Cumhuriyet, asker, demokrasi

24.02.2010 17:39

Taha Akyol

REFERANSIM bugün Sayın Rıza Türmen'dir. Hem bu konuları çok iyi bilir, hem sosyal demokrat olduğu için soldaki okurlarımız açısından daha bir önemlidir.
Sayın Türmen, "klasik cumhuriyet" kavramında insan hakları fikrinin bulunmadığını, bunun ilk defa 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'yle ortaya çıktığını, onun da 1776 Amerikan Bildirisi'nden esinlendiğini yazıyor. Fakat Fransa'da Jakoben cumhuriyetin kendi bildirisini pek kolay benimsemediğini, ancak yüz elli yıl sonra anayasasına koyduğunu anlatan Türmen şöyle devam ediyor:
"Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda da insan hakları cumhuriyetin temel ilkeleri arasında yer almaz. Bireyin devlete karşı birtakım haklar öne sürmesi cumhuriyet geleneğinde pek görülmez. Bugün dahi insan hakları konusunda yeterli bir duyarlılık olduğunu söylemek güçtür." (Milliyet, 14 Eylül 2000)

Bağımsız ve tarafsız
Bizim cumhuriyetimizin kuruluş ortamında bir "Haklar Bildirisi" söz konusu olmadığı gibi, vatandaşlar için asıl "vazife"ler vurgulandı.
Yargı felsefesi de buna göre oluştu. Sayın Türmen'in dediği gibi:
"Türkiye'deki hâkimlerde daha çok devleti koruma içgüdüsü, Avrupa'dakilerde ise daha çok bireyin düşüncesini koruma anlayışı var. Yasalardan çok hâkimlerin zihniyeti değişmelidir." (Sabah, 31 Ekim 2006)
Böyle bir yargı felsefesine "tarafsız" denilebilir mi?
Halbuki Türkiye değişiyor; hem orta sınıflaşmanın, hem 'farkındalığın' gelişmesiyle, artık insanlar liberal demokrasilerdeki hak ve hürriyetleri talep ediyor.
Birçok sorunumuzun temelinde bu sancılı değişim var.
Yargının öbür "taraf"a da savrulmadan, "tarafsızlığı" felsefi olarak benimsemesi hem toplumsal huzur için hem cumhuriyetin daha kucaklayıcı yönde evrimleşmesi için bir zorunluluktur.
Bu sebeple yargı reformu hem "bağımsızlığı", hem "tarafsızlığı" güçlendirecek nitelikte olmalıdır.
Ne iktidarın, ne muktedirlerin etkisinde kalabilecek, ne de geleneksel "taraf"lığını sürdürecek; bağımsız ve tarafsız bir yargı...

Askerin 'vazife'si
Mesele, asker açısından elbette daha önemli. Askeri eğitime hâkim olan "emir, kesinlik, harekât, güç kullanma" gibi kavramlardır; elinde de silah vardır. Toplumsal hayatın akışkanlığıyla ve çeşitliliğiyle bağdaşmayan ve gerçekten sıkı disiplinli olması gereken ‘matematiksel’ askeri düşünce, kışladan dışarı çıkarsa neler olabileceğinin örneklerini saymaya gerek var mı?
Bu örneklerin hepsinin temelinde, toplumu ve siyaseti cumhuriyet idealizasyonuna uydurmak için zor kullanma vardır.
Halbuki hak ve özgürlükleri talep etmeye başlamış bir toplumda bu mümkün olmadığı gibi, çekeceği tepkiler de orduyu yıpratmaktadır.
Milli varlığımızın temel kurumlarından biri şüphesiz ordudur, yıpranmamalıdır. Bunun yolu da ordunun geleneksel 'müdahaleci' ideolojisini gözden geçirmesi ve "vazife"sini profesyonel alana teksif etmesidir. O zaman cumhuriyet de, demokrasi de, ordu da daha sağlıklı ve güçlü olur.
Cumhuriyetlerin demokratik evrimi çok sıkıntılı bir süreçtir; Fransa'yı yüz elli yıl çalkalandırmıştır!
Biz aşırılıklara savrulmadan, itidali kaybetmeden, arabayı devirmeden başarabilmeliyiz.
Bu konudaki Fransız tecrübesi hakkında, yazımın internet sayfasında kısa bir kaynakça bulabilirsiniz.

Jakobenizm ve demokrasi kaynakçası:
1- Jakoben mirası olan radikalizmin yarattığı çatışmacı siyasi kültür yüzünden, teknik konuların bile politize edilerek büyük kavgalara yol açması hakkında: Raymond Aron, Demokrasi ve Totalitarizm, Ankara 1976.
2- Fransız cumhuriyetçiliğinde bireysel özgürlük kavramının cılızlığı, bireysel özgürlüğün Fransa'da cumhuriyetin demokratikleşmesiyle geliştiği hakkında: Dale Van Kley, The French Idea of Freedom, Standford Üniv. 1994.
3 - Cumhuriyetçi ideolojinin her şeyi düzenlemek istediği, bu sebeple özgürlüklere fazla yer vermediği, topluma, ara kurumlara, halka şüpheyle baktığı, bu sorunların uzun demokratikleşme sürecinde aşıldığı konusunda: Sudhir Hazareesingh, The Jacobin Legacy in Modern France, Oxford 2002.
4- Cumhuriyetçi ideolojinin bağımsız ve tarafsız yargıya imkân vermediği, yargıyı 'vazifeli' saydığı, laikliğin sopayla değil sosyal gelişmeyle yerleştiği konusunda: Maurice Larkin, Religion, Politics and Preferment in France, Cambridge Üniv. 1995.

 

MİLLİYET

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim