1 Mayıs'ın kanlı ya da yasaklı geçmesi şart mı?

21.04.2008 06:26

Koray Düzgören

1 Mayıs yaklaşıyor. Sendikalar her yıl olduğu gibi bu yıl da 1 Mayıs'ı Taksim Alanı'nda kutlamaya hazırlanırken devletin cevabı hazır:

Taksim'de bayram kutlanamaz. Orası yasak bölge.

Bizim devletin hemen her ayın bazı günlerine ilişkin korkuları, saplantıları var. Nisan'da Newroz, mayısta 1 Mayıs, başka aylarda başka olaylar, anma günleri vesaire.

Devleti yönetenler, güvenlik güçlerinin sorumluları bu günlerin yasalara uygun bir biçimde, özgürce ve güvenli bir şekilde kutlanmasını sağlamakla yükümlüyken daha aylar öncesinden tansiyonun yükselmesine neden olurlar.

Aylar öncesinden bu yöneticilerin yakınmalarını, olay çıkması ihtimaline karşılık savurdukları tehditleri dinleriz.

Böylece olay çıkması ihtimali olmayan masum gösterilerin ve bayramların dahi, bu ortalığı birbirine düşüren sorumsuz açıklamalar nedeniyle olaylı bittiği, hatta kanlı çatışmalarla sonuçlandığı olur.

Çünkü çoğu kamu görevlisi açısından toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak da, bir bayramı kutlamak da haktan ziyade yasa dışı bir faaliyete dönüşebilecek kuşkulu faaliyetler kapsamındadır.

Oysa meseleye vatandaşın hakkı gözüyle bakıldığında bu gösterilerin bir bayram havası içinde, barışçı bir şekilde sonuçlandıkları da bir gerçektir.

Geçtiğimiz mart ayındaki Newroz kutlamaları bu durumun somut bir örneğidir. Yasaklanmayan yörelerde Newroz barış içinde kutlanırken yasaklanan il ve ilçelerde büyük olaylar çıkmış, güvenlik güçleri gösterileri acımasızca engellemişlerdir.

Yasakçı zihniyet kan dökülmesine neden olmuştur.

Çalışanlar bu anlayış nedeniyle 31 yıldır Taksim'de 1 Mayıs'ı, yani emekçilerin bayramını kutlayamıyor. Çünkü bu anlayış Taksim alanını 31 yıldır hemen her gösteriye açıyor, ama emekçilerin 1 Mayıs'ı kutlamasına izin vermiyor.

İstanbul Valisi bu yıl da sendikalara aynı cevabı verdi:

“Taksim toplantı ve gösteri yapılabilecek alanlar arasında değildir.”

Olabilir. Bu değişmez bir karar değildir ve 1 Mayıs kutlamaları 31 yıl öncesine kadar Taksim'le bütünleşmiştir.

Devlet, 31 yıl önce, 1977 1 Mayıs'ındaki kutlamalar sırasında gerçekleşen katliamı öne sürüp bunca yıl Taksim'i yasak alan ilan etmektedir.

Üstelik de 31 kişinin öldüğü ve yüzlerce katılımcının yaralandığı o katliamda devlet içindeki karanlık güçlerin parmağı olduğu neredeyse kesinleşmiş bir olgu iken, bu olaydan emekçileri sorumlu tutar bir tarzda yasakçılığı devam ettirerek.

Devletin görevi aslında o katliamın sorumlularını ortaya çıkarıp cezalandırılmalarını sağlamak olmalıydı (Ne yazık ki o dosyada kapatıldı, katliamın sorumluları belli ama kıllarına bile dokunulamadı).

Bunu yaparken vatandaşların bayramlarını, gösterilerini güvenlik içinde kutlayabilmeleri için gereken ek tedbirleri alarak hakların özgürce kullanılmasını sağlamak da devletin göreviydi.

Bunun yerine devleti yönetenler her zamaki gibi işin kolayına kaçtılar.

Taksim'i yasak bölge ilan ettiler.

Ettiler etmesine ama mesele bitmiş olmadı. Mesele 31 yıldır devam ediyor.

Devlet hâlâ 31 yıl önce kendisinin sorumlu olduğu bir katliamı gerekçe göstererek demokratik bir hakkın kullanımını engelliyor.

Başbakan Erdoğan'ın dışa açık, dünya devleti olarak ilan ettiği Türkiye maalesef bu yaklaşımlar nedeniyle hâlâ 31 yıl öncesinin korkularına teslim olmuş durumda. Basiretsiz yöneticilerin Demirperde ülkesi muamelesi yapmaya devam ettiği bir ülke görünümünde.

Tedbir alıp, göstericilerin güvenliklerini sağlayıp, özgürlüklerin kullanımını sağlamak yerine yasaklardan medet uman bir devlet anlayışı Başbakan Erdoğan'ın çizdiği Türkiye görünümüne uyuyor mu?

Eğer uymuyorsa hükümet bu yıl bu çağdışı görünümü, yasakçı anlayışı değiştirmek için bu fırsatı kullanabilir.

Herkesin kapatma davasıyle birlikte ileriye doğru bir atılım yapmasını beklediği AKP böylesine şaşırtıcı bir hamle yapar ve Taksim'i 1 Mayıs'a açabilir mi?

Dosta düşmana “İşte bizim özgürlük anlayışımız budur” diyebilir mi?

Bu açılımla birlikte tabii kanlı 1977 1 Mayıs'ı hakkında kapsamlı bir hukuki ve idari soruşturma açılmasına karar verebilse bu açılımını taçlandırmış olur. Ama, hadi bu kadarını da AKP'den beklememiş olalım.

Bir de şu var: Böyle bir hamleyi 301'inci madde için yapabilecekken yapmadığını, ifade özgürlüğünün sınırlarını genişletmeye yanaşmadığını da unutmayalım.

301'e dokunmayan Taksim'i 1 Mayıs'a açabilir mi?

1 Mayısların kanlı ya da yasaklı geçmesi kader değil. Erdoğan isterse basiretsiz mülki idare amirlerinin ve güvenlikçilerin korkularını, saplantılarını bir tarafa itip bunu yapabilir.

Sendikaların bu yıl Taksim için çok kararlı olduğunu umarım o da görüyordur.

Yeni Şafak gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim