İki çirkin propaganda arasında Türkiye

21.04.2012 22:31

Bülent Keneş

İki günlük Avrupa ziyareti bağlamında çarşamba günü Brüksel'de NATO toplantılarına, perşembe günü ise Paris'te Suriye Halkının Dostları toplantısına katılan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, geziyi takip eden Türk gazetecilere yaptığı açıklamada Türkiye'nin Suriye konusunu tek başına sürüklemediğini, başka ülkeler tarafından da sürecin içine sürüklenmesinin söz konusu olamayacağını söyledi.

"Suriye'de herkesten ileri gittiğimiz veya geri kaldığımıza dair eleştiriler var. Biz buna doğal seyri içinde bakıyoruz. Ne sürüklüyoruz ne de birileri tarafından sürükleniyoruz." diyen Davutoğlu, krizin Suriye ile Türkiye arasında bir ikili mesele olmadığının altını çizme ihtiyacı duydu.

Sayın Davutoğlu'nun bu ihtiyacı duyması çok doğal çünkü son zamanlarda Türkiye hakkında hem Batı kaynaklı hem de Doğu kaynaklı akıl almaz bir propaganda faaliyeti yürütülüyor. Ne yazık ki kara propaganda niteliğindeki bu çabalar komşu ve Batılı kamuoylarında etkili de oluyor ve sonuç alıyor. Bu açıdan bakıldığında Türkiye'nin kamu diplomasisinin yetersizliğinden ve izlenen dış politikayı izah etme konusunda hükümetin yürüttüğü halkla ilişkilerde ciddi bir başarısızlıktan söz etmek mümkün. Türk dış politikasının aylarca süren emeğe, etüde ve temaslara dayalı süreçler sonrasında ulaşarak karar verdiği dış politikadaki herhangi bir tavır değişikliğinin sadece sonuçları kamuoyuna yansıdığı için doğal olarak bunlar Türkiye'nin dış politikasında 90 derecelik ani dönüşler ve ciddi savrulmalar şeklinde algılanıyor. Hükümet ve Dışişleri Bakanlığı ise kamuoyu tarafından haklı olarak ani bir değişiklik ve izlenen politikanın tam tersine dönme gibi algılanan bu değişimleri anlatmakta büyük zorluk yaşıyor.

Hal böyle olunca da dost ya da muhalif yabancı kamuoyu kadar bizatihi Türk kamuoyu da Batı ve Doğu menşeli farklı iki odağın yürüttüğü yalan, saptırma ve uydurma haberler dâhil her şeyi mubah sayan güçlü kara propagandanın etkisinde kalıyor. Özellikle Suriye ve İran konusunda izlenen dış politikalarla ilgili olarak daha yakın zamana kadar özellikle İsrail yanlısı bazı Batılı çevreler tarafından üretilen Türk dış politikasının ekseninin kaydığı, Türkiye'nin Batı karşıtı bir pozisyona sürüklendiği, Türkiye'nin neo-Osmanlıcılık yaparak emperyal amaçlar güttüğü şeklindeki bir imaj başarıyla oluşturulmuştu. Türkiye hakkında yaratılan bu haksız ve insafsız imajın bugün tamamen silindiğini henüz söyleyemeyiz. Türkiye hakkında yaratılan bu Batı karşıtı olduğuna dair imajın etkileri hâlâ sürerken, paradoksal ve enteresan bir şekilde Türk kamuoyunun bir kısmı ve Türkiye'nin komşu halkları, İran ve Suriye kaynaklı yeni tarz bir kara propagandanın etkisine giriverdi. Türkiye, bir taraftan da özellikle Suriye konusunda Batı ve Amerikan emperyalizminin işbirlikçisi ve taşeronu gibi imaja mahkûm edildi.

TÜRKİYE'DEKİ İRAN VE SURİYE NÜFUZU

Aslında bu sonuç Suriye ve İran'daki anti-demokratik rejimlerin yakın zamana kadar Türkiye ile iyi olan ilişkilerinden yararlanarak Türk toplumuna ne kadar nüfuz ettiklerinin de somut bir göstergesi oldu. Sadece 2011 yılında Türkiye'de faaliyete başlayan İran menşeli firma sayısının 590 olduğunu ve bu rakamın mevcut İran şirketlerinin sayısının yüzde 40'lık bir artış gösterdiği anlamına geldiğini hatırlamamız ne demek istediğimi anlatmaya yeter sanırım. Buna benzer Türkiye'ye nüfuz etme faaliyetleri sayesinde binlerce masum sivili katleden Esed rejimini ve kendi halkını katleden bu rejime her türlü desteği veren İran'a yönelik en küçük eleştiri bile Türkiye'de ciddi taban kazanmış Tahran yanlısı bazı azgın gruplardan çok sert tepki çekebilmektedir. Tahran'ın eli kanlı Esed rejimiyle suç ortaklığını görmezden gelen İran'ın Türkiye'deki güçlü uzantıları, bu katliama karşı sesini yükselten Türk hükümetine ve sivil toplum çevrelerine karşı her türlü karalama ve yıpratma kampanyalarını devreye sokmaktadırlar. Bugün Türkiye'de, İran ve Suriye çizgisinde Türkçe yayın yapan ve herkese kolayca ulaşarak etkisi altına alma imkânına sahip onlarca propaganda sitesi, Türkçe haber servisi yapan pek çok İran haber ajansı bulunmaktadır. Türkçe yayın yapan bu site ve ajanslar katledilen masum Suriye halkının yanında olmaktansa eli kanlı Esed rejiminin yanında olmayı gerçek Müslümanlık gibi propaganda etmektedir. Gördükleri zulüm karşısında Suriye halkından yana tavır alanlar ise kolayca emperyalizmin işbirlikçisi ve taşeronu ya da CIA ve MOSSAD'ın ajanı olarak damgalanırken, işin garibi bu aptalca propagandadan sonuç da alabilmektedirler.

İran ya da Suriye'de, Tür-kiye'yi karalayarak yerin dibine batıran her türlü propagandaya dair tek bir ses yükselmezken, ya da yükselmesine müsaade edilmezken, Türkiye'deki demokratik hakları, fikir ve basın özgürlüğünün sağladığı imkânları sınırsızca istismar eden İran yanlısı gruplar kendi ülkemizde kendi halkımıza ve hükümetimize dair akıl almaz bir kara propaganda faaliyeti yürütebilmektedirler. Hatta İran yanlısı bu gruplar ana-akım medya organlarında da geniş bir yer bulabilmekte, gazeteci-yazar olarak bilinen Suriye kökenli ya da tamamen İran yanlısı bazı isimler ana-akım gazete köşelerinde ve yaptıkları ya da katıldıkları televizyon programlarında bütün mesailerini ve imkânlarını Türkiye'yi karalamak için kullanabilmektedirler.

İşin garibi, sadece birkaç yıl öncesine kadar "AKP yönetimi altında Türkiye İranlaşıyor" iddiasıyla askerî darbe çağrısı yapan bazı çevreler, ulusalcılar ve Kemalistler ve hatta anamuhalefet partisi CHP bile, bugün İran ve Suriye yanlısı kara propaganda yapan bu çevrelere her türlü desteği vermektedir. Türkiye'yi yerin dibine sokan bir üslupla propaganda kampanyası yürüten İran ve Esed destekçisi bu gruplar, bugüne kadar Suriye'de yaşanan sivil katliamlara karşı tek bir eleştiri dile getirmedi. İran'ı, İslam ümmetinin lideri ve savunucusu gibi sunmaktalar, sosyolojik bir azınlığa dayalı Esed rejimini İslam ümmeti olarak görürken, her gün onlarcası katledilen Müslüman halka adeta uzaylı muamelesi çekip görmezden gelmektedirler. Katledilen Müslüman Suriye halkının haklarını savunanları ise İslam karşıtı gibi göstermektedirler.

İran ve Esed'in gönüllü ya da profesyonel uşaklığını yapan bu çevrelere açıktan ve meydan okuyucu bir teklifte bulunmak istiyorum: Türkiye'yi ve bu ülkenin dini, dili, rengi ne olursa olsun her daim mazlumdan yana olan bu güzel halkıyla ilgili her türlü hakarete varan propagandayı rahatlıkla yapabiliyorsunuz. Sizden ricam Türk hükümetini ve halkını hedef aldığınız gibi gidip Tahran ve Şam'da yalancıktan da olsa burada dile getirdiğiniz propagandanın ve eleştirinin onda birini birkaç gün için o ülkelerin rejimlerine, liderlerine ve toplumsal kesimlerine yönelik yapmanız. Şayet öldürülmez ya da hapse tıkılmazsanız (ki bunu asla arzu etmeyiz) gönül rahatlığı içinde Türkiye'ye geri dönünüz ve dilediğiniz propagandayı dilediğiniz şiddet ve yapageldiğiniz pervasızlıkta yapmaya devam ediniz.  

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim