Herkes seyrediyor!

19.07.2012 05:47

İbrahim Öztürk

Son yazılarımda 'kaderini kaderim' bellediğim hükümetin ve Başbakan'ın bir nevi savruluşunu yazıyorum. Bunları, sevdiğim bir insana 'eve dön çağrısı' olarak okumalısınız.

Sahi, ben yazmayacağım da kim yazacak? Desteğimi de reyimi de vermişim. Başbakanın etrafında artık âlimler ve akil adamlar topluluğu kalmış değil. Belli ki, çevresinde 'tek adam çıkarma' konusunda maharetli olan bizim insanımız tarafından âlim, akil adam ve siyasetçi gibi bütün meziyetleri kendisinde topladığına inandırılmış. Başbakan siyaseti, kendi geçmişinden de tanıdığımız bir çizgiye kayıyor. Susun, itaat edin ve görün bakın neler olacak! Oysa Başbakan eskiden iyi istişare yapardı. Liyakatli adamları kritik yerlere getirirdi. Şimdi bütün bunları terk etmiş durumda. Tek kıstas sadakat olmuş. Liyakatsiz ve adaletsiz sadakat öldürür, rezil ve zelil eder!

Yazılarıma gelen övgüler dışındaki diğer tepkiler şunlar: Üniversiteden ve gazeteden atılmaktan korkmuyor musunuz? Ahmet Taşgetiren ve Mehmet Altan'ı örnek veriyorlar. Bu bile hükümetin nasıl bir imajı olduğunu ortaya koymaya yeten, ürkütücü bir durum.

Üçüncü bir tepki, 'Camia ile parti küsünce sen de mi saldırıya geçtin?' Ben camianın sözcüsü değilim, sadece kendi adıma yazıyorum. Öte yandan bu suçlama, son dönemlerin en ahlaksız sansürü! Demek gözlerimizin önünde bir sürü yanlış yapılırken, omuz verdiğimiz kadrolara 'yapmayın, etmeyin' demeyelim. Böylece 'dost' kalmış olacağız, öyle mi? Yanlışta ittifak olmaz. Olursa hepimiz helak oluruz. Bu noktada, yanlışlar karşısında dilsiz şeytan kesilenlerin ahlaksızlığına dikkatinizi çekerim. Çünkü onlar düşerken ilk tekmeyi vuracaklardır. Ben, testi kırılmasın diye yazıyorum! Dördüncüsü, o zaman neden geçmişte destekledin? Çünkü, geçmişte iyi şeyler yapıyorlardı. Yine iyi icraatlarına destek vereceğim. Bugünkü konumuz ise hükümetin 'vahşi özelleştirmeleri.' Son örnek de bu yaz halkımızı canından bezdiren İDO zulmü. Hükümeti defalarca uyardık. TÜPRAŞ örneğinde olduğu gibi, 'kamu tekellerini özel tekel yapmayın' diye. Halka arz edin, sermaye tabana yayılsın, milli tasarruflarımız artsın, cari açık da azalsın. El parasıyla kalkınma oyunu oynamayalım. Yapmadılar. Koç Grubu dışarıdan borçlandı ve bu devasa tekele sahip oldu. Galiba benim dediğim gibi yapınca kimsenin cebine rant girmiyor.

İkinci önerim de şu: Hiç olmazsa yekpare (blok halinde) değil, parçalara bölün, rekabet piyasasını oluşturarak satın. Bunu da duyan olmadı.

Nihayet üçüncü ve en kötüsüne geçiyorum: İlla da 'özel tekel' oluşturacaksanız o zaman şartını-şurtunu koyun da milletimizi inletmeyin, dedik. Bunu da yapmıyorlar. Satıyorlar, mevtayı gassalin önüne atmış gibi halkımızı sermayeye terk ediyorlar.

İDO yılda 100 milyonu aşan yolcu, 8 milyona yakın da araç taşıyor. 400 milyona yakın cirosu var. Yaz sıcağında şu Körfez geçişi için bir araba ve içindeki yolculardan tam 1.200 TL'yi aşan para aldılar. Normali zaten 300 TL'nin altına düşmüyor. Aynı bileti kaç kişiye sattılar.

Aylardır basından düşmeyen bu zulmü ne Ulaştırma ve Denizcilik Bakanlığı, ne Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) ne de Rekabet Kurumu (RK) görüyor. Evet, acı gerçek şudur ki, artık işini liyakatle yapan devlet kurumu kalmadı. Bu bizatihi Başbakan'ın 'devlet yönetme' tercihinden kaynaklanıyor. RK ve ÖİB, Başbakan fark edip de 'şu işle ilgilenin ve şu sonuç çıksın' diye talimat vermez ise ya seyrediyor ya geç tepki veriyor ya da küçük işlerle oyalanıyorlar. RK, İDO'ya dönük iddiaları değerlendirme lütfunda bulunmuş. İnceleme ve soruşturma için daha çok beklersiniz demek bu. Bakın, zulmü durdurmuş filan değiller. 'Bakacağız, ama görecek miyiz belli değil. En iyisi sen devam et, kazancının zekâtını ceza olarak ödersin' demeye getiriyorlar.

Sözün bittiği yerden bir örnek daha vereyim. Yalova Topçular'da Eskihisar için feribot bekliyorum. Önlerdeyim. Birisi geldi, yan şeritten öne geçti. Şikâyete gittim. 'O, 20 TL fazla verdi, öne geçme hakkı satın aldı' dediler. Yok daha neler! Demek ki, akşama kadar bu 20 TL'yi verenler devam etse, ben ilk gelmiş olmama rağmen orada kalacağım.

Ankara'da kurtlar sofrasının başına saflığı kaybolmuş, cehaleti ve açgözlülüğü baki kalan tipleri koydular. İşte bu yeni bir modeldir: Muhafazakar soslu yeni bir Frenkeştayn geliyor!

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim