1. YAZARLAR

  2. Patrick Cockburn

  3. Irak: Baştan sona yalanlar savaşı
Patrick Cockburn

Patrick Cockburn

Yazarın Tüm Yazıları >

Irak: Baştan sona yalanlar savaşı

A+A-

Bu savaş baştan beri yalanlar savaşıydı. Bütün hükümetler savaş sırasında yalan söyler fakat Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana diğer bütün çatışmalara kıyasla beş yıldır Irak'ta Amerikan ve İngiliz propagandası daha da güvenilmez bir hal aldı.

Sonuç fantaziye yakın bir resmî Irak fotoğrafı ve cereyan eden herhangi bir şeyi kabul etmeyi reddetmekten kaynaklanan hatalardan ders almama beceriksizliği oldu. Fakat savaş da benzer bir hatadan çıkmıştı. Beş yıl önce 19 Mart 2003 akşamı Başkan George Bush Irak'a karşı askeri harekatın başladığını söylemek için Amerikan televizyonunda görünmüştü.

Bu, Bağdat'ın kuzeyinde El-dura Çiftliği diye bilinen yere Irak liderinin orada bir ambarda saklandığı varsayımıyla 2000 lblik dört bomba ve 40 Cruise füzesi atarak Saddam Hüseyin'i öldürme girişimine verilen örtülü bir referanstı. Ortada ambar yoktu. Tek mantıklı açıklama bir sivilin öldüğü ve aralarında dokuz kadın ile bir çocuğun da bulunduğu 14 sivilin yaralandığıydı. 7 Nisan'da Amerikan hava kuvvetleri Bağdat'ta Saddam Hüseyin'in görüldüğü iddia edilen bir evin üzerine dört tane daha bomba bıraktı. ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney "sanırım Saddam Hüseyin'i bertaraf ettik" dedi. "Enkazın altından çıkmaya çalışırken ve nefes alamazken görüldü."

BEŞ YILDA NE DEĞİŞTİ

Saddam zarar görmemişti, çünkü muhtemelen orada değildi ama 18 Iraklı sivil ölmüştü. Bir ABD ordu lideri saldırıları "ABD'nin kararlılık ve yeterliliğini" gösterdiğini iddia ederek savundu. Cheney beş yıl sonra bu hafta nerdeyse aynı günde Irak'ın güvenliğinde "olağanüstü" gelişmeler olduğunu duyurmak için Bağdat'a geri döndü. O saatlerde bir kadın intihar bombacısı Şiilerin kutsal kenti Kerbela'da kendini patlattı. En az 40 kişinin ölmesine ve 50 kişinin de yaralanmasına sebep oldu. Genellikle kendini kandırmanın nerede bittiğini ve kastî yalancılığın nerede başladığını bilmek zordur.

En çok da bugünkü Irak'ın siyasi manzarasını biçimlendirmek için yapılan olay Bağdat'ta ve orta Irak'da Sünni ve Şiiler arasında 2006-7 yıllarında bir ayda 3000 sivilin ve Şiilerin kazandığı acımasız bir iç savaştı.

Beyaz Saray ve çevresi pervasızca bir iç savaş olduğunu reddetti ve kriz olduğundan daha az ciddiymiş gibi davranmak için yaşananın bir iç savaş olduğunu söyleyen Iraklı politikacıları sözlerini geri almaya zorladı.

Genellikle bir kaç hafta sonra gerçek olmadıkları ifşa olsa da günlük propaganda yapmak için tasarlanmış yalanlar küçüktür. Detaylı bir şekilde propogandanın Irak'ta bir günden diğerine haberleri nasıl çarpıttığının göstermek için bu yalanlardan birini -eğer propagandacı işini iyi biliyorsa- çürütmek çok zordur.

Bu yıl 1 Şubatta kadın oldukları söylenen iki intihar bombacısı Bağdat'ın Şii yoğunluklu bölgelerinde, El-Gazil ve El-Cedide de, iki hayvan pazarında kendilerini patlattılar ve 99 kişiyi öldürdüler. Irak hükümet görevlileri hemen bombacıların kopmuş başlarına bakarak onların Down sendromlu olduklarını açıkladı. Ne yazık ki Irak'ta dehşet verici bombalamalar artık yabancı medyanın dikkatini çekmeyecek kadar yaygın. Malum hikayeyi de ön sayfa haberi yapan şey Down Sendrom tarafıydı. Bu olay gösterdi ki El-kaide Irakta (eğer mümkünse) hayal edebileceğinden daha da acimasizca kötüydü ve bunun anlamı da Irakli yetkililerin belirtiğine göre El-kaide'nin gönüllüleri tükenmek üzereydi.

YALANLARLA NEREYE

The Times bunu manşetten verdi, "Down sendromlu bombacılar 91 kişiyi öldürdü." Hikaye şöyle verildi, "vücutlarına patlayıcı sarılmış down sendromlu iki kadın hayvan pazarında uzaktan kumandayla patlatıldı." The Independent'ın da içinde bulunduğu diğer gazeteler hikayeden şüpheli kokuların geldiğini hissettiler. Güçlü bir patlayıcı ile kopmuş bir insan kafasından bir kadının ruhsal durumu hakkında nekadar çıkarımda bulunulabilir ki gerçekten? Güvenilebilir görgü şahidi bulmak da zor çünkü bombacıya yakın bulunan herkes ya ölü ya da hastanede.

ABD ordusu dha sonra Irak'ın bombacıların down sendromlu olduğu iddiasını destekledi. 10 Şubatta El-Reşad akıl hastanesinin baş hekimi Dr. Sahi Abid'i akıl hastalarını El-kaide'nin kullanımına verdiği iddiasıyla tutukladılar. Irak İçişleri Bakalığı dilencileri ve akıl sağlığı yerinde olmayan insanları potansiyel bombacı olabilecekleri gerekçesiyle toplamaya başladı.

Fakat 21 Şubatta bir Amerikan ordu sözcüsü bombacıların down sendronlu olduklarına dair hiçbir kanıt bulunmadığını söyledi. Bağdat'ta Sağlık Bakanlığı'nda üst düzey bir görevli olan Adil Muhsin meseleyi daha da ateşleyerek Dr. Abid'in El-kaide'nin Sünni fanatikleriyle anlaşma yapmış olabileceğini, çünkü kendisinin Şii olduğunu ve o işte de bir kç haftadır bulunduğunu açıkladı. İsmini vermek istemeyen ikinci bir doktor El-Reşid hastanesinin köktendinci Şii Mehdi Ordusu tarafından kurulduğuna işaret ederek sordu, "El-kaide'nin oraya girmesi nasıl mümkün olabilir ki?" Şimdi Bağdat'ta halen hapiste olan Dr Abid ve hapsedilmiş akıl hastası dilenciler dışında çok az insan kuş pazarındaki bombalamaların gerçek bağlamını merak ediyor. Maalesef şu çok açık ki El-Kaide'nin intihar bombacıları bitmek üzere değil. Fakat genellikle medyanın tamamen yuttuğu ve bin defa tekrar edilmiş bu küçük örnek gibi olaylar korkunç Irak gerçeğini maskeleyen propagandanın bir parçası.

* The Independent, 19 Mart 2008, Çev. Neslihan Akbulut

Yeni Şafak gazetesi

YAZIYA YORUM KAT