1. YAZARLAR

  2. Yasin Doğan

  3. Kandil'e playback yapanlar…
Yasin Doğan

Yasin Doğan

Yazarın Tüm Yazıları >

Kandil'e playback yapanlar…

A+A-

İmralı görüşmeleriyle başlayan süreçte saflar, pozisyonlar henüz belirginleşmiş değil. Farklı açıklamalar yapan BDP'liler de netleşmiş değil, çelişkili söylemlerde bulunan Kandil ve Avrupa kanadı da pozisyonunu netleştirmiş değil. Bir nevi peşrev faslındalar. Öcalan'ın ne dediğini, dediklerinde ne kadar ısrarlı olduğunu, onlara nasıl bir çağrı yaptığını anlamaya mı çalışıyorlar, yoksa kendi pozisyonlarını ve duruşlarını ona nasıl dikte edeceklerinin hesabını mı yapıyorlar belli değil. İmralı'ya gitmek isteyen BDP'liler Öcalan'ın mesajını anlamak veya onun aktarıcılığını yapmaktan ziyade süreç üzerinden kendilerine pozisyon ve güç devşirmeye çalışıyorlar.

Dün Selahattin Demirtaş grupta konuşurken Kandil'de de Murat Karayılan bir açıklama yayınlıyordu. Paris'teki olayı uluslararası terör saldırısı olarak nitelendiren Karayılan saldırıyı, NATO gladyosuna ve derin devlete yıkmaya çalışıyordu. Demirtaş'ın açıklamaları okunduğunda Kandil'den gelen söylemi tekrar ettiği, adeta Kandil'in sesine playback yaptığı gibi bir görüntü oluştu. Örgüte toz kondurmayan Karayılan, saldırganın PKK üyesi olmadığını, derneğe gidip gelen sıradan bir kişi olduğunu söylüyor. Oysa savcının açıkladığı şahıs, Aralık ayında hem Hollanda'da yapılan bir operasyonda göz altına alınmış, hem de Paris Eiffel Kulesi eyleminde gözaltına alınmış. Sakine Cansız'ın adeta asistanı gibi çalışan bu kişiye sokaktaki herhangi bir adam muamelesi yapmaları çok komik kaçıyor.

Bu süreçte pozisyonunu baştan ilan eden MHP ise bayat ezberini tekrar ediyor, tüm partileri bir kefeye koyarak çözüme karşı olan tek alternatif gibi kendisini konumlandırmaya, süreci desteklemeyen kitlenin oylarını çekmeye çalışıyor.

Bu kadar 'bölünmekten, parçalanmaktan, ölümden, Sevr'den, ihanetten, işgalcilere kucak açmaktan, Damat Ferit'ten bahseden Bahçeli'nin Türkiye'nin bütünlüğüne nasıl hizmet ettiği anlaşılmıyor. Korku, kaygı, evham üretmek bir siyaset tarzı olamaz. Eğer bu siyaset tarzı netice alsaydı 12 Haziran seçimlerinden önce alırdı. O zaman da MHP 'ihanet projesi'nden, bölünmekten, parçalanmaktan bahsetti, sonuna kadar Habur çığırtkanlığı yaptı ama neticede AK Parti'nin dörtte biri kadar oy alamadı.

Devlet Bahçeli, hakaretler yağdırdığı grup konuşmasında 'Seni PKK Başbakan yapmadı' diyor. AK Parti MHP'nin tüm tahrik ve iftiralarına rağmen yüzde 50 oy almıştır. MHP'nin bir kendi aldığı oya, bir de AK Parti'nin aldığı oya bakıp bir düşünmesi ve milletin takdiri karşısında utanıp sonuçtan dersler çıkarması gerekirdi. Oysa aynı hakaretamiz üslupla, aynı boş lafları tekrar etmeyi sürdürüyorlar. Seçmene saygı duymayan, milletin mesajını anlayamayan, halkın iradesini küçümseyen bir anlayış baraj sorunu yaşamaya mahkumdur.

Terör belasından kurtulmak için bölücü terör örgütüne silah bıraktırmaya çalışan hükümete karşı bazı liberal aydınlar 'ne vereceksiniz, ne yapacaksınız da silah bırakacaklar' türü yüklenmeler yapabiliyorlar. PKK medyasındaki kalemler de bu soruları tekrar ediyor. Onların örgütün değil de hükümetin üzerine baskı uygulaması şaşırtıcı değil. Ama Devlet Bahçeli'nin aynı tavrı sergilemesi çok ilginç. Bahçeli, 'PKK neyin karşılığında silah bırakacak, hangi tavizlerle gönlü alınacaktır? .. Silahı sigorta olarak görenler nasıl olacak da birden bire hedeflerinden vazgeçeceklerdir?' gibi bir ifadeyle adeta PKK canibinin söylemlerini tekrar ediyor.

Artık bir çok kişinin Bahçeli'nin grup konuşmasını umursamaması, ciddiye almaması, istihzayla karşılaması aslında MHP için ibretlik bir durumdur. Bir genel başkanın ağırlığının bu kadar kaybolması başlı başına bir sorundur. Ama 75 milyonun seçimde verdiği mesajı alamayanların bu durumdan dersler çıkarmasını beklemek de beyhudedir.

Kandil'in söylemlerini tekrar eden bu genel başkanlar olduğu sürece hükümetin işi hiç de kolay değil…

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT