1. YAZARLAR

  2. Ali El Heyl

  3. ABD tehdidi ve Arap ihaneti arasında Türkiye
Ali El Heyl

Ali El Heyl

Yazarın Tüm Yazıları >

ABD tehdidi ve Arap ihaneti arasında Türkiye

A+A-

Britanya Başbakanı David Cameron 27 Temmuz'da Türkiye'yi ziyaret ettiğinde Türklere 'Siz Gazze ve İran'ı bırakıp İsrail'le ilişkileri 31 Mayıs öncesine götürürseniz AB'ye girişiniz an meselesi.' demişti.

Bu tür sözleri Türkler, Almanlardan ve diğer Avrupalı yetkililerden de dinlediler. Hepsi de İsrail için ve nihayetinde kendileri için önemli olan stratejik bir müttefiki Filistin, Hamas, İran, Hizbullah, Suriye ve Erdoğan/Türkiye'nin yanında yer alan Arap ve Müslüman sokaklar lehine olacak şekilde kaybetme korkusuyla Türkiye'ye üşüştüler. Özellikle de Türkiye'nin birçok münasebette Avrupalılara ve Amerikalılara Hamas ve Hizbullah'ın terörist örgütler değil, özgürlük hareketleri olduğunu bildirmesi sonrası.

Türkiye'de 2002'de iktidara gelmesinden bu yana AKP hükümeti birçok etkenden dolayı AB'ye girmeye çalışıyor. Türkiye her defasında sözde Ermeni katliamından dolayı Türkiye'nin Ermenilerden özür dilememesi gibi zayıf gerekçelerle karşılık buluyordu. Ermeni katliamı kampanyasını Fransız parlamentosundaki küçük bir azınlık yürütüyor. Doğal olarak bu tutum açık siyasi ikiyüzlülük ve çifte standartlıktır. Zira Fransızlar Cezayir'in yenilenen taleplerine rağmen Cezayirlilere yaptıkları katliamlardan dolayı şu an bile özür dilemiş değiller. Bunun yanı sıra Türkiye Yahudiler ve Kürtler gibi diğer etnisitelere kötü davranmakla suçlanıyor.

Gazze'deki savaşa yönelik Türk tutumundan, ünlü Davos forumunda yaşananlardan ve 31 Mayıs'tan önce hiçbir Avrupalının AB'ye alınmasını isteyerek Türkiye'yi ziyaret ettiğini görmedik. Fakat Türkiye'nin Gazze ablukasına yönelik tutumlarında ve uluslararası toplantılarda Marmara gemisindeki dokuz Türk'ün şehit edilmesinden dolayı Siyonist oluşumun cezalandırılması talebinde ısrar etmesi sonrası durum 180 derece değişti. Türkiye'nin bilincine vardığı ancak Arapların henüz kavramadığı çıkarlar dili bu.

Hepimiz Amerikan başkanının Türkiye'nin İsrail, Avrupa ve ABD dışında başka koalisyonlara yani İran'a ve Batı'nın terörist olarak nitelediği Arap dünyasındaki özgürlük hareketlerine kaymaması için AB üyeliğinin kabulü yönünde Avrupa ülkelerine baskı yapması amacıyla AIPAC olarak bilinen baskı grubunun baskısına nasıl maruz kaldığını hatırlıyoruz. Oysa Türkiye'nin tutumları büyük paralarla satın alınabilseydi Irak ve Afganistan'daki üyesi olduğu NATO Türkiye'yi satın alırdı. Bütün baskılara rağmen Türkiye Afganistan'da kurşun sıkmadı, hastane ve okul inşa ederek ve Afganistan'ı öğretmen ve doktorlarla donatarak inşaat ve uygarlık rolü oynadı. Afganistan'da tek bir Türk öldürülmedi. Buna karşın diğer NATO ülkeleri soğukkanlılıkla öldürdü, yıktı, Afgan ve Taliban direnişinin yenilgileri karşısında her yerde iğrençlikler yaydı.

Türkiye'yi bu tutumlarından uzaklaştırma amaçlı Batı girişimleri açık ara başarısız olunca Türkiye'nin İran'la, abluka altındaki Gazze'yle işbirliğini ve Arap özgürlük hareketlerine desteğini bırakmaması durumunda ABD'nin Türkiye'yi silahtan mahrum bırakacağı yönündeki Amerikan tehdidi geldi. Bu tehdit Lübnan ordusunun Amerikalılar ve Avrupalılar tarafından silahlandırılmasının durdurulmasına benziyor. Bu durum Türkiye, Lübnan, İran ve özgürlük hareketlerini aynı safta kılıyor.

Araplar ise Türkiye'ye açıkça ihanet ettiler. Marmara gemisi saldırısından itibaren savaş suçlusu Netanyahu birçok defa Kahire ve Amman'ı ziyaret etti. Sanki bu iki Arap başkentinde Netanyahu'ya 'Marmara gemisinde Türklere karşı koyduğun için bravo' mesajı verilmek istendi. Ardından Arap Birliği İsrail ve müttefiki Mahmud Abbas'a direkt veya boş müzakerelere başlaması gerekçesi vermesi geldi. İsrail bu durumdan istifade etti ve Türk hükümetinin aksine Arap hükümetlerinin kendi tutumunu anladığı düşüncesini pazarlamış oldu. Görünen o ki Türkler Siyonist zihniyeti anlamakta Araplardan daha dirayetliler. Londra'da Arapça yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesi, Katarlı yazar, 24 Ağustos 2010

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum