1. YAZARLAR

  2. Abdulvehhap El- Efendi

  3. İktidar partisini kapatmak intihar eyleminden farksız
Abdulvehhap El- Efendi

Abdulvehhap El- Efendi

Yazarın Tüm Yazıları >

İktidar partisini kapatmak intihar eyleminden farksız

A+A-

Türkiye'deki laikler, adil bir yargının siyasetten uzak durması gerektiğini göz ardı ederek, AKP'ye karşı bir kez daha yargıya başvuruyor. Seçmenlerin yarısının desteklediği bir partiyi kapatmak protestolara yol açar ve ekonomiye çöküşe götürür

Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'nin iktidardaki AKP'nin kapatılmasını görüşmeyi kabul etmesi, Kemalist seçkinlerin demokrasiye darbe vurma amaçlı entrikacı niyetini gösteriyor. Bu, Kemalistlerin darbeye ilk başvuruşu değil. Hatta kendi saflarındaki ılımlılara karşı da darbe yaptılar. Ordu 1960'da, ilk demokratik seçimleri kazanan Menderes'e darbe yaptı. Menderes döneminde Türkiye en uzun süreli ekonomik kalkınmayı yaşamış, NATO üyesi olma başarısı göstermişti. Fakat Kemalistler Menderes'in bazı politikalarına karşı çıktı. Bunların en belirgini Müslümanlara ibadet özgürlüğü verilmesiydi. Menderes'i devirip idam ettiler.

İstikrarsızlık ve şiddetin yayılmasının gerektirdiği 1980 darbesi bir yana, Refah Partisi lideri Erbakan'ın hükümetini iktidardan eden 'postmodern darbe'yse, demokrasiyi devirme yönteminin ileri bir adımıydı. Zira ordu tanklarını hareket ettirme ihtiyacı duymadı; koalisyon hükümetini devirmek için siyasi nüfuzunu ve ardından da Erbakan'ı yasaklamak için yargıyı kullandı. Bu kez ortada bitirilecek bir koalisyon yoktu. Zira AKP mecliste mutlak çoğunluğa sahipti. Dolayısıyla, yargı silahını kullanmaktan başka seçenek de yoktu.

Kemalistler, ülkenin cumhurbaşkanının AKP'den seçilmesi durumunda laikliğin tehdit altına gireceği iddiasıyla, halkı Erdoğan hükümetine karşı kışkırtmaya çalışarak geçen yaz bir başka oyun oynamaya giriştiler. Fakat Erdoğan seçim çağrısı yapmıştı ki, bu seçimde Kemalistler ağır kayba uğradı.

Görünen o ki son yargı darbesi, ordu ve yargıdaki entrikacı seçkinlerin halkın iktidarına karşı bir başka ümitsiz girişimi. Türk halkı bu seçkinleri reddetti ve AKP'nin uygar eğilimlerini kabul etti. Hiç kuşkusuz yargının bu şekilde kullanılmasının bu seçkinler üzerinde sonuçları olacak; yargı ve ordunun reform edilmesi çağrılarını artıracaktır. Zira yargı darbesi orduya ihtiyaç duymakta; seçmenlerin yarısının desteklediği bir partinin kapatılması, hiç kuşkusuz protestolar doğuracak. Dahası, darbe başarılı olursa ekonomi çökeceği için bu bir intihar eylemidir. AB üyeliği şansının zaten zayıf olması bir yana, ülkenin uluslararası konumu öldürücü bir darbe alacaktır.

Gerçek yargının, demokrasinin en güçlü dinamiği olması gerekir. Adil bir yargı düzeninin rolü siyasi çekişmelerden uzak olmasına dayanır. Ancak, yargının kendisi halk desteğini kaybetmiş bir siyasi hareketi savunan mafyaya dönüşürse, aslında diktatörlerin rakiplerini bastırmak için kullandığı zayıf yargı organlarında olduğu gibi despotizmi dayatma aracına dönüşmüştür. İdamından yaklaşık 30 yıl sonra Menderes'e itibarı iade edildi, kendisi ve idam edilen arkadaşlarına resmi af çıkarıldı. Bununla da kalınmadı, Aydın'daki üniversiteye ve İzmir'deki havaalanına Menderes'in ismi verildi. Bu durum, despot ve zulmün ömrünün kısa olduğunun bir başka kanıtı.

Geçen yaz cumhurbaşkanlığı seçimi üzerine gürültü koparken, Türkiye'nin istikrarından epey endişelendim ve krizin nasıl idare edilmesi gerektiğine dair tavsiyelerde bulunmak için Erdoğan hükümetinde görev yapan bir arkadaşımla bağlantı kurdum. Başbakanın çatışmanın akıbeti konusunda kendisinden epey emin olduğu sürpriziyle karşılaştım. Günler onun tutumunun doğruluğunu gösterdi. Bu nedenle bu kez aynı endişelere kapılmadım. Hatta son fırtınanın öncekiler gibi yatışacağından, hatta belki Menderes döneminden beri gömülmeyi bekleyen Kemalist aşırılıkçılığın naaşının son çivisi olacağından emin buldum kendimi...

(Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, 4 Nisan 2008)

Radikal gazetesi

YAZIYA YORUM KAT