Dalga dalga boğdular

14.05.2012 17:55

Mehmet Baransu

28 Şubat soruşturmasının başlamasıyla birlikte kamuoyunun özellikle de medyanın küçük bir bölümünü bir telaş aldı. Geçmişin suçlarının önlerine konacağını düşünenler, suçun cezasız kalmayacağını bilenler “intikam”, “rövanş” kelimelerinin ardına sığınmaya başladılar.

Bu kendileri açısından anlaşılabilir bir durumdu.

Suçlulardı ve önlerine konan hesabı ödemek istemiyorlardı.

Anlaşılmayan durum ise iktidarın aldığı tavırdı. Soruşturmanın ilk dalgasıyla birlikte medya önüne çıkan ve soruşturmaya destekleyen, herkesin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini, suçun cezasız kalmayacağını açıklayan iktidar bir anda çark etmeye başladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bundan yaklaşık 10 gün önce, 28 Şubat soruşturması nereye uzanırsa uzansın, sonuna kadar gidilecek açıklamasında bulunmasına rağmen, birkaç gün önce kameralar karşısına geçip ilginç bir açıklama yaptı.

Erdoğan, İtalya dönüşü Esenboğa Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı ve partilileri dâhil kendisini destekleyenleri şok eden şu sizleri söyledi: “1 dalga, 2 dalga, 3 dalga, 4 dalga filan... Bunlar toplumun huzurunu da doğrusu kaçırıyor. Bundan bizler de ciddi manada rahatsızız. Atılması gereken adımlar atılır, biter geçer. Ama bu dalgalar böyle arka arkaya geldikçe kusura bakmasınlar, bu dalgalarda bu ülke boğulur. Bu kadar bu iş bence uzatılmamalı.”

Bu dalgalarla ülkenin boğulduğunu söyleyen Erdoğan ve partisi önceki gün de 27 Nisan muhtırasıyla ilgili Meclis’te araştırma komisyonu kurulmasına izin verilmesine imza atmadı. Gerekçe, 27 Nisan’ın bir muhtıra olmadığı, muhtırayı verenlere gerekli cevabın verildiğiydi. 27 Nisan’ın soruşturulmasına izin vermeyen iktidarın sarıldığı gerekçe ise bir o kadar ilginçti. “Komisyon için gerekli, yeterli zaman yoktu.”

Başbakan ve AK Parti farkında mıdır bilemem ama “sessiz çoğunluk” bu açıklamaları içine sindiremedi.

Bir haftadır Anadolu yollarında çeşitli konferanslara ve imza günlerine katılıyorum. Son alarak Malatya ve Adıyaman’daydım. Başbakan’ın bu açıklamalarına ve partinin yeni yol haritasına kendi seçmenlerinden de büyük tepkiler geldiğine şahit oldum. AK Partili üyeler bile bu sözleri içlerine sindirebilmiş değiller.

Bu ülkeyi ve milleti dalga dalga boğanın yapılan operasyonlar değil, 28 Şubat sürecinin aktörleri olduğunu net bir şekilde ifade ediyorlar. Erdoğan’ın sürç-ü lisan ettiğini düşünmek istiyorlar.

Doğrusu AK Partililer gibi düşünmüyorum. Erdoğan’ın dilinin sürçtüğü gibi bir yaklaşımım yok. Başbakan bu sözleri çok bilinçli bir şekilde kullandı ve 28 Şubat sürecinin daha yukarılara uzamasını istemediğini açık bir şekilde ifade etti.

Nedeni ise aslında Erdoğan’ın ve AK Parti’nin son altı aylık performansında gizli. Uludere faciasıyla birlikte başlayan akıl tutulması, kendisin spor yasasının bir gecede Meclis’ten geçirilmesi, MİT yasası, Federasyon seçimlerine müdahale, şike ve teşvik soruşturmasının kapatılmasıyla devam etti. AK Parti finali ise 28 Şubat ve 27 Nisan muhtırasında yaptı.

Milletle bağını koparmaya, başkanlık sistemine geçiş aşamasında yeni ittifaklar kurmaya arayışına girdi AK Parti. Daha doğrusu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.

28 Şubat süreci “psikolojik operasyonlar”ın en yoğun yaşandığı yıllardandı. Dindar kesim âdeta askerler, medya, siyasiler, sendikalar, üniversiteler ve bazı sivil toplum örgütleri tarafından ablukaya alınmış, “yok etmek” üzerine bir strateji kurulmuştu. Ülke her gün psikolojik operasyonlarla boğuluyordu. Bu stratejide en önemli köşe taşını ise medya oluşturuyordu. O dönem bu psikolojik operasyonun içinde bulunan gazeteciler, daha sonra bir bir deşifre olmaya, konuşulmaya başlanmıştı.

Bugün artık bu kişilerin kimler olduğunu biliyoruz. İşte bu isimlerin büyük bir bölümü, 28 Şubat’ın artıkları iktidarın yanında yer almaya, Erdoğan’ın uçağında başköşeye oturtulmaya başladı. Erdoğan tıpkı şike olayına el koyduğu gibi soruşturmanın bu isimlere uzamasına karşı çıkıyordu.

Ancak unuttuğu bir şey vardı. Paletler 28 Şubat sürecinde milyonların üzerinden geçmiş, binlerce insan ordudan atılmış, başörtülü öğrenciler yerlerde sürüklenerek, eğitim hayatları bitirilmişti. Ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlardı. Bürokrasiden de aynı oranda insanlar atılmıştı. Tüm bu isimleri tek suçu ise dindar olmak, cuntacılara karşı olmaktı.

Yani o süreçte darbeciler ve onların destekçileri dalga dalga milletle dalga geçmiş, paletleriyle ülkeyi boğmuşlardı.

Sanırım Erdoğan’a en iyi cevabı açıklamasından bir gün sonda medyada yer alan darbeyle ilgili bir anket verdi. Ülkenin yüzde 70’inden fazlası soruşturmalardan duydukları mutluluğu gizlememiş, darbeye ve darbecilere karşı tankın önüne çıkacaklarını belirtmişlerdi. 28 Şubat’ı da 27 Nisan’ı da bir darbe olarak görüyorlardı.

27 Nisan ve 367 kararı bu ülkede nasıl bir dönüm noktası oldu ise Erdoğan’ın son altı aylık performansı ve önceki gün 28 Şubat soruşturmasıyla ilgili söyledikleri AK Parti adına bir dönüm noktası olacak. Rüzgâr artık tersine dönüyor gibi ve sokağın içinden gelen biri olarak bu havayı net bir şekilde görüyorum.

Umarım iktidar şapkasını önüne koyar ve biz nerelerde hata yaptık diye özeleştiri yapar. Milletin kendilerine muhtaç olduğu yanlışından da biran önce dönerler.

mbaransu@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim