Esir takası üzerine gözlemler

21.10.2011 02:06

Kerim Balcı

İsrail ile Hamas arasında devam eden görüşmeler sonuç verdi ve beş buçuk yıldır Hamas'ın elinde bulunan Gil'ad Şalit'e karşı binin üzerinde Filistinli tutuklu, mahkûm ve esir serbest bırakıldı.

Süreçte Alman istihbaratı kritik bir rol oynadı. Mısır ve Ürdün'ün yanı sıra Türkiye de tarafların bölgede kalmalarını uygun görmedikleri bazı mahkûmlara geçici sığınma hakkı tanıyarak süreci kolaylaştırdılar. Olay Oslo Anlaşmaları'ndan bu yana İsrail ile Filistin arasında varılmış olan en kapsamlı ve neticeleri itibarıyla da en önemli anlaşma olduğundan üzerinde yorum yapmaya değer...

1. "Bir İsrailli bin Filistinliye bedelmiş" türünden yorumlar tutarsız. Binin üzerinde Filistinli tutuklunun serbest bırakılmasını isteyen taraf İsrail değil. Hamas, beş Filistinlinin bırakılması karşılığında Şalit'i bıraksaydı, İsrail tarafı, "Hayır, bizim adamımız beş kişiye değil, bin kişiye bedeldir" demeyecekti. Burada açık bir pazarlık başarısı vardır ve bu başarı Hamas'ın hanesine yazılmalıdır.

2. Esir takasını mümkün kılan önemli bir unsur Gil'ad Şalit'in ailesinin beş yıldır uluslararası ölçekte yürütmüş oldukları lobicilik çalışmasıdır. Filistin'i ziyaret eden her devlet görevlisine Şalit'in babası önceden bir mektup göndermiş, bu konuda Hamas'a baskı yapmaları için ricada bulunmuş. Bunların içinde Recep Tayyip Erdoğan da var. Tamamen insanî bu talep, İsrail'le siyasî sorunları olan ülkeleri bile bu insanî çağrı karşısında bigane kalamamak durumunda bırakmış. Demek İsrail halkı gerek kendi siyasetçilerini, gerekse dünya siyasetçilerini ikna edebilecek mekanizmaları harekete geçirebiliyor. Bu, gelecek adına ümitvar olmak için önemli bir bilgidir. Barış yandaşı İsrailliler azınlıkta olabilirler, ama barış çağrısı tamamen insanî bir talep olduğundan pekâla Gil'ad Şalit'in salıverilmesini sağlayan taban, Netanyahu Hükümeti'ni kalıcı bir barışın gereklerini yerine getirmeye de ikna edebilir.

3. Şalit'e karşı binin üzerinde Filistinli mahkûm ve esirin salıverilmesi kararı Netanyahu Hükümeti adına cesur bir karardır. Nitekim bu karar hükümetin üyesi olan bazı bakanlar tarafından bile eleştirilmiş ve İsrail'in Hamas'ın taleplerine boyun eğdiği iddia edilmiştir. Bu da bir defa daha gösteriyor ki İsrail-Filistin görüşmelerinde kökten çözümleri ancak halkın çoğunluğundan daha radikal görüşleri olan iktidarlar hayata geçirebiliyor. Bugüne kadar İsrail'in Arap ülkeleriyle yaptıkları bütün barış anlaşmalarını en radikal İsrail liderleri yapmış; Gazze'den tek taraflı çekilme kararını da ancak Ariel Şaron gibi "Sabra Şatilla Kasabı" unvanlı bir adam alabilmiştir. Demek İsrail halkı ancak kendinden daha sağcı ve ulusalcı olduğuna emin olduğu iktidarların barış kararlarını kabul edilebilir görüyor. Bu da, her ne kadar beğenmesek de, Netanyahu ve Lieberman koalisyonunun kendilerinden beklenmeyecek kadar büyük bir adım atıp kalıcı bir barış anlaşması imzalayabilecekleri anlamına geliyor. Gariptir; en kötünün en iyiyi yapabileceğine inanmak durumunda kalmak gerçekten gariptir...

4. Ortadoğu'da kalıcı barışın anahtarı Hamas'ın elindedir. Tıpkı en radikal İsrailli liderler barış dediklerinde karşılarına kimse çıkamayacağı gibi en radikal Filistinli hareket olan Hamas da kalıcı barıştan yana ağırlık koyduğunda karşısında hiçbir Filistinli direnmeyecektir. İsrail'in istediği bazı tavizleri ancak Hamas verebilir; El-Fetih vermeye kalksa karşısında Hamas'ı bulacaktır. Ancak Hamas verse, El-Fetih karşı çıkmayacaktır. Demek uluslararası camianın ve tabii İsrail'in nazarında meşru diplomasi çizgisine çekilecek bir Hamas, kalıcı İsrail-Filistin barışının tek şansıdır. İsrail, Hamas'la esir takası anlaşması imzalamak suretiyle Hamas'ı fiilî olarak tanımış; aynı şekilde Hamas da İsrail'le "muamelede bulunabileceğini" göstermiştir. Geriye kalan Hamas'ın şiddeti bir mücadele metodu olarak tümden reddetmesi ve İsrail devletini tanıması, buna karşılık İsrail'in de Hamas'ı meşru Filistin yönetimi olarak kabul etmesidir. Bu zor bir ihtimaldir ama alternatifi de olmayan bir ihtimaldir.

5. Hamas ve İsrail'den zor olanı isteyenlerin, Türkiye'den de zor bir şeyi talep etmeleri beklenir: Madem Hamas İsrail'le konuşmaya başlamıştır. O zaman Türkiye'nin İsrail'le konuşmazlık tavrını elden geçirmesinin, haklı olan taleplerini almak kaydıyla ilişkileri yeniden büyükelçilik düzeyine çıkarmaya hazır olduğunu ilan etmesinin zamanı gelmemiş midir?

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim