1. YAZARLAR

  2. Muhammed Harrub

  3. Arapları parçalama planında en yeni cephe Yemen
Muhammed Harrub

Muhammed Harrub

Yazarın Tüm Yazıları >

Arapları parçalama planında en yeni cephe Yemen

A+A-

Yemen'in bir anda manşetlerin en tepesine çıkması ve Amerikan müdahalesinden söz edilmesi tesadüfi değil. ABD, bu stratejik bölgede henüz tam olarak uygulayamadığı parçalama planına hız vermek istiyor

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın belirttiği üzere, Yemen’deki şartların bölgenin ve dünyanın istikrarı üzerinde tehlike oluşturduğu doğru mu? Amerikan diplomasinin lideri olan Clinton’ın, kasıtlı ve açıktan bir korkutmayı amaçladığı reddedilemez. Zira stratejik konuma sahip bu ülkedeki patlayan şartlara yönelik Amerikan müdahalesi tesadüfi değildi. Bu müdahale dramatikleşen sorunların olgunlaşmasının ardından gerçekleşti. Sonrasında Nijeryalı Ömer Faruk Abdulmuttalib’in bir Amerikan yolcu uçağını patlatma girişiminin başarısız olmasının ardından bu müdahale titiz bir biçimde duyuruldu.
Abdulmuttalib’in Kaide’yle ilişkisi henüz kesinlik kazanmadı. Ancak Obama yönetimi, George W. Bush’un terörle savaş söylemini yeniden üretme noktasında Yemen’de savaş ilan etmek için Abdulmuttalib’in söyledikleri veya söylettirildikleriyle yetindi. Bush ‘bizden olmayan bize karşıdır’ söylemiyle uluslararası boyut kazanan doğrudan savaşlara girmiş, Irak, Afganistan ve Pakistan’da onlarca masum insanı barbarca bir biçimde pilotsuz uçaklarla uzaktan bombalayarak katletmişti. Yemen de Obama yönetimi açısından aynı kanlı deneyime giriyor; tek kaynak istihbarat organlarının aktardıkları ve somut bilgilerin yokluğunda yutulması zor gerekçeler ve mazeretler söz konusu. Yemen’in bölgenin ve dünyanın istikrarına yönellttiği tehlikeye dönecek olursak, hiç kimse bölgenin istikrar ortamı yaşadığını iddia edemez. Şu an bile Afganistan ve Pakistan’daki Amerikan bombardımanının yankısı duyuluyor. Irak’taki korkunç patlamaların çağrışımları sürüyor.

Yemen’in ağustostan beri derin bir kriz yaşadığı doğru. Bu kriz Hutilerle altıncı savaşın patlak vermesine ve beklenmedik bir biçimde uzamasına yol açarken, savaş bu Arap ülkesinin kırılganlığını gözler önüne serdi. Birçok kimse Yemen’in, daha az şiddet içeren yaklaşımlarla sorunlarını çözebileceğini düşündü. Yemen’deki kabile ve aşiret yapısının yanı sıra karmaşık demografik yapıyı bilenler, diyalog ve ferasetin askeri çözümlerden daha başarılı olmasını bekledi. Ancak güneydeki hareketliliğin de kök salması herkesin labirente girme ihtimalini artırıyor.

İşte Washington, Londra ve Paris, 20 yıldan uzun süredir Arap bölgesinde izlenen parçalama politikası laboratuarına Yemen’i de koymak için bu şartları fırsat olarak görüyor. Arap bölgesi eski ve yeni emperyalist güçler için deney tahtasına dönüşmüş görünüyor. Washington ne zaman kendi güvenliğinin tehlikede olduğunu düşünse Arapların ulusal güvenliğine zarar veriyor ve hiçbir ülkenin güvenliğini tanımıyor. Teröristlerle Amerikan topraklarında savaşılmaması için savaş başka yerlere taşınıyor. O halde Arap güvenliğinin kutsallığı yok; yani Arap devletleri ulusal egemenlik hakkına sahip değil...

Yemen’in korkunç bir hızla haberlerin tepesine çıkması, verilerin üretilip büyütülmesi ve hedef tahtasına yerleştirilmesi, Irak savaşı öncesini ve yeni Ortadoğu’yu kurmak için hazırlanan planların su yüzüne çıkmasını hatırlatıyor. Irak savaşının ardından, bütün suçları meşrulaştırmak için ortaya atılan yalanların gerçek olmadığı anlaşılmıştı. Yemen’in başarısız bir devlet ve Somali’ye komşu olduğu, Bab el Mendeb boğazında bulunduğu dile getiriliyor. En son da Abdulmuttalib olayı yaşandı. Tüm bunlar, bu stratejik bölgede henüz zirve yapmamış olan parçalama siyasetini sürdürme amaçlı ABD planını örtbas etmek için atılmış sis bombalarından başka bir şey değil. Geriye şu meşru soru kalıyor: Araplar yaşananları ne kadar kavrıyor? (Ürdün gazetesi Rey, 6 Ocak 2010)

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT