CHP'de yönsüzlük ve felç hali

08.02.2011 03:56

Murat Yılmaz

CHP, tek parti diktatörlüğünün ve çok partili hayatta da bürokratik vesayet kurumlarının ortağı olmanın ötesinde, modern bir demokratik kitle partisi olmayı başaramıyor. Çünkü bürokrasiyle arasına mesafe koyacak bir istikamet ve ilkeye sahip değil. Tarihiyle ve resmî ideolojiyle hesaplaşmaya, dışlanan toplumsal kesimlere açılmaya hazır değil. CHP'nin bu bakımdan önce kendi hakikatleriyle yüzleşmesi gerekiyor.

CHP birbiriyle telif edilemeyecek açıklamalar, değişim ve yenileşme tartışmalarıyla bir tutarsızlık ve yönsüzlük girdabına sürükleniyor. Halbuki değişim ve yenilenme dönemlerinde en tehlikeli olan şey, işte bu yönsüzlük halidir. Çünkü değişim ve yenilenme, korku ve umudu harekete geçirir. Değişim eskiden memnun olanları ve yeniyle tasfiye olacakları korkuturken, vaat ettikleriyle de umut yaratır. Yönsüzlük işte bu korkuyu artırırken, umudu ortadan kaldırır. Böylece değişim ve yenilenme için ihtiyaç duyulan temel dinamikten, yani umuttan mahrum kalınır. Bu durumda korku ve umudun yarattığı makası karşı cephe için kullanabilecek değişim ve yenilenmeyi taşıyan aktör, cephede ters dönerek kendi makasının hedefi haline gelebilir. CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu, böyle bir tehlikeyle karşı karşıya kalmış görünmektedir.

CHP, aslında 1945'ten bu yana değişmeye ve yenilenmeye çalışmakta ancak bunda başarılı olamamaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkan olması, CHP'de yeniden değişim ve yenilenme umudu yaratmıştı. Bu umut, şaşırtıcı bir şekilde eski Genel Başkan Deniz Baykal'ın bir seks kaseti komplosuyla istifa etmek zorunda kalmasından sonra ortaya çıktı. 28 Şubat'tan beri CHP'nin bürokratik vesayet kurumları ve bürokratik vesayet ideolojisiyle ortak olarak yürüttüğü uzun mücadelenin başarısızlığını takip eden bu genel başkan değişikliği, AK Parti karşıtı cephede yeni bir umut yarattı. CHP'ye muhalif muvafık hemen hemen bütün kamuoyu, Kılıçdaroğlu'na ve ekibine kredi açtı. Kılıçdaroğlu'nun Baykal ve Önder Sav ekibinden kurtulması bu sayede mümkün olabildi. Kendisinin ve ekibinin yaptığı gaflar ve geri adımlar, biraz parti içi dengelere, biraz da acemiliğe verilerek hoş görüldü, görmezden gelindi. Ancak Kılıçdaroğlu parti içinde Baykal ve Sav gruplarını aşarak kesin bir iktidar ve kadro kurduktan sonra da tutarsızlıklar artarak devam etti. Bu durum aynı zamanda CHP'nin istikametinin belirsizliğiyle beraber, Kılıçdaroğlu ve ekibine açılan kredinin sona erdiği kritik eşiğin aşılmasına yol açtı.

Son birkaç günde yaşananları şöyle bir hatırlamak dahi, CHP'deki yönsüzlüğü resmetmeye yetecektir. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu Ergenekon'un Güneydoğu ayağının ortaya çıkması için Hakikatler Komisyonu kurulmasını önerirken, bir başka Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum Ergenekon sanıklarından bazılarının CHP listelerinden aday gösterilmesi ve Ergenekon hakimlerine mitingler dahil her yol kullanılarak baskı yapılması gerektiğini söyledi. Batum ayrıca AK Parti aleyhine sokak eylemleri yapan gençlik gruplarına para yardımı ve danışmanlık yapmakla suçlandı. Batum, ayrıca orduyu AK Parti aleyhine darbe yapmadığı için kağıttan kaplan olmakla itham etti ve Genelkurmay tarafından asker üzerinden siyaset yapmaması için uyarıldı. Batum'un Ergenekon sanıkları için halkı Silivri'deki mahkemeye yürümeye çağırdığı günlerde, Bitlis'te onlarca kişinin bulunduğu toplu mezarlar hakkında hiçbir açıklama yapmaması da dikkat çekiciydi.

CHP'nin genel başkana dahi posta koyan bir yöneticisi olan Muharrem İnce'nin Türkiye'yi Mısır'a, Erdoğan'ı Mübarek'e benzeterek halkı isyana çağıran sözleri kamuoyuna mal oldu. "Bu milletin Mısır'dan beter, Tunus'tan beter isyan etmesi lazım!" CHP Genel Başkan Yardımcısı Hurşit Güneş, AK Parti'nin nasıl çalıştığını öğrenmek için AK Parti'ye casus gazeteci yolladığını açıkladıktan sonra, Kürtlerin eninde sonunda CHP'nin kucağına oturacağı şeklinde Kocaeli il teşkilatında yaptığı iddia edilen konuşmayı yalanladı. Bir başka Genel Başkan Yardımcısı, Muhteşem Yüzyıl dizisindeki Osmanlı tartışmalarından hareketle Başbakan hakkında şu tuhaf değerlendirmeyi yaptı: "Ne yeniden Osmanlı kurulur ne de Erdoğan padişah olur. Birileri, Kasımpaşa'dan çıkıp, bu kafayla ve bu iktidar hırsıyla Osmanlı zamanında yaşasaydı, ya Bostancıbaşı'na teslim edilir ya da harem ağası yapılırdı.'' Yeni CHP'nin arkasındaki isim olarak takdim edilen Gürsel Tekin önce MHP ile sonra AK Parti ile koalisyon yapabileceklerini ilan etti. Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Tekin'i basının önünde 'boş konuşmuş' diyerek azarladı. Bundan bir süre önce de Gürsel Tekin bir televizyonda konuşan Parti Meclisi üyesini canlı yayına bağlanarak haşlamıştı. Tekin'in İstanbul'a Doğan Holding CEO'sunu ataması, halkçı imajını sarstı.

TARİHİYLE VE RESMİ İDEOLOJİSİYLE HESAPLAŞMAYA HAZIR DEĞİL

Öte yandan Kemal Kılıçdaroğlu bir yandan siyasete bulaşmayan tarikatlere saygı duyduklarını açıklarken, diğer yandan Danıştay'ın başörtülü öğrencilerin sınava giriş hakkını engelleyen kararına saygı duymak gerektiğini ve başörtüsü sorununu ancak kendilerinin çözebileceğini söyledi. Bu arada Kılıçdaroğlu'nun Ankara ve İstanbul'da ağzı laf yapan CHP'li üniversite öğrencilerine türban taktırarak propaganda talimatı verdiği ve bu talimatı etik bulmayan parti görevlilerini de tasfiye ettiği ortaya çıktı. Ergenekon davası sanığı Albay Arif Doğan, Hizbullah'ın kurucusu Hüseyin Velioğlu'nun kadrolu elemanları olduğunu söylerken, Yargıtay'ın 10 yıldır sonuçlandırmadığı dava yüzünden tahliye olan Hizbullah yöneticileri ile AK Parti arasında işbirliğini gösteren yasa dışı bir kasete sahip olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, kaseti kendisinin dinlemediğini söyledi. Yargıtay ve Danıştay'ın iş yükünü azaltmak amacıyla kurulan yeni daireler karşısında CHP'li komisyon üyeleri, 27 Mayıs darbesi öncesi Menderes'in baskılarını andıran baskıcı uygulamaların yaşandığı iddiasıyla komisyondan istifa etti. Kılıçdaroğlu, Can Dündar'a, 27 Mayıs öncesinde İnönü'nün yaptığı, 'Şartlar tamam olursa ihtilal meşru olur.' sözünü hatırlatarak yeni bir 27 Mayıs tehdidinde bulundu. Halbuki Kılıçdaroğlu daha önce 27 Mayıs dahil bütün darbelere karşı olduğunu açıklamıştı. Kılıçdaroğlu daha sonra yine darbelere karşı olduğunu ve tankın üzerine ilk kendisinin çıkacağını (!) iddia etti. Kılıçdaroğlu en son da, CHP'de liboş denilerek aşağılanan AK Parti'den rahatsız olan liberalleri CHP'ye davet etti.

Ortaya çıkan bu resmin, bir partiden çok omurgası kırılmış ve felç halindeki tarih öncesi bir dinozora benzediği rahatlıkla söylenebilir. CHP tek parti diktatörlüğünün ve çok partili hayatta da bürokratik vesayet kurumlarının ortağı olmanın ötesinde, modern bir demokratik kitle partisi olmayı başaramıyor. Çünkü bürokrasiyle arasına mesafe koyacak bir istikamet ve ilkeye sahip değil. Tarihiyle ve resmi ideolojiyle hesaplaşmaya, dışlanan toplumsal kesimlere açılmaya hazır değil. CHP'nin bu bakımdan önce kendi hakikatleriyle yüzleşmesi gerekiyor. CHP, Kılıçdaroğlu genel başkan olduktan sonra herhangi bir konuda tutarlı bir politika ortaya koyabilmiş değil. Rejim ve laiklik tartışmalarından vazgeçilerek, yoksulluk ve yolsuzluk konularına, dolayısıyla ekonomiye ve sola açılma iddiasının içi doldurulamadı. Tam aksine yeniden hayat tarzı ve yargı tartışmalarına dönüldü. Bu dönemde eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın'ın, Gümrük Birliği'ni imzalamakla beraber bu anlaşmadan istifade eden KOBİ'lerle ilişki kurulamamasını siyasi bir hata olarak özeleştiri konusu yapması, CHP'de dikkat dahi çekmedi. CHP'de Deniz Baykal'a atfedilen bütün problemlerin, sadece bir genel başkanlık meselesinden ibaret olmadığı geçen zaman zarfında anlaşıldı. Mevcut durum istikametsizlik ve yönsüzlükle beraber, omurgası kırılmış bir felç halini gösteriyor. Milletvekili listelerinin heyecanı parti kadrolarının felç halini görmesini şimdilik engelliyor. Seçimlerden hemen sonra CHP'de yeniden parti içi iktidar savaşının çıkması kaçınılmaz. CHP ve Kılıçdaroğlu, kendilerine açılan krediyi rasyonel bir şekilde kullanmaktan ziyade şairin dediği gibi "Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç" hissiyatıyla meşbu görünüyor...

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim