Aleviler Kimin Oy Deposu?

27.05.2015 05:36

Hamza Türkmen

Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan sorunların temeli, Kemalist resmi ideolojinin yasaklarına ve tek tip kimlik dayatmasına dayanır.

Resmi ideoloji, dergâh-tekke geleneğine bağlı Müslüman Alevilerle sürekli didişmiş ve onları boyun eğdirmeye çalışmıştır.

Hükümet’in 2009 yılında başlattığı Alevi çalıştayları, Türkiye’de Dersim Katliamı’yla Batılılaştırılmaya çalışılan ve katliamdan geriye kalan yetimlerin Kemalist olarak yetiştirilmesiyle oluşan büyük bir sosyal kesimin sorunlarını ilk defa resmi düzeyde kamuoyunun gündemine getirmiş ve çözüm tartışmalarını başlatmıştır.

Türkiye’deki Aleviler üç ana öbekte toplanmışlardır:

Birinci öbek: Aleviliği İslam’ın içinde gören, tasavvufi Hz. Ali çizgisini Kur’an yorumu olarak değerlendiren Kemalist kesim. Bunlar Cem Vakfı liderliğinde oluşturulan Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF)’dur ki en büyük Alevi kitlesine hitap etmektedirler. DİB örgütlenmesinde reform yapılmasını istemektedirler.

İkinci öbek: Aleviliği Anadolu topraklarının binlerce yıllık kültürüyle bağdaştırmaya çalışmaktadır. Büyük şehirlerde ve Avrupa’da aktif olan, sosyalist gelenekten gelen bu kesim Pir Sultan Abdal Derneği öncülüğünde Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF)’nu oluşturmuştur ki, örgütlü bir canlılığı yansıtmaktadır. DİB’in kaldırılmasını istemektedirler.

Üçüncü öbek: Aleviliği İslam’ın özü olarak görmekte, İslami mezhepler arasında kucaklaşmayı savunmaktadır. İslam’ın özü olarak gördükleri Aleviliği hem Sünnilere hem Alevilere öğretme gayreti içinde olan, Alibeyköy’de büyük bir Ehl-i Beyt Akademisi açan bu akımı ise Dünya Ehl-i Beyt Vakfı temsil etmektedir. DİB örgütlenmesinde reform yapılmasını istemektedirler.

Bu yaklaşımlarla irtibatlı olarak Aleviliği pozitivist, ulusalcı ve materyalist-Marksist çerçevede değerlendiren veya onu bir din olarak gören veyahut ‘Ali’siz Alevilik’ tanımı yapan bazı aydınlar ve marjinal öbekler de mevcuttur.

Başörtüsü yasakları, dindar subayların TSK’dan atılması, RP’nin kapatılması konusunda hiçbir tutarlı ve özgürlükçü karar almayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 02 Aralık 2014’te Alevilere yeni ibadet mekânı olarak sunulan cemevleri hakkında teşvik edici bir karar almıştır.

Batıcı ve Erdoğan karşıtı tüm medya ve tv kanalları da AİHM’in bu kararından kalkarak Alevilik tartışmasını yeniden Aralık 2011 Uludere/Roboski olayı ve 2013 Gezi Olayları gibi ısıtıp AK Parti Hükümeti’ne karşı yeni bir yıpratma zemini oluşturmak için kullanmak istemektedirler.

Aleviler Türkiye’de en sıkı örgütlü dini gruptur.

CHP’nin 25 civarında Alevi mebusu olduğu ve Alevi oylarının yüzde 90’ını aldığı tahmin edilmektedir.

HDP ise barajı aşmak için çok kültürlü bir politika ile Alevi oylarına talip. Avrupa Alevi Fedarasyonu ile anlaşmış durumda, seçilebilecek sırada üç mebus adayına yer vermiş. Diyanet’e karşı olması ve din derslerinin kaldırılması istemi de Alevi memnuniyetini artırıyor.

Alevi Kürtlerin, Kürdistan diye bir bölge oluşturan Yavuz Selim’e karşı yaydıkları düşmanlığa rağmen, Alevilerin genelinde Şeyh İdris Bitlisi ile Sultan Yavuz arasında oluşturulan tarihi anlaşmaya duydukları hınç duygusu, hala Kürt aşiretlerine karşı sürdürülmektedir.

HDP Meclis’e girerse AK Parti ile anlaşır diyen orta ve üst yaş grubu Aleviler CHP’den ayrılmıyor. Başkanlık sistemi ancak HDP Meclise girerse engellenebilir diyen sol eğilimli genç Alevi tabanın oyları ise HDP’ye kaydığı belirtiliyor. Sonuçta HDP barajı aşamazsa CHP küçülecek, AK Parti büyücek anlamını çıkarmak da söz konusu.

AK Parti adayı Hüseyin Yalman’ın cemevlerini gezerek taban bulma arayışı biraz akıntıya karşı kürek çekmek gibi. Seçim meydanlarında söylenen Hacı Beştaş’ın “İri olacaksın, diri olacaksın…” tekerlemesi gibi Kemalist Alevileri kazanıcı değil, ama belki yumuşatıcı…

  • Yorumlar 3
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim