IŞİD Lideri Bağdadi'den Barış Çağrısı

20.01.2014 10:31
IŞİD Lideri Bağdadi'den Barış Çağrısı
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) lideri Ebubekir Bağdadi, iki hafta öncesinden başlayan gruplar arasındaki çatışmalara binaen açıklamalarda bulundu.

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) lideri Ebubekir Bağdadi, Suriye’deki tüm gruplara seslenerek; “Aranızda sulhu bulun, Esed rejimine ve ona destek veren kişilere karşı beraber savaşın.” çağrısında bulundu.

Ebubekir Bağdadi yapmış olduğu açıklamada şunları söyledi: “IŞİD sizlere ellerini uzatıyor, siz durun ki bizde bu savaşı durduralım, beraber Esed rejimine karşı duralım. Aksi halde bilin ki IŞİD içerisinde öyle kişiler vardır ki zulme karşı dik durur ve bundan hiç bir zaman taviz vermeden savaşacaktır. Bu kişileri de yakın olan ve uzak olan herkes biliyor."

El Furkan Medya Grubunda yer alan açıklamaya göre Bağdadi, şöyle devam etti:

Arkadan vurma
Herkese sesleniyoruz! Bize karşı savaşan kişiler kendi konumu yeniden gözden geçirsin, siz bizi arkadan vurdunuz ve ummadığımız bir anda bizlere saldırdınız. 

Şam toprağında mücadele eden tüm mücahitlere seslenerek, şunu da hatırlatayım: Bu savaş ümmetin savaşıdır ve ne yazık ki bu savaşta hedef alınanlar mücahitler oldu.

Askerlerime sesleniyorum!
Sizlere karşı saldırıyı durduranlara sizler de saldırıyı durdurun, sizlere karşı ne kadar suçlu olurlarsa olsunlar, siz savaşı durduryn ve onları af edin. Hep birlikte Ehli Sünnete karşı savaşan düşmana, birlikte mücadele edin.

Biz savaşa zorlandık
Biz savaşa zorlandık, (Gruplar arasındaki çatışma) günlerce de bu savaşı durdurmak için çaba verdik, ama yine de saldırıya uğradık. Biz kendimizi müdafaa ettik ama diğer gruplar dediler ki; “IŞİD kolay bir lokmadır, baş edilebilir.” diye baktılar. Bizim elimizden de bir şey gelmedi ve biz savaşmaya mecbur kaldık.

Bulunan toplu mezarlar ve tekfir hakkında
IŞİD, Ehli Şam’ı tekfir etmedi, bulunan toplu mezarlardan IŞİD sorumlu değildir, öyle bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu olayları diğer silahlı gruplar yaptı.
Bu kargaşadan önce IŞİD Esed rejimine karşı büyük operasyonlar yapacaktı, Halep’te İdlib’te ve Hama’da ama bu olaylar sebebiyle bu operasyonları durdurduk."

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
İhsan
21 Ocak 2014 Salı 20:40
20:40
Sakının! Sakının! Sakının zulüm yapmaktan... Sizlerden kimse zulmetmişse, birisine karşı haddi aşmışsa hemen tevbe etsinler ve haklarını ödesinler.



Biz yapılan haksızlıkları, hakkı alınanların hakkını (diyetini) öderiz ve İslam Devleti'nin ferdlerinden birinin yaptığı zulümden de Allah'a sığınıyoruz. Ve onlarda herhangi bir askerimize zulüm etmişlerse hemen haklarını ödesinler.



Allah subhanehu ve teala zulmü ortadan kaldırmaya çalışmıyorsa, hiçbir mücahide bereket vermez!



İstiğfar ve tevbelerinizi çoğaltın. "La havle ve la kuvvete illa billah" kelimesini sürekli tekrarlayın...



Bu Allah yolunda cihad eden bütün mücahidlere gönderdiğimiz bir mesajdır. Ketibelere, cemaatlere, ister savaşçı ister komutan olan herkese...
İhsan
21 Ocak 2014 Salı 20:39
20:39
Lütefen Açıklamanın tamanmını Yazın Yoksa İnsanları yanlıuş yönlendirip mebal altında kalmayın.



Savaşçılarına, IŞİD düşmanlarına Irak ve Suriye halkına ve son olarak Amerika'ya seslenen Şeyh Bağdadi'nin açıklamalarını ilginize sunuyoruz:

Hamd, ancak Allah içindir. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak, kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur.



Allah’tan başka ibadete layık ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve Rasulü’dür.



Allah subhanehu tebarakallahu ve teala'nın sünnetinden ve hikmetindendir ki, mücahidler ve mü'minlerin safları onlardan olmayanlar ve münafıklarla iç içe karışır.



Allah subhanehu ve teala, islam perdesi altında gizlenenler ve iman iddiasinda bulunan münafıklar ve düşmanların karıştığı safları böyle karışık bırakacak değildi elbette.



Bu son olaylarla birlikte Allah, bela ve musibete tabi tutma sünnetini tamamladı.



Allah subhanehu ve teala şöyle buyurur: "Allah, müminleri şu bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır." (Ali imran-179)



Yine Allah subhanehu ve teala şöyle buyurur: "Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır." (Ankebut-3)



İşte imtihan sonucu saflar ayrılmalı ki, iyi ile kötü bellir olsun. Şiddetli baskı olmalı ki, güçlü yapıyla zayıf yapı ortaya çıksın. Bundan dolayıdır ki, hakla batıl arasındaki savaş durmaz...



Eğer mücadele ve kendini savunma olmazsaydı Allah'a dua edilen ve onun ismi anılan mescidler yıkılırdı. Mücadele ve mudafaa devamlıdır. Bela, imtahan ve zorluklar daima vardır. Fakat şu kadar vardır ki, güzel sonuç takva sahiplerinindir.



Nicat ve kurtuluş ihlaslı, doğru sözlü ve sabırlı mü'minlerindir. Şüphesiz Allah yolunda olan bir mucahidin, bu belalar sadece imanlarını ve temizliğini artırır. Şiddetli musibetler sadece azimet ve sebatı artırır. Öyleyse ey İslam Devleti mücahidleri sabredin! Sabredin! Ribat edin! Yakınlarınızın sizi yardımsız bırakmasına ve düşmanlarınızın çokluğuna üzülmeyin.



İslam Devleti'ne karşı yapılan bu saldırılar sizi umutsuzluğa sevketmesin. Zira Allah subhanehu ve teala kendi askerlerine yardım edecektir. İslam düşmanlarının size attığı bohtanlara, sizin aleyhinize yaptıkları kışkırtmalara aldırmayın. Zira Allah subhanehu ve teala ıslahcıyla fesadcıyı bilir. Mücahid olanla mücahid olduğunu iddia edeni de bilir! Doğru sözlüyü de, yalanı da, yalancıyı da bilir. İhlaslı olanı da, munafık olanı da bilir!



Bilin ki Şam'da size isabet eden bu musibetde sizin için büyük hayırlar vardir.



Ey İslam Devleti'nin evlatları! Allah ve siz iyi biliyorsunuz ki, İslam Devleti bütün gücünü sarf ederek bazı muhalif grupların kendisine saldırdığı bu savaşı durdurmaya çok çaba sarf etti. Allah ve siz iyi biliyorsunuz ki, biz bu savaşı istemedik. Buna çabalamadık, bunun pilanlayıcısı da değildik. Bu saldırıların zahirinden ve bizim görüşümüze göre, en fazla yararlanan rafiziler ve nusayrilerdir.



Ey İslam Devleti'nin aslanları! İşte bunları bildiniz. Öyleyse Allah'a tevekkül edin, kendi gücünüze değil O'nun gücüne güvenin. Allah'tan korkun ve eğer Allah'tan korkarsanız güzel sonuç (fetih) bizimdir. Ne zulmedin ne de hıyanet...



Size tavsiye ediyorum ki, sizinle savaşan ketibelerden(gruplardan), sizi bırakan, size silahını doğrultmayana siz de silahlarınızı doğrultmayın. Cürmü ne kadar büyük olsada siz affetme yolunu tutun. Dikkatinizi ehli sünnetin hepsini boğazlamak için fırsat bekleyene yönlendirin.



Eğer ketibelerin size karşı yaptığı bu savaşı durdurmak için var gücünüzü kullanır, ondan sonra nusayrilere ve rafizilere yönelir, gücünüz yetmeyen şeylerle karşılaşır ve rabbiniz katında sunabileceğiniz bir mazaretiniz olursa; artık Allah'a tevekkul edin ve sadece ondan yardım dileyin, O sizin mevlanızdır.



Bu savaşı sürdürün, Allah'ın gücü ve kuvvetiyle siz buna ehilsiniz.



Yakinen bilin ki, hiç süphesiz bu sizin için hayırdır. Bu Allah'ın tedbirlerindendir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.



Sakının! Sakının! Sakının zulüm yapmaktan... Sizlerden kimse zulmetmişse, birisine karşı haddi aşmışsa hemen tevbe etsinler ve haklarını ödesinler.



Biz yapılan haksızlıkları, hakkı alınanların hakkını (diyetini) öderiz ve İslam Devleti'nin ferdlerinden birinin yaptığı zulümden de Allah'a sığınıyoruz. Ve onlarda herhangi bir askerimize zulüm etmişlerse hemen haklarını ödesinler.



Allah subhanehu ve teala zulmü ortadan kaldırmaya çalışmıyorsa, hiçbir mücahide bereket vermez!



İstiğfar ve tevbelerinizi çoğaltın. "La havle ve la kuvvete illa billah" kelimesini sürekli tekrarlayın...



Bu Allah yolunda cihad eden bütün mücahidlere gönderdiğimiz bir mesajdır. Ketibelere, cemaatlere, ister savaşçı ister komutan olan herkese...



Mücadelemizin ümmetin mücadelesi olduğunu sizlere hatırlatıyorum. Kafirlerin hedefi bütün mücahidlerdir. İslam Devleti, kafirlerin size ulaşmaları için geçmek zorunda olduğu bir kapıdır!



İşte bu kapı kırılırsa, geriye düşmanlar için sadece kolay lokmalar kalacak!



Bundan sonra pişmanlıkla parmaklarınızı ağzınıza koyacağınız gün gelecek... (Kafirlerin Suriye'ye girme planına atıf yapıyor)







Bizimle savaşan, bu savaşta "parmağı" olan ketibelere ve kişilere sesleniyorum! Hesaplarınızı tekrardan gözden geçirin! Rabbinize tevbe edin.



Sizler bize ihanet ederek arkadan hançerlediniz! Hemde bütün mücahidlerimiz en ön cephedeyken! Geriye çok az sayıda mücahid kalırken! Sonra siz bizim gerçek gücümüzü gördünüz! Dün ile bugünün arasındaki farkı da gördünüz! Bizle savaşmadan önce, çok rahat bir şekilde dolaşır ve rahatça uyurdunuz! Şimdiyse bu rahatlığın yerini korku ve dehşet kapladı.



Geceleri yatamıyor, gündüzleriyse gözetleme yaparak geçiniriyorsunuz!

İşte Irak Şam İslam Devleti sizlere ellerini uzatıyor, siz durun ki bizde bu savaşı durduralım, beraber nusayri ve rafizilere karşı yönelelim. Yoksa İslam Devleti'nin öyle yiğitleri var ki onlar geceleri (cihad isteğinden) uyumazlar! Onları yakın ve uzakta olan herkes biliyor!



Ey Şam ehli! Size gelince... Size Allah yeter, size Allah yeter... Herkes sizin üzerinizden ticaret yapıyor, herkes sizi köpekler gibi parçalıyor, cesetlerinizin üzerine basmak için birbiriyle yarışıyorlar! Fehasbukumullah! Fe hasbukumullah!



Nusayriler kanınızı akıtıyor, ırzınızı çiğniyor, evlerinizi başınıza yıkıyor... Tüm bunları sizi terörden koruma adına yapıyorlar!



Yahudiler ve Hristiyanlar İslam'a ve müslümanlara karşı hilelerini kuruyorlar. Mücahidlere de aynı şeyi yaparak onlarla savaşıyorlar! Onlar sizin için "timsah gözyaşları" dökerler fakat kanınız ve hayatınız üzerinden ticaret yaparlar!



Tağutlarsa işlerin yularını tutmak için kendilerine itaat eden insanları satın alarak sizi koruma adına ordular kuruyorlar!



Hırsızlar ve yol kesenler mallarınızı ve hayırlarınızı çalıyorlar, kanınızı içiyorlar! Bunları sizi adınıza, sizi koruma, müdafaa etme adına yapıyorlar! Allah size yeter ey Şam halkı!



İşte ne mutlu sizlere, eğer sabrederseniz...



Zira artık Mevla her şeyinizi üstlenmiştir.



İşte ne mutlu sizlere, eğer sabrederseniz...



Zira artık mevla her şeyinizi üstlenmiştir.



(Resulullah'ın "Allah, Şam ehline benim için kefil oldu" hadisini kastediyor)



Bize gelince.. Bizler size şunu diyoruz: Kana kan! Evlerinizi yıkanlara karşı onların saraylarınızı yıkacağız! Bizler Allah yolunda cihad ediyor ve Rabbimizin rızasını umuyoruz. Hiçbir kınayıcının kınamasından korkmuyoruz!



Öyleyse hilekar basının mekirlerine ve hilelerine aldanmayın... İnşallah bizleri sizlere karşı en merhametli, düşmanlarınızaysa en şiddetli davrananlar olarak bulacaksınız.



İşte bu bizim gerçek kimliğimizdir! Bizim için Allah subhanehu ve tealanın bunu bilmesi yeterlidir. Yine Allah biliyor ki müslümanların kanlarını korumak için doğru sözlü ve ihlaslı olmaya çalıştık. Irzlarını ve kanlarını korumaya azim gösterdik. Bununla böyle, gece ve gündüz ve Şam ehlini tekfir ettiğimiz fitnesini ortaya atıyorlar. Mazallah! Onların kanını helal görüyormuşuz! Vallahi asla öyle değil! Allah'ta biliyor ki Şam'daki (Suriye'de) ehlimizi selamet ve emanda yaşamaları için çalıştık.



Hırsızlarla mücadele etmeyi, yol kesicileri ve takipçileri yakalamayı açık bir şekilde sadece bizler üstümüze aldık ve yaptık. Oysa gece ve gündüz Şam halkının katilleri olmakla suçlanıyoruz. Toplu katliamların failleri olarak suçlanıyoruz! La havle vela kuvvete illa billah!



Allah'ın bilmesi yeterlidir ki, öyle bir şehir, köy ve kasaba yoktur ki, bizler girdikten sonra orada yaşayan müslümanların can, mal ve ırz güvenliği sağlanmasın. Hırsızlar, yol kesiciler ve mücrimler ordan temizlenmesin!

Oysa gece gündüz müslümanları korku içinde bırakmak ve haremlerine göz dikmekle suçlanıyoruz.



Yine Allah biliyor ki, bütün insanlarla konuştuk ve ellerimizi herkese uzattık. Sonra biz sadece kendimizden başkalarını kabul etmemekle suçlanıyoruz. Kendimizden başkasını mücahid olarak görmediğimizle suçlanıyoruz! İnsanlarin amellerini küçük gördüğümüzle ithamediliyoruz. Haşa ve kella! Bizler hiçbir zaman masum olduğumuzu iddia etmedik! Hatalarımızda kasıtlı olduğumuz ve onlarda ısrar ettiğimiz bize atılan bir iftiradır!



Ve yine Allah subhanehu ve tealanın bilmesi yeterlidir ki, bizler, diyarlarımızı ve ailemizi terk edip hicret ettiğimizde, sahip olduğumuz her şeyi hatta canlarımızı Allah yolunda harcadığımızda tek amacımız Allah'ın şeriatının tatbik edilmesi olmuştur. Oysa gece ve gündüz iddia ediliyor ki öyle bir tasavvur oluşturuluyor ki bizler Allah'ın şeriatına tabi olmayan tağutlarmışız! Va i'yazu billah!



Ve yine Allah subhanehu ve tealanın bilmesi yeterlidir ki, bizler insanlar içerisinde rafiziler ve nusayrilere karşı en şiddetli insanlarız. Bunu rafizileriz kendileri de iyi biliyor artık.



Ve yine Allah subhanehu ve tealanın bilmesi yeterlidir ki, bize yapılan hiyanet ve sırtımızdan saplanan hançer gecesi, Hayr bölgesinde Ebu Ömer el Çeçen komutanlığında nusayrilere karşı operasyona hazır olan bir ordumuz vardı. Öyle ki bu ordu, o vilayeti tamamen nusayrilerden temizlemedikce geri dönmeyeceğine karar vermişti.



Bunun için planlarda yapılmıştı ve bizim Halep'te doğusuna doğru ilerliyen başka bir ordumuz da vardı. Bu ordu da Halep'i tamamen temizlemek için bi plan yapmıştı.



Diğer başka bir ordumuzsa Doğu cephesinde Kuveyris havaalanını temizlemek için toplanmıştı. Yine bir başka ordumuz da Hananu kasabasını fethetmek için ameliyeye hazırlanıyordu.



Allah biliyor ki İdlip bölgesinde hazır olan bir ordumuz, nusayrilerin 11 tane haciz bölgesine ameliye(operasyon) yapmak ve Dayf vadisini nusayrilerden temizlemek için beklemekteydi.



Yine Hama'da bir başka ordumuz da nusayrilerin üzerine gitmek için pusuya yatmıştı. Ve bütün bunları sadece Allah subhanehu ve tealanın bilmesi yeterlidir. Sonra bize yapılan hiyanet sonucu tüm bu operasyonlar durduruldu! Sonrada kalkıp bizleri Nusayri ve Rafizilerin ajanı olmakla suçlanıyorlar. Hasbunallahi ve ni'mel vekil! Hasbunallahi ve ni'mel vekil!

"Şüphesiz ki ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz."(Ali İmran 5)



Rasulullah (sallallahu aleyhi va sellem) şöyle buyuruyor: "İnsanların üzerine öyle seneler gelecek ki, yalancılar tasdik edilicek, doğru sözlülerse yalanlanacak. Hainlere güvenilecek, emin kişilerse hain ilan edilicek."



Irak'taki ehli sünnet müslümanlara gelince, sizlere şunu diyoruz: Ey bizim ehlimiz! Sizler rafizilerin kim olduklarının gerçekten iyi biliyorsunuz. Artık onlara karşı silahlanmaya başladınız. İşte bu sizin son fırsatınızdır. Onu kaçırmayın! Yoksa bundan sonra konuşacak bir kelime bile bulamazsınız.

Birde sizin rafizilerle olan savaşınız, akidevi bir savaştır. Bunu Nuri el H(m)aliki'de açıkladı. (Haliki: helak olan demek.)



O utanmadan şöyle demişti: mücahidlerle savaşmak mukaddes bir mücadeledir!



Onun ehli sünnete karşı savaşı küfür ve iman savaşıdır. İste o yalancı olduğu halde doğruları söyledi. Öyleyse evlatlarınız olan mücahidlerin etrafında toplanın. İşte bugün sizler rafizilere karşi ehli sünnetin kalesi konumundasınız. Bu öyle bir konumdur ki rafizilere geçit vermiyor!



Ey İslam Devleti'nin mücahidleri! Ey şeçilmişler! Ey bela ve musibet sonucunda temizlenenler! Zor sınavlarla karşı karşıya kalmış olanlar!

"Lillahi derrukum!" Sizleri dağlardan daha sabit bulduk. Şüpheler size bir şey yapamadı. Atılan iftiralar size mani olmadı. Savaşın öncüleri olarak ön saflarda rafizilere karşı savaşın!



Ön saflarda dayanın! Bu rafizi hamlesinin karşısında durun! Ehlinizi ve aşiretinizi rafizilere karşı yardımsız bırakmayın! Bilin ki her yerde olan ehli sünnet gözleri sizlerin üstündedir. Şam'daki kardeşlerimiz sizleri (Irak'takileri) takip ediyorlar. Allah sizi mübarek kılsın.



Son olarak Amerika'ya seslenmek istiyorum!



Ey haçın koruyucusu!



Bil ki Şam'da kiraladığın, senin adına savaşan işbirlikçiler Şam'da birşey yapamayacak! Nasıl ki senin için Irak'ta faydası olmadıysa, öyle şekilde Şam'da da senin işine yaramayacak!



Yakın zamanda seninle yüz yüze de savaşacağız! (Hadiste geçen "Melhametül Kübra" savaşının yaklaştığını kastediyor)



İslam Devleti'nin aslanları kendilerini o güne hazırlamıştır!



"De ki: Siz bizim için ancak iki iyilikten birini beklemektesiniz. Biz de, Allah'ın, ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Haydi bekleyin; şüphesiz biz de sizinle beraber beklemekteyiz.(Tevbe-52)



"Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et."(Bakara-286)
isak
21 Ocak 2014 Salı 10:30
10:30
zalimler için yaşasın cehennem
Ebu Hafsa Turki
20 Ocak 2014 Pazartesi 16:36
16:36
Ebu Bekir Bağdadi'nin bu açıklaması barış değil aba altından sopa göstermek. Işid , Nusra'dan ayrıldığı günden itibaren Suriyenin sahibi gibi başına buyruk hareket eden tekfirde haricileri aratmayacak duruma gelen ki Emirlerini devamlı uyarmamıza aşırı gitmede önlem alınması çağrıları yapmamıza rağmen (özellikle Tunus,Libya ve Türkiyeli gruplar tekfirde uçuyorlardı)önlem alınmadığı gibi buna ilaveten küçük gruplara biat baskısı arttı arama noktalarında diğer grupların mücahidlerine aşağılayıcı hareketler zaman zaman çatışmalara döndü,bunu duyan oldu duymayan oldu. Ebu Bekir Bağdadi'nin yapması gereken barış çağrısı değil,Işid ismini verdiği grubu lağv edip tekrar Irak İslam Ordusu adını alıp Irak'ta savaşmaya devam etmesi ve buna mukabil Suriyede kalan grubunu Nusret Cephesi'ne katılması çağrısını yapmaktır.Şeyh Eymen el Zevahiri'nin dediği gibi...Bu olmadığı müddetçe Suriyede fitnenin ve akan kanın önüne geçmek neredeyse imkansız çünkü ok yaydan çıktı ve Işid yüzünden tüm muhacir mücahidler artık tehdit altında..! Münafık ve Mürtedlere gün doğdu sayelerinde..!
yorgun
20 Ocak 2014 Pazartesi 12:34
12:34
elhamdülillah.dün rüyamda görmüştüm barış oluyordu.inşaallah öyle olur.
Diğer Haberler
DÜŞÜNCE PLATFORMU
PANO
İKTİBASLAR
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 76 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim