Dün Öyle Bugün Böyle!

06.03.2014 17:16

Rıdvan Kaya

Dün şikayet etiğini bugün şikayet merci kılmış görünen Zaman’a sormakta yarar var: Ne oldu TSE’den geçtiniz mi?

Başbakan ile Adalet eski bakanı Sadullah Ergin arasında geçen telefon konuşması gündemde yoğun biçimde tartışılıyor. Aslında tek başına bu olay dahi “paralel yapı” adı verilen Gülen örgütlenmesinin ne kadar tehlikeli bir mahiyet arzettiğinin delili olarak görülmeye yeter. Ama sorun bundan ibaret değil. Sözü edilen telefon görüşmeleri üzerinden Gülen Medyasının takındığı tavır bu grubun ne kadar ilkesiz, oportünist ve sığınmacı bir kimlik taşıdığını da ortaya koymakta. 

Gazeteciler Yazarlar Vakfı bugün yaptığı bir açıklamada Gülen Cemaatine yöneltilen “şantaj, tehdit, kumpas ve komplo” iddialarını keskin biçimde reddetmiş ve bunları iddia edip ispatlayamayanları müfteri ilan etmiş. Komedi gibi bir şey doğrusu!

Eğer ortada sizden kaynaklanan şantaj, tehdit, kumpas ya da komplo yoksa günlerdir, haftalardır ortalığa saçılan bu telefon görüşmeleri neyin nesi? En tepeden başlayarak bu ülkede yaşayan herkesin dinlendiği, kimsenin güvende olmadığı, özel hayatın gizliliği diye bir şeyin hallaç pamuğu gibi atıldığı bir ülke manzarası sizin eseriniz değil mi?

Tüm bu ifsad ortamının bizimle ilgisi yok diyorsanız ki, bu saatten sonra kimse bu savunuyu ciddiye almaz, neden tam da hükümet ile sizin aranızda kavganın başlamasıyla birlikte tüm bu dokümanlar, veriler, bilgiler ardı ardına sökün etti? Sizinle ilgisi yoksa neden canla, başla bu malzemeleri savunuyor, hukukun ayaklar altına alındığı bu ortamın silahşörlüğüne girişiyorsunuz?

Başbakan Erdoğan’ın size karşı kullandığı dilin ne kadar yaralayıcı olduğunu sürekli tekrarlıyorsunuz. Doğrudur, Başbakanın zaman zaman çok sert, aşırı ve hakkaniyet duygusunu yaralayan sözler sarfettiği açıktır. Ama ya sizin yaptıklarınız? Bunca çirkinlikten, hukuksuzluktan sonra hala masum rolü oynamak ayıp olmuyor mu? Tamam adalet duygunuz gelişmemiş, peki hiç utanma da mı yok? Tek eyleminizin şu telefon görüşmesi olduğunu varsayalım! Bir ülkenin başbakanının bir bakanı ile yaptığı telefon görüşmesinin bu şekilde dinlenip, uygun zaman geldiğinde servis edilmesi karşısında hiddetlenmesi ve bunu yapanlara karşı tasfiye çabalarına girişmesi çok garip ve anlaşılmaz bir şey midir?

Ve Gülen medyasının içler acısı durumu!

Söz konusu telefon görüşmesinde, Yargıtay kararına rağmen Aydın Doğan ve şürekası lehine karar veren hakimin Alevi kökenli olması nedeniyle bu şekilde bir karar verdiğinden söz edilmesini Gülen medyası manşetlere taşıyor. Bir taşla birkaç kuş! Hem Başbakanın yargıya müdahale eden bir diktatör olduğu imajı güçlendirilirken, hem de Koç’tan medya patronu Aydın Doğan’a kadar pek çok oligarkın sözcülüğüne soyunuluyor. Kavgada herkesin desteği lazım ne de olsa!

Ve son derece sinsi bir tavırla Alevi kuruluşların sözcülerine mikrofon uzatılıyor, gazetelerde Alevilerin tepkilerinin “çığ gibi” geliştiğinden dem vuruluyor. Alevilere ayrımcılık yapıldığı vurgusu öne çıkartılarak Aleviler kışkırtılmaya çalışılıyor. Sadullah Ergin’in Hatay’dan belediye başkanı adayı olmasının da ayrıca bir fırsat olarak değerlendirildiğini düşünmemek saflık olur!

Zaman gazetesi bugün “Alevi olmak suç değil” başlığı atmış, Alevilere ayrımcılık yapıldığından şikayet ediyor. Oysa aynı Zaman 4 yıl önce başka şeyler söylüyordu!

Aşağıda aynı gazetenin hem 2 Nisan 2010 tarihli haberi hem de 6 Mart 2014 tarihli (bugünkü) haberi yer almakta. İki haber arasındaki fark büyük bir dönüşümden ziyade, ilkesizliğin belgesi adeta! 


'TSE damgalı değilsen yargıda bir yere gelemezsin'

METİN ARSLAN ANKARA

2 Nisan 2010 Cuma

gunay.jpgYargıtay Onursal Üyesi Cevdet İlhan Günay, yüksek yargıdaki atama sistemi ve iç yapı hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı.

Günay, "Hâkim arkadaşlarımız derlerdi ki, bir yere gelebilmek için TSE damgalı olmak lazım. TSE ama açılımı Türk Standartları Enstitüsü değilmiş. Onun açılımını 'Tunceli-Sivas-Erzincan' şeklinde yaparlardı." dedi. Günay, tecrübelerini şöyle anlattı: "HSYK'ya kendi elemanlarını gönderiyorlar. O inançta o düşünceden, o bölgeden hemşehrilerini, kendilerine yakın insanları seçiyorlar. Yargıtay'da bir dönem doğuda bir ilin ilçesinden 4 tane üye bulunuyordu. Belki o ilçede 4 tane hukukçu vardı, 4'ü de Yargıtay üyesiydi. Bölgecilik, hemşehricilik yapılıyor."

Yargıtay Onursal Üyesi Cevdet İlhan Günay, yüksek yargıda 'kast sistemi' eleştirisine sebep olan seçim sistemini örnekleriyle anlattı. Seçilecek isimlerin ideolojik ve bölgesel olarak araştırıldığını savunan Günay, "Bir kalıba oturtuldum ve o yerden çıkartılmadım. Bölgecilik, hemşehricilik yapılıyor." ifadelerini kullandı.

Yargıtay Onursal Üyesi Cevdet İlhan Günay, yüksek yargıda 'kast sistemi' eleştirisine neden olan seçim sistemini Yargıtay'da yaşadıklarından örnekler vererek anlattı. Seçilecek isimlerin ideolojik olarak araştırıldığını savunan Günay, "Anayasa Mahkemesi'ne bir arkadaşımızı seçtiler. Kız kardeşi başörtülüymüş, yemin törenine gelmiş. YARSAV'cılar demişler ki: Karısı açık mı kapalı mı ona bakıyorduk. Onu hallediyorduk. Ama kardeşine filan da bakalım, sülalesinde bir şey var mı?" örneğini verdi. Yargıtay'dan yaş haddi dolmamışken emekliliğe zorlandığını söyleyen Günay, "Bir kalıba oturtuldum ve o yerden çıkartılmadım. Ne yaparsanız yapın ağzınızla kuş bile tutsanız sizi oturttukları yerden çıkartmazlar. Bölgecilik, hemşehricilik yapılıyor." diye konuştu….


Alevî olmak suç değil yargıda fişleme üzücü

İSTANBUL 7. ASLIYE CEZA MAHKEMESI HÂKIMI ABUZER KARA, VERDIĞI KARARLARIN ORTADA OLDUĞUNU SÖYLEDI. KARA, ŞU AN IÇIN HERHANGI BIR HUKUKÎ GIRIŞIMDE BULUNMAYACAĞINI KAYDETTI.

ZAMAN - İSTANBUL

6 Mart 2014 Perşembe

yargi.jpgBaşbakan Erdoğan ile eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin arasında geçtiği öne sürülen tapelerdeki 'Alevî hâkim' sözüne tepkiler çığ gibi. İsmi 'Alevî hâkim' olarak geçen Abuzer Kara da duyduğu rahatsızlığı meslektaşlarıyla paylaştı. "Alevî olmak suç değil." diyen Kara'nın, fişlemenin kendisini üzdüğünü belirttiği öğrenildi.

-Başbakan Tayyip Erdoğan ile eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin arasında geçtiği iddia edilen ses kaydı, Türkiye'yi ayağa kaldırdı. Yargıya müdahale anlamı taşıyan ses kaydına göre Erdoğan olduğu iddia edilen kişi, Aydın Doğan'ın davası ile ilgili Sadullah Ergin'e talimatlar veriyor. İlk duruşmanın görüldüğünü söyleyen Ergin, davaya bakan Hâkimin Alevi olduğunu belirtiyor. İsmi ‘Alevi hakim' olarak geçen İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Abuzer Kara, meslektaşlarına ses kaydından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. "Alevi olmak suç değil." dediği öğrenilen Kara, fişlemenin kendisini üzdüğünü, şimdilik herhangi bir hukuki girişimde bulunmayacağını ifade etti.

Abuzer Kara, Radikal'de yer alan habere göre, ses kayıtları ile ilgili herhangi bir yorumda bulunmak istemediğini belirtti. “İşimizi yapıyoruz. Zaten verilen kararlar belli.” diyen Kara, kendisiyle ilgili ‘Alevi hâkim' ifadesinin kullanılmasını şöyle değerlendirdi: "Ne diyebilirim ki? Allah herkesin gönlüne göre versin. Bir şey diyemiyorum. Bugüne kadar çalıştığım yerler belli, şeyler belli… Herkes de bilir, tanır. Verdiğimiz kararlar belli. O açıdan o konular bana üzerinde konuşulacak konular gelmiyor günümüz koşullarında. Alevilik, Sünnilik falan. Bana pek, benim pek şeyim değil yani. O açıdan yorumda bulunmak istemiyorum.”

Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 2008'de yaptığı suç duyurusu üzerine Aydın Doğan, kızı Vasfiye Hanzade Doğan Boyner, İmre Barmanbek ve Ali Rıza Temur hakkında Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet etmek suçlamasıyla dava açılmıştı. Dava sonunda haklarında 2 yıl 8 ay ile 8 yıl 9 ay arasında hapis cezası istenen 4 sanık beraat etmişti. Dosyada ilk beraat kararını Abuzer Kara'dan önce görevli hakim verdi. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, kararı bozdu. Dosya önüne gelen Abuzer Kara da yaptığı yargılama sonunda suçun yasal unsurlarının oluşmadığını gerekçe göstererek 4 sanık hakkında daha önceden verilen beraat kararında direnilmesine ve sanıkların beraatine karar verdi. Dosya halen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda bulunuyor.

Alevî Kültür Dernekleri, Ergin hakkında suç duyurusunda bulunacak

Ses kayıtlarına Alevi dernekleri de sert tepki gösterdi. Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi, Ergin hakkında suç duyurusunda bulunacağını bildirdi. Dernekten yapılan açıklamada şöyle denildi: “Birlikten, kardeşlikten bahsedenlerin, son süreçte hangi konularda birlik ve beraberlik içerisinde oldukları artık görülmektedir. Yolsuzlukta, rüşvette, rantta ve her türlü çıkar işbirliğinde, söz konusu oluşumlar üzerinden inşa edilen ülkenin bölünmez bütünlüğü; ses kayıtlarının haftalık dizi programları gibi artık kamuoyunun yenilerini bekleyerek seyirci konumunda olduğu bu süreçle orta yerde durmaktadır. Tayyip Erdoğan, tapelere yansıyan paraları çalmamıştır sadece, aynı zamanda bu ülkenin başta Aleviler olmak üzere ötekileştirilen tüm kesimlerin geleceğini de çalmıştır.”

  • Yorumlar 4
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim