1. YAZARLAR

  2. Cevheri Güven

  3. Adrese teslim yazı buna derim
Cevheri Güven

Cevheri Güven

Yazarın Tüm Yazıları >

Adrese teslim yazı buna derim

A+A-

Ertuğrul Özkök bugün Başbakan Erdoğan’a yönelik kritik bir yazı kaleme aldı.

Yazının merkezinde ikinci bir hedef daha var...

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz günlerde Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın eline yurt dışı kaynaklı ve AKP’ye kapatma davası açabilecek bir belge ulaştığını, Fatih Altaylı yazmıştı.

Bu haberin ardından Yalçınkaya’nın Deniz Feneri dosyasını mahkemeden istediği ve içinde AKP’ye para aktarımıyla ilgili belge aradığı yazıldı. NTV haberi “Yalçınkaya AKP’ye kapatma davası açabilecek” anonsuyla gün boyu döndürdü…

Bu altyapının üstüne bugün Ertuğrul Özkök şifrelerle dolu bir yazı kaleme aldı.

Özkök, İngiltere’de patlayan milletvekillerinin şahsi harcamalarını Meclis’e ödetmeleri skandalı üzerinden vurgular yapıyor:

“Geçtiğimiz günlerde, eski bir askeri istihbarat elemanı benimle özel konuşmak istediğini bildirdi. ‘Elimde çok önemli bazı bilgiler var’ dedi. Elinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde iktidar milletvekillerinin yaptıkları özel harcamalarla ilgili belgeler vardı. Bazı milletvekilleri yaptıkları özel harcamaları Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ödetmişler. Bütün belgeler sağlam. Eski istihbaratçı bu bilgileri size satmak istiyor.  Şimdi kendinizi benim yerime koyun. Hürriyet’in genel yayın yönetmenisiniz. Bu bilgiler önünüze gelmiş. Parayı verip alır mısınız? Yoksa, ‘Şimdi başıma iş açmayayım’ diye mi düşünürsünüz? Para verip bilgi almak ilkelerimize uygun değil. Ama önümdeki olay da gazetecilik açısından çok büyük. Bir yanda ilkeler, bir yanda büyük bir gazetecilik olayı ve kamu menfaati. Galiba, şöyle yapardım. Önce bu bilgileri parasız almaya çalışırdım. Olmazsa, pazarlığa girişirdim. Peki, bunu yayınlayabilir miydim? Yani iktidar partisini ve onun çok sayıda milletvekilini karşıma alabilir miydim? Hiç şüphesiz yapardım.”

Özkök yazısının başında bahsettiği bu olayın “hayali” olduğunu belirtiyor. Yanına böyle bir askeri istihbarat elemanı gelmemiş, Özkök de para ödememiş.

Ancak yazı öyle bir dizilişte ki; elinde AKP hakkında belge bulunanlara “getirin pazarlık edelim parasını veririz” çağrısı yapıyor adeta.

Bu Özkök’ün yazısının birinci boyutuydu. Bir de ikinci boyutu var:

Özkök yazısındaki yukarıdaki satırların bir şifre içerdiğini de aslında  Şimdi şifreleri bir yana bırakıp, gerçekleri konuşalım.” cümlesiyle itiraf ediyor. Ardından da “AKP’li milletvekilleri rahat etsin. Önüme böyle bir dosya gelmedi.” diyor.

Ancak İngiltere’de Daily Telegraph gazetesinin genel yayın yönetmeninin önüne böyle bir dosya gelmiş ve yayınlamaya başlamıştı. Sonrasında da 14 milletvekili ve 4 bakanı istifa ettiren süreç başlamıştı.

Özkök yazısını bu noktada kendilerine kesilen 1 Milyar TL’lik vergi cezasına getiriyor. Zihinlere bu cezayla ilgili çengeli attıktan sonra asıl vurgusuna geliyor:

“Demek ki Allah beni koruyor ve önüme milletvekilleri ve bakanlarla ilgili böyle belgeler gelmiyor. Gelse, elimden bir kaza çıkacak ve yayınlayacağım. Sonra, fatura Aydın Bey’e ve şirketlerimize kesilecek. Bir Deniz Feneri yazdık, hayatımız karartıldı. Maazallah Deniz Feneri bazı iktidar milletvekillerine, siyasetçilere uzanıp, biz de yazmak zorunda kalırsak. Allah yazdıysa bozsun...”

Allah yazdı mı, yazdıysa bozar mı bilinmez… Ancak Özkök’ün yazısındaki bam teli bu paragraftaki “Maazallah Deniz Feneri bazı iktidar milletvekillerine, siyasetçilere uzanıp, biz de yazmak zorunda kalırsak.” cümlesinde…

Aslında “yazmak zorunda bırakmayın” diyen Özkök, burada ya AKP’ye 2. Kapatma Davası açtıracak bu belgenin ellerinde olduğunu ima ediyor ya da elinde bu belge olan varsa “göndersin” mesajını iletiyor. Zaten para ödeme konusundaki “açık kapısını” yazısının başında belirtmişti.

Girişteki istihbarat subayı vurgusu da ayrı konu tabi...

Son dönemin adrese teslim en çarpıcı yazısıydı bu, nefes almadan okuttu kendini... 

AKTİFHABER

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum