede korkulan oldu da birahaneleri ve alkollü mekânları baskı altına alan gerici zihniyet güzide kurumumuz, gözbebeğimiz Genelkurmay'ımızı da mı ele geçirdi? Eyvah eyvah...

Durun durun, hemen paniklemeyin. Büyük bir hata yapmışım, suçumu kabul ediyorum... Ben olayın muhafazakârlığı ile bilinen Konya'da geçtiğini sandım ve bu sanrıyla sizi de yanılttım. Allah'a binlerce şükürler olsun ki bu olay, benim size anlattığım gibi, "muhafazakâr" Konya'da değil, çoğunlukla Kemalist-laik rejimimizin biricik dayanağı aydın Alevi vatandaşlarımızın yaşadığı laik Tunceli'mizde gerçekleşmiş. Oysa bu haberde bir tuhaflık olduğunu hemen anlamış olmalıydım. Çünkü maazallah Konya'da, Kayseri'de, Kahramanmaraş'ta veya Türkiye'nin herhangi bir yerinde böyle bir olay yaşanmış olsaydı değil medya kampanyası, bu olay bahane edilerek ülkede darbe bile yapılırdı. Hatırlayın, bundan birkaç ay önce İstanbul'un Tophane semtinde Tunceli'deki olayla mukayese edilemeyecek ölçüde benzer ama küçük bir hadise yaşanmıştı da sanki Türkiye'de bir rejim değişikliği yaşanıyormuşçasına malum medyada ve siyaset arenasında büyük bir gürültü koparılmıştı. Verilmiş sadakamız varmış ki, alkollü mekânlar ve çalışan kadınlarımıza(!) karşı bu menfur hadise laikliğimizin teminatı, aydınlık ve çağdaş şehrimiz Tunceli'de gerçekleşti. Diğer türlüsünün Doğan Medya Grubu başta olmak üzere CHP'li Ergenekon medyası elinde nasıl bir psikolojik savaş aracına dönüştürülebileceğini tahmin etmek bile istemiyorum...

Not: Bu yazıda italik kısımda anlatılan olaylar birebir gerçek, ismi geçen kişiler ve yerler hayal ürünüdür. Today's Zaman 22 Aralık 2010

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim