Dersim dolayımında görünen ülkenin fikri manzarası

24.11.2011 09:23

Rasim Özdenören

Bu yazının konusu 1937 dersim olayları değil.

Olayın tanıklarından hâlâ hayatta olanların bulunduğu bir tarihî vukuatın içyüzü uzak olmayan bir gelecekte aydınlığa kavuşturulacaktır. Hiçbir olayın gizli kalmayacağı gerçeği bir kere daha gözler önüne serilecektir.

Benim üzerinde durmayı amaçladığım husus şudur: niçin hâlâ kimileri tarihî bir olayın aydınlığa kavuşturulmasından kaygı duyuyor?

Niçin hâlâ bazı tarihi figürler, tarihî kişilikler temize çıkartılmak isteniyor?

Daha da önemlisi, niçin hâlâ tarihte olup bitmiş bir olay gizli kapaklı bırakılmaya çalışılırken bazı tarihî kişilerin arkasına sığınılıyor?

Aslında bir tarihisel olay karşısında tavır almak yadırganacak bir durum değil. Bu durum, tarihsel olayın mahiyetinden neşet eden bir gerçekliktir. Benim yadırgadığım ve reddettiğim husus, olayın nasıl olup da hâlâ gizli tutulmak isteniyor olmasıdır.

Yoksa o olaya taraf olanlar veya onun karşısında olanlar her zaman bulunacaktır. Ancak taraf veya muhalif olmak bir bilgiye istinat etmelidir. Duyguya veya psikolojik etmene değil...

Tarihte, bir Firavun Ahnaton olayı zikredilir. Arnold Toynbee bu olaydan bahseder. 19. Yüzyılın ikinci yarısında, ölümünden binlerce yıl sonra Firavun Ahnaton yeniden keşfedilir. Keşfedildikten sonra da tıpkı binlerce yıl önce olduğu gibi taraftarlar ile muhalifler aynı Firavun'un eylemleri üzerine olay bu gün olmuş gibi zıtlaşmışlardır. Biz bu durumu yadırgamıyoruz.

Yadırgadığımız husus, tarihsel bir olayın açıklamasız bırakılması halidir.

Daha da vahimi, tarihsel bir kişiliğin adının olayın örtbas edilmesi zımnında bir tehdit faktörü olarak anılıyor olmasıdır. Nitekim bazı ağızlar Dersim olayının gündeme getirilmesindeki asıl hedefin Mustafa Kemal olduğunu ileri sürüyor. Onun adı anıldı diye olay örtbas mı edilecek? Kaldı ki, bu olay bugün dile getiriliyor değil. Zaten bilinen bir olay...

Bu olay dolayımında sorular ortaya çıkıyor: Niçin hâlâ bazı tarihî kişilerin yasayla korunmasına ihtiyaç duyuluyor?

Niçin hâlâ bazı kişiler tabu mesabesinde tutuluyor? Dokunulmaz sanılıyor, dokunulmaz kılınıyor?

Böylece zihinler körleştiriliyor?

Böylece aydınlanması gereken olaylar aydınlanmıyor, karanlıkta bırakılıyor?

Bu durum, aslında düşüncenin dumura uğratılması değil midir?

Dogmatizmden, dogmatizme savaş açtığını, dogmatizmden nefret ettiğini söyleyenler nasıl oluyor da, yasaların korumasına sığınmak suretiyle farklı bir düzlemde yeni dogmaların yolunu açtıklarını fark edemiyor?

Aslında 40 yıllık, 50 yıllık süreler tarihsel gerçeklerin aydınlatılması, gerçeklerin asal yüzüyle ortaya çıkması açısından azımsanacak süreler sayılmaz, sayılmamalı...

Buna rağmen, bu ülkede, bazı gerçeklerin gizli kapaklı bırakılması isteniyor...

Dersim olayı kimileri için bir Stockholm sendromu haline gelmişse, bunda, gerçeğin gizli tutulmak istenmesinin payı her şeyden daha çoktur...

Kimilerine bakarsanız, bu olay, bir ayaklanmanın bastırılmasından ibarettir. Öyle veya böyle... Olayın gerçek mahiyeti niçin açıklanmıyor?

Olayın gizli tutulmasında kimin çıkarı bulunuyor?

Acaba kurulu düzene sahip çıkanların mı?

Acaba kurulu düzenin dizginlerini elinde tutanların mı?

Kimin?

Adına resmî tarih denilen gudubet anlayış orada duruyor diye gerçeğin asal yüzü de orada üstü örtülü mü bırakılsın?

Biliyoruz ki, hiçbir gerçek sürgit esrarını muhafaza etmeyi başaramamıştır.

Olumsuz gibi duran olaylardan da hayırlı sonuçların çıkması görülmemiş değildir. Bu olaydan da, bazı kişilerin ve bazı olayların tabu olmaktan çıkartılması gerçekleşirse, o da bir kazanım olur.

YENİ ŞAFAK

 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim