1. YAZARLAR

  2. Mustafa Yusuf El-Ledâvi

  3. İsrail’in Afrika’daki Emelleri
Mustafa Yusuf El-Ledâvi

Mustafa Yusuf El-Ledâvi

Yazarın Tüm Yazıları >

İsrail’in Afrika’daki Emelleri

A+A-

Aşırı sağcı İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman üst düzey uzmanlardan, siyasi ve askeri danışmanlardan oluşan büyük bir ekiple Afrika’nın derinliklerine ulaştı. Lieberman’a bu gezide güvenlik subayları ve emekli askerlere ek olarak İsrailli birçok işadamı, fabrika ve büyük şirket temsilcisi de eşlik etti. Lieberman, beş Afrika ülkesine yaptığı gezide, 54 devletiyle İsrail diplomasisi için uzun yıllardır girilmesi zor olan kara Afrika kıtasının kapılarını açmayı ümit ediyor. Afrika ülkeleri uzun yıllardır İsrail ile diplomatik ilişki kurmayı reddediyorlardı. Fakat bugün bazı Arap ülkeleri ve özellikle de Mısır İsrail’i kabul ettikten sonra İsrail ile ilişki kurmaya hazır hale geldi. Mısır, Afrika’ya girmek ve doğal kaynaklarından yararlanmak isteyen Golda Meir ve İsrail hükümetlerinin ümitlerinin gelip çarptığı ve darmadağın olduğu sağlam bir kayaydı. Mısır, İsrail’i Afrika’dan soyutlamayı başarmıştı. İsrail’in Afrika kıtasına sızma, kaynaklarını tüketme ve Siyonist emelleri uğruna kullanma arzusuna engel olmuştu. Fakat Afrika ülkeleri bugün İsrail ile diplomatik ilişkiler kurmaya hazır hale geldi. Hatta bazıları Siyonist işgal devletiyle stratejik ilişkiler kurmanın yollarını aramada yarışır oldu. İsrail, kara Afrika kıtasının öneminin farkında. Çünkü Afrika kıtası coğrafi olarak büyük bir kıta, zengin doğal kaynaklara sahip ve Arap Dünyası’nın stratejik derinliği sayılır. Bu nedenle İsrail, Afrika ülkelerinin güvenliğine, egemenliğine, doğal kaynaklarına ve stratejik planlarına sızmak istiyor. Afrika’daki bazı rejimlerin silahlandırılmasında ve bazı krizlerin derinleşmesinde İsrail’in büyük rolü var. Somali, Sudan, Güney Afrika ve Eritre’deki krizlerde parmağı var. Birçok bilimsel ve askeri deneylerini Afrika kıtasında yapıyor. Afrika’nın toprağını kirletiyor, geleceğini mahvediyor. Kendi çıkarlarından başkasına aldırmadan Afrika’da bozgunculuk ve tahribat yapıyor.

Avigdor Lieberman’ın bazı Afrika ülkelerini o ülkelerin ekonomisinin kalkınmasına, ziraatının gelişmesine, sulama projelerinin iyileştirilmesine ve Afrika ülkelerinde var olan büyük su kaynaklarından yararlanmasına katkıda bulunmak için ya da İsrail’in teknolojik ve elektronik gücünden faydalandırmak için ziyaret ettiğini sanan yanılır. İsrail’in Afrika insanının hayatından endişe ettiğini, onun yaşam seviyesini yükseltmek istediğini; açlıktan, fakirlikten, işsizlikten ve hastalıklardan kurtarmak istediğini, Afrika’daki iç savaşları sona erdirmeye çalıştığını, isyancı grupları kan dökmeye son vermeye iknaya çalıştığını, bağımsızlıktan bu yana devam eden günlük çatışmaları bitirmek istediğini, onları eksiklik ve kompleks duygusundan ve parçalanmışlıktan kurtarmak istediğini düşünen daha çok yanılır. İsrail, Afrikalılara, Arapların bu kompleksi ve parçalanmışlığı kökleştirmek istediğini öne sürerek, İsrail’in doğal kaynakları ve gelecekleri için güvenilir bir sığınak olduğunu söylüyor.

Gerçekte İsrail’in hedefleri bunlardan tamamen farklı. Afrika insanı, Afrikalıların rahatı ve refahı, istikrar ve güvenliği İsrail’i hiç ilgilendirmiyor. Sudan’ın direnişe destek vermekle ve silah sağlamakla suçlanmasının ardından belki de Lieberman’ın taşıdığı dosyalardan en sıcağı Sudan dosyasıdır. İsrail, Sudan’ı Afrikalı komşularıyla kuşatmaya ve komşuları vasıtasıyla huzur ve istikrardan mahrum bırakmaya çalışmakta, Sudan Hükümeti’ne karşı faaliyet gösteren isyan hareketlerini desteklemektedir.

İsrail Afrika’nın doğal kaynaklarından ve dev gücünden yararlanmak istemekle birlikte, Afrika’nın elmasını çalarak atölyelerinde işlemeyi planlamaktadır. İsrail’in dünyadaki en büyük ikinci elmas işleyicisi olduğu ve elmasın İsrail’in en önemli gelir kaynaklarından biri olduğu biliniyor. Belki de İsrail Dışişleri Bakanı’na Afrika gezisinde eşlik eden heyetin çeşitliliği, İsrail’in Afrika’ya verdiği önemin boyutunu açıklıyor. İsrail, orada Uranyum arıyor. Nükleer enerji için gerekli olan toryum ve benzeri maddeleri arıyor. Afrika’daki milisleri hafif ve orta ağırlıkta silahlarla donattıktan sonra, hafif silahlarını satacağı yeni pazarlar arıyor. Emekli İsrail subayları iş fırsatları arıyorlar. Afrikalı milisleri eğitiyorlar ve bazı milis liderlerinin İsrail’in çıkarlarına uygun gördüğü talimatları ve bilgileri almak üzere İsrail’i ziyaretlerini kolaylaştırıyorlar. Daha da ötesi, İsrail birçok Afrika ülkesinde gelecek vaat eden petrolden geniş bir pay almak istiyor. Petrol fiyatlarından başka petrolün alım ve satımını da kontrol etmek için Afrika’daki petrol arama ve çıkarma çalışmalarına katılmak istiyor.

İsrail, geçen yüzyılın ellili yıllarından bu yana Afrika kıtasındaki göller ve Nil nehrinin su kaynaklarına hükmederek Mısır’ın su güvenliği üzerinde etkili olmaya çalışıyor. Çünkü Mısır’ın Arap-İsrail çatışmasından uzak tutulmasının çok önemli olduğuna inanıyor. Mısır’ın Nil nehrinin güvenliğiyle meşgul olmasının Arap-İsrail çatışmasındaki rolünü azaltacağını düşünüyor. Bu hedef doğrultusunda, İsrail Bilim ve Teknoloji Bakanlığı uzun süreli bilimsel araştırmalar ve deneyler sonucu Nil nehrinin kıyılarında ve su üzerinde yetişebilecek bir bitki geliştirdi. Bu bitki, Nil’in sularını büyük ölçüde kurutacak ve güneyden kuzeye akan Nil sularının hacmini azaltacaktı.

İsrail, İran’ın Afrika’da gün geçtikçe artan etkisini de yakından takip ediyor. İran, Afrika’da Çin’in izlediği politikayı izliyor. İran’ın birçok Afrika ülkesinde büyük projeleri ve çeşitli yatırımları bulunuyor. İsrail, İran’ın nükleer enerji için gerekli maddelerle dolu Afrika kıtasına yönelik beklentilerinden endişe ediyor. Çünkü İran’ın, nükleer santrallerini çalıştırmak için uranyuma ihtiyacı var. İsrail, İran’ın büyük miktarda nükleer yakıta sahip olmasının tehlikesinin farkında. Bu nedenle, İran’ın Afrika’daki nüfuzunun gelişmesini önlemek için Afrika ülkeleriyle stratejik ilişkiler geliştirmek istiyor. İsrail, bu konuda Amerika’nın nüfuzundan yaralanıyor. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail politikasının önündeki engelleri kaldırıyor ve İsrail’in Afrika açılımı karşısında çekimser davranan veya İran’ın yatırımlarına kolaylık tanıyan Afrika ülkelerine baskı uyguluyor.

İsrail, Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın Arapların ve İslam Dünyası’nın gafil olduğu bir anda gerçekleştirdiği ziyaretle Arapların ve İslam Dünyası’nın arka bahçesine sızmaya çalışıyor. Arapları, Afrika’daki stratejik derinliklerinden mahrum bırakmanın planlarını yapıyor. İsrail’in politikalarını ve komplolarını, ekonomik ve ticari anlaşmalarıyla askeri planlarını ortaya çıkarmanın önemi işte burada gizlidir. Siyonizmin ve İsrail’in pis elleri Arap ülkelerinin ve İslam Dünyası’nın çeşitli bölgelerinde dilediği gibi dolaşarak bozgunculuk yapmaktadır. Arapların ve İslam Ümmeti’nin geleceğine pusu kurmaktadır. İsrail’in işgal altındaki Filistin’de var olması, Siyonist tehlikenin sadece Filistin’i ve Filistinlileri kuşattığı anlamına gelmez. Bilakis Siyonistlerin nüfuzu ve tamahı Arap ülkelerinin ve İslam Dünyası’nın her yerine uzanmaktadır. Onların Araplara ve Müslümanlara tuzak kurduklarını ve aralarında sorunlar çıkardıklarını, fitne tohumları ektiklerini ve krizleri tetiklediklerini görmekteyiz. Komplolar kurduklarını, güçleri istismar ettiklerini, deneyimleri aşırdıklarını ve kaynakları çaldıklarını görmekteyiz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e hakarette parmakları var. Arap ülkeleri arasındaki çatışmaları kızıştırmadaki çirkin rolleri biliniyor. Casusluk şebekeleri Arap ülkelerinin ve İslam Ümmeti’nin alt yapısına sızıyor. Bilim adamları ve uzmanları yeraltı sularımızı çalıyor. Petrol zenginliğimize el atmayı planlıyorlar. Arap ve İslam ülkelerinin su kaynaklarında hakları olduğunu öne sürüyorlar. Tacirleri Arap ve İslam ülkelerini dolaşarak uranyum ve benzeri nükleer bomba yapımında kullanılacak maddeleri çalıyorlar veya satın alıyorlar. İsrail; askeri, güvenlik, ticari ve beşeri kollarıyla neredeyse Afrika’nın her yerinde. Açlığı ve yoksulluğu kullanıyorlar. Şekilden şekile giriyorlar. Çeşitli yüzlerle kendilerini perdeliyor, insani yardım ve hayır kurumlarının arkasına gizleniyorlar. Araplar ve Müslümanlar ise uzun yıllar boyunca kendilerine kapı açan ve yeni bir stratejiyle kendilerine kapılarını yeniden açabilecek Afrika kıtasından çekiliyorlar. Bu yeni stratejiyle İsrail’in Arapları kuşatmasını engelleyebilecek ve Afrika’nın gücünü ve doğal kaynaklarını kullanmasının önüne geçebilecekken Afrika’yı İsrail’e terk ediyorlar.

FEM

YAZIYA YORUM KAT