1. YAZARLAR

  2. Muhammed Sadık El-Hüseyni

  3. İranlı rejim yandaşlarını hafife almayın
Muhammed Sadık El-Hüseyni

Muhammed Sadık El-Hüseyni

Yazarın Tüm Yazıları >

İranlı rejim yandaşlarını hafife almayın

A+A-

İran'da devrim kutlamalarında görülen coşku, rejime karşı Batı medyasının da yardımıyla yürütülen psikolojik savaşı boşa çıkardı. Ahmedinecad imtiyaza boğulmuş eski yöneticilere öfke duyanlardan büyük destek buluyor.

Devrimin 31. yıldönümüne milyonlarca İranlı katılmayabilirdi; bugünün rejim ve velayeti fakihin yanı sıra Gazze’yi, Lübnan’ı ve İslam ekolünü savunma günü olması çağrısı yapanları hayal kırıklığına uğratabilirlerdi. Fakat Humeyni devriminin yıl dönümünde coşan bir okyanus gibi evlerinden çıktılar. Böylelikle kendilerini reformcu diye adlandırmakta ısrarlı olan, Batılı çevrelerin de muhalefet dediği çevrelere bir ‘kurşun’ sıkmış oldular.
Peki böyle bir gün gelene kadar neler yaşandı ve bu büyük olayın anlamı ne?
Öncelikle ‘reformcu’ların savları hatırlayalım. Bu çevreler, 1979’da Humeyni yöntemini seçen halkın bugünkü halkla aynı olmadığını ifade ediyor. Onlara göre devir değişti, modern halk köklü reformlar istiyor. Bu köklü reformların başında da velayeti fakihe inanılmaması ve Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad ekolünün kesinlikle kabul edilmemesi geliyor.
Fakat geçen hafta devrimin yıldönümünde yaşananları tarafsız olarak değerlendirenler bu iddiaları yalanlayabilir.

30 yıl önce de yanlış okumuşlardı
 Zira 800 şehir ve beldeden yaklaşık 5 milyon insan bu tarihi kutlamaya katılmak için Tahran’a geldi. BM verilerine göre katılımcıların yüzde 70’i gençti. Atılan sloganlar adeta şöyle diyordu: “Seçimle gelmediğini iddia ettiğiniz Humeyni ve tarihe karıştığını iddia ettiğiniz velayeti fakih, sadece bizden 30 yıl öncekilerinin tercihi değil, biz modern gençlerin de yenilenen bilincidir. Hatta bizler bugünkü ruhani lider Ali Hamaney’in, Humeyni’yi ‘yenilediğini’ düşünüyoruz. Bu nedenle yeniden sokaktayız.” 20 yaşın altındaki gençler, velayeti fakih ilkesinin yanı sıra Hamaney’e biatlerini ve Ahmedinecad’a hayranlıklarını ortaya koydular.
Bazıları bu gençlerin rejimin organlarınca harekete geçirildiğini ve bu organların ‘ötekilerine’ kendilerini ifade etme hakkı vermediğini savunabilir. Fakat bu doğru değil, zira böyle bir iddia şu anlama gelir:
Ya bu geniş kalabalığın yeterince olgun olmadığını düşünerek onları küçük görüyorsunuz, ya da onları anlamıyorsunuz. Dolayısıyla sokakları ve halkı yanlış anladığınızı kabul etmeniz gerekiyor.
Peki hazirandaki seçimden bu yana sekiz aydır Batı’nın gelişmiş medya imparatorluklarının da katılımıyla sert psikolojik savaşların yürütülmesine rağmen halkın iç ve uluslararası birçok çevreye direnen İslam Cumhuriyeti etrafında kenetlenmesinin sırrı ne? Sır, siyasilerin ve onlarla işbirliği içindeki Batılı araştırma enstitülerinin, son beş yıldır İran’da yaşananlara ilişkin basit kalmış anlayışlarında saklı. Tıpkı 30 yıl önce yaşananları yanlış anladıkları gibi...

Gençler Ahmedinecad’ı seviyor
Peki bu sürpriz nasıl yaşandı? Evet geçen yıllar boyunca Humeyni’den uzakta büyüyen gençlerin isyan, itiraz ve öfke duygularına kapıldığı doğru. Fakat onların bu hisleri, ister muhafazakâr ister reformcu olsun,
dünyanın maddi ve manevi imtiyazlarına boğulmuş kimselere yönelikti. Bu kimseler, övgüyle söz ettikleri Humeyni’den ve onun öğretilerinden uzak kaldı. Dolayısıyla devrimin üçüncü ve dördüncü kuşaktan gençlerinin endişelerini unuttup, çobanın sürüden uzak kalması gibi onlardan uzak kaldılar.
O dönemde cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’ye espirili bir ifadeyle kendisinin İran’ın son ‘sarıklı’ cumhurbaşkanı olduğunu, bu nedenle yeniden aday olmamasını tavsiye etmiştim. Hatemi, Mir Hüseyin Musavi lehine seçimden çekilmek zorunda kalmadan önce son ana dek bana inanmamıştı.
Hazirandaki son seçimlerden birkaç gün önce Hatemi’ye ve yandaşlarına Ahmedine-cad’ın bir kez daha seçileceğini, bunun sebebinin de söz konusu iki kuşağın iktida-rın imtiyazlarına boğulanlara karşı isyanını, itirazını ve öfkesini temsil etmesi olduğunu belirtmiştim. Bana bu kez de inanma-mışlardı ki, Ahmedinecad yeniden seçildi. Seçim sonucu ağırlarına gitmişti, ancak bu gerçeği kabul etmeleri gerekiyordu.

Rejimin asıl savaşı yeni başlıyor
Gerçekleri gözardı edip güç dengelerini yanlış hesaplayan muhalifler, rejime karşı yedi ay süren saldırılarının ardından sancağı yabancılara ve gerçekleri anlama noktasında kendilerinden daha da cahil olan güçlere teslim etmek zorunda kaldı. Diğer yandan, içerideki bahsi kazanıp bölgesel ve uluslararası düzlemde daha büyük bir mücadeleye hazırlanan rejim açısından savaş daha yeni başlıyor. İranlılar velayeti fakihe biatı
yenilerken, muhalefetin isimleri büyük ulusal oyunun karelerinde kendilerine yer bulamadı. (Londra’da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, İran-Arap diyaloğu forumu sekreteri, 15 Şubat 2010)

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT