Gül'ün WikiLeaks kuşkusu

01.12.2010 11:27

Murat Yetkin

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dün Kazakistan’a yola çıkmadan önceki basın toplantısında sorulan WikiLeaks sorusunu, Başbakan Tayyip Erdoğan gibi ‘Etekteki taşlar dökülsün’ diye geçiştirebilirdi.
Devlet yönetimindekilerin konuşmak istemedikleri konuda konuşmadıklarını siyaset gazetecileri iyi bilir; Cumhurbaşkanı Gül de bu konuda istisna değildir.
Gül bu defa öyle yapmadı. Dahası, oldukça ayrıntılı konuştu ve aslında iki gündür herkesin aklının bir köşesindeki bir kuşkuyu, en üst düzeyde ve iki defa üst üste dile getirdi.
Bu kuşkuya ilk değinişinde şunu söyledi:
“Çıkan belgelerin etkisine bakıldığında bir sistematiğin olduğu kanaatine vardım. Birazcık bir amaç varmış gibi geliyor bana. Neler gelecek, neler yayımlanacak buna bakmak gerekir.”
Gül, tahmin edilenin aksine konudan uzaklaşmadı, birkaç cümle sonra, aynı ifadeyi, daha da güçlendirerek tekrarladı:
“Biraz sanki bazı şeyler süzgeçten geçirilerek yapılıyor. Sanki bir amaç var gibi geliyor bana. Yani insanlar hakkımızda ne düşünüyorlar diye bunları tahmin edebiliriz, ama belgeleri görmemiz lazım.”
Bu sözleri söyleyen herhangi bir yurttaş değil, devletin istihbaratına, en üst düzey bilgi ve değerlendirmelerine sahip olan Cumhurbaşkanı olunca, ciddiye almak gerekiyordu. Öyle de yaptım. Cumhurbaşkanı’nın uçağı Astana’ya varır varmaz kurmaylarıyla kurduğumuz temastan Cumhurbaşkanının ‘Süzgeç’ ve ‘Amaç’ kuşkularına kaynak oluşturacak bir ifadeyi çevresindekilerle paylaştığını öğrendim: “İsrail’le ilgili ne çıkacak? Merak ediyorum.”
Gül’ün WikiLeaks’ten ‘İsrail’le ilgili ne çıkacağına’ dair merakı, İsrail hükümetinden gelen ‘Yayımlanan belgelerde bizi rahatsız eden bir şey yok’ beyanıyla birlikte okunduğunda farklı bir anlam kazanıyor.
Bu çerçevede 251 bin küsur belgeden dün akşam saatlerine dek yalnızca 243’ünün, Türkiye üzerine olduğu söylenen 7,918 belgeden yalnızca 30’unun yayımlanmış olduğuna bakarsak, liderlerin temkinli olması anlaşılabilir. Gül’ün bazı vahim belgelerin ayıklanarak, ‘süzgeçten’ geçirilerek, belki peyderpey sızdırıldığı kuşkusunun altında bu diken üstü bekleyiş var. El Kaide’nin intihar bombacıları gibi, WikiLeaks’in internet bombalarının da ne zaman, nereden geleceği belli değil. Gül’ün ‘İsrail’le ilgili ne çıkacak?’ kuşkunsun belgeleri ‘süzgeçten’ geçirecek kişilerin İsrail çıkarlarını kolluyor olması ihtimalinden mi kaynaklandığı meşru bir soru.
Tabii bir de Gül’ün WikiLeaks belgelerinin etkilerinin sistematiğini sorgulaması var. Edindiğimiz izlenim, Ankara’daki bu sorgulamanın doğrudan yayımlandığı kadarıyla belgelerden kaynaklandığını gösteriyor. Şunlar söylenebilir:
Belgelerde, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, hatta Ürdün gibi ülkelerin, ABD’den İran’ı engellemek önlemek için güç kullanılmasını talep ettiği görülüyor. Bu durum, İran denklemini yalnızca İsrail’le zıtlaşmaya bağlı olmaktan çıkarıyor. Bu durum, Türkiye’yi yalnız batıda değil, Ortadoğu’da da İran’ın tek avukatı gibi gösteriyor.
Ankara’daki ABD elçisi James Jeffrey, 27 Ekim 2009 tarihinde, bir gün önce İsrail Büyükelçisi Gabby Levy ile yaptığı görüşmeye dayanarak, Levy’nin “Erdoğan açıkça İsrail’den nefret ediyor” iddiasının haklı olabileceğini söylüyor.
22 Şubat 2010’da yazılan ‘Gizli’ raporda bazı Türk şirketlerinin İran’a askeri amaçla da kullanılabilir malzeme sattığı iddialarının araştırılması için Türk hükümeti nezdinde girişim isteniyor.
25 Şubat 2010 tarihli ve Dışişleri Müsteşarı Sinirlioğlu ile ABD Dışişleri Müsteşarı Burns’un görüşme tutanaklarının yazıldığı raporda, birinci önceliğin İran konusuna verildiği ve Burns tarafından doğrudan İsrail’le ilişkilendiriliyor. Burns, İsrail’in İran’a askeri harekât düzenlemesi ya da Suudi Arabistan ve Mısır’ın da kendi nükleer cephaneliğini kurmaya çalışması halinde Türkiye’nin çıkarlarının zarar göreceği uyarısında bulunuyor.
Ankara’da ilk değerlendirmeler, belgelerin, eğer kasıtlı bir süzgeçten geçirildiyse, Türk dış politikası üzerinde bundan böyle İran’a daha soğuk ve İsrail’e daha sıcak durması yönünde psikolojik baskı kurmayı amaçlamış olabileceği yönünde.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun son iki gündür ABD’de (WikiLeaks sızıntıları gölgesinde yapılan temaslarında) Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Thomas Loridon ile yaptığı görüşmelerde, İran konusunun Amerika tarafından açılması, Türk tarafının İsrail’den Mavi Marmara üzerine özür ve tazminat talebinin ise yalnızca ‘dinlenip not alınması’ da bu çerçevede dikkat çekici.
WikiLeaks belgelerinin resmi beyanların aksine, iç politikada olduğu gibi dış politikasında da etkileri olacağı, Gül’ün dün dile getirdiği kuşkudan da anlaşılabiliyor.

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim