Dağdakiler bile projeden bahsediyor

07.05.2014 15:32

Yasin Doğan

Siyasette yeni kimlik oluşturmak, yeni kulvar açmak, yeni hareket başlatmak, yeni model üretmek zor iştir. Düşünce kulübü şeklinde kalan küçük partiler ve siyasi görüşler ortaya çıkarmak kolaydır ancak halka mal olan, kitleleri peşinden sürükleyen, kalıcı izler bırakan siyasi hareketler üretmek kolay değildir.

Türk siyasetinde bugün etkili olan iki parti (CHP ve MHP) geçmişin her yönden devamı iken AK Parti bir çok açıdan yeni oluşturulmuş, BDP ise görece yeni sayılabilecek hareketlerdir. Kendini geliştirme ve yenileme konusunda AK Parti ve BDP'nin daha dinamik ve üretken olduğu söylenebilir. CHP ve MHP geçmişin mirasını bile taşımakta zorlanmakta, yeni açılım ve yeniliklerle kendisini geliştirememektedir.

AK Parti hem kadrosu, hem siyasi görüşü, hem de ortaya koyduğu vizyon ve projelerle büyük bir kitlesel destek bulmuş ve kısa sürede iktidara gelmiştir. İktidardayken kendisini yenileyebilmesi de büyümeyi ve oy artışını beraberinde getirmiştir. BDP ise kurulduğu andan itibaren belli bir kitleye ulaşmış, badireli siyasi hayatında büyük hamleler yapmayı becerememiştir. Bununla birlikte defalarca kapatılan ve (bir çoğu kendi yanlışlarıyla) zorluklar yaşayan bir hareketin varlığını koruyabilmesi de bir başarıdır. BDP çizgisi, çok fazla isim, kadro, teşkilat, anlayış değiştirerek siyasi dönüşüm kabiliyetine sahip olduğunu göstermiştir. Kitlesini koruyarak farklı yapılara dönüşebilmek dikkate değer bir durumdur.

***

KCK elebaşılarından Mustafa Karasu verdiği bir röportajda ilginç değerlendirmeler yapmış. Örgütün paradigma ve strateji değişimini yansıtan şu ifadeler 'ulus devletten vazgeçme' şeklinde takdim edildi: 'Eskiden devlet kurma anlayışı vardı. Bundan vazgeçtik. Solun da böyle bir anlayışı vardı. 'Ulusların kaderini tayin hakkı' devlet kurma olarak anlaşılıyordu. Bunun doğru olmadığı, ulusların devlet kurmadan da özgür ve demokratik yaşam içinde kendi kaderlerini tayin edebileceği yaklaşımı Böyle bir paradigma içindeyiz.'

Karasu, HDP ile Türkiye sınırlarında Türkiye'nin demokratikleşmesi içinde Kürt sorununu çözmeyi hedeflediklerini, bunun stratejik bir proje olduğunu söylüyor, yeni dönemde yeni mücadele yöntemleri belirlediklerini anlatıyor: 'Artık eğer sürekli bir kavgayla, savaşarak devlet kurup sorunu çözmeyeceksek; böyle bir çözüm anlayışımız yoksa, yeni çözüm anlayışına uygun bir mücadele, bir siyasi çözüm yöntemidir. HDP'yi öyle anlamak lazım'.

Öcalan'ın geçen Nevruz'da verdiği 'demokratik siyaset' mesajının örgüt tarafından daha yeni algılandığı ve formüle edilmeye çalışıldığı anlaşılıyor. Örgütün HDP'ye biçtiği rolü, partinin başındaki marjinal solcu aktörlerin ne kadar anladığı ve ne ölçüde taşıyabileceği ise merak konusu...

Karasu, eski anlayışlarla, modellerle, partilerle yeni dönemde devam edilemeyeceğini falan anlatıyor. Burada ilginç olan husus şudur:

Dağdaki adam siyasete yönelik projeler, stratejiler, modeller, yapılanmalar önerebiliyor, şehirdeki muhalefet herhangi bir proje ve model önermekten aciz...

Kendi kitlesini çantada keklik gibi görerek masa başında modeller, projeler önermek, istediği kişiyi istediği isimli partilere başkan yapmak elbette siyaset mühendisliği olarak eleştirilebilir. Hele bunu siyaset dışı aktörlerin yapması daha da garip olabilir. Ancak muhalefetin buradan çıkarması gereken ders, değişim-dönüşüm için model, proje, strateji üretebilecek bir dinamizme sahip olabilmektir. Maalesef muhalefet bu dinamizmi yansıtmaktan çok uzak görünüyor...

Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim