1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. YSK’nın İstanbul Kararının Perde Arkası
YSK’nın İstanbul Kararının Perde Arkası

YSK’nın İstanbul Kararının Perde Arkası

Ankaralıların Ramazan ayının ilk iftarı için kalan dakikaları saymakta olduğu bir sırada, Ak Parti’nin YSK Temsilcisi Recep Özel’in verdiği haber, televizyon kanallarına son dakika olarak düştü.

08 Mayıs 2019 Çarşamba 22:26A+A-

Mehmet Acet, Yeni Şafak gazetesindeki makalesinde YSK’nın İBB seçimlerini yenileme kararının perde arkasını yazdı:

CHP’nin eski ünlü isimlerinden Turan Güneş, zamanında partisinde görev yapanları tanımlarken, “Bir CHP’li ‘ileri gelenler’ var, bir de CHP’li ‘ileri gidenler” dermiş.

Bu aralar CHP’nin ‘ileri gidenlerinin’ eylem ve söylemleri bolca karşımıza çıkıyor.

Örneğin Meclis Grup Başkanvekili Engin Altay…

Kendisi, Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul kararını açıklamasına günler kala orada görev yapan hâkimleri, “Kızılay’da sizi yürütmezler, yüzünüze tükürürler” sözleriyle alenen tehdit etmişti.

Dün CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise, bu tehditleri daha da ileri taşıdı.

Seçimlerin yenilenmesi yönünde karar veren 7 YSK hâkimini çete mensubu ilan etti, bir terör örgütünden söz edercesine ‘yuvalanma’ gibi ifadeler kullandı, üstüne bir de hedef gösterme niyetiyle söyler gibi bu hâkimlerin isimlerini saydı.

Kişilik hakları alenen saldırıya uğrayan bu hâkimler tazminat davası açarlarsa ki, açmaları beklenir, Kılıçdaroğlu’nun ‘tazminat fonunun’ciddi manada erimesi kaçınılmaz hale gelebilir.

İSTANBUL KARARI NASIL ALINDI?

Önceki güne dönelim…

Yüksek Seçim Kurulu Pazartesi günü 14.30 gibi İstanbul gündemiyle toplandı.

Günün ilerleyen saatlerinde kararın iftar öncesi çıkacağı yönünde haberler gelmeye başladı.

Gardımızı alıp beklemeye koyulduk.

Ankaralıların Ramazan ayının ilk iftarı için kalan dakikaları saymakta olduğu bir sırada, Ak Parti’nin YSK Temsilcisi Recep Özel’in verdiği haber, televizyon kanallarına son dakika olarak düştü.

YSK, İstanbul’da seçimlerin yenilenmesine karar vermişti.

NEDEN SADECE BÜYÜKŞEHİR İÇİN İPTAL KARARI ÇIKTI?

Şunu biliyoruz:

YSK seçim yenileme kararını sandık kurulları ile ilgili itirazları dikkate alarak verdi.

Kamuoyuna açıklanan kısa kararın ilk maddesi, “Bir kısım sandık kurullarının, ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaliyle yenilenmesine” diyor.

Kararla ilgili, en büyük tartışma şu soru üzerinden yapılıyor:

Madem sandık kurulları kanuna aykırı şekilde oluşturuldu, İstanbul’un diğer seçimleri için (ilçe seçimleri, muhtarlık seçimleri, belediye meclisi seçimleri) neden iptal kararı çıkmadı?

Bu, hâlâ önemini korumakta olan bir soru ve Yüksek Seçim Kurulu’nun gerekçeli kararı çıktığında en fazla işin bu kısmıyla ilgili ne dendiğine bakılacak.

Ama şu an itibarıyla dillendirilen bir gerekçe var, o da şu:

Ak Parti, büyükşehir seçimleriyle ilgili ‘yasal süre’ içerisinde başvuruda bulundu, sandık kurullarının oluşumundaki kanuna aykırılık meselesiyle ilgili itirazlarını iletti.

Ancak İstanbul’un ilçeleri için belirlenen yasal süre içerisinde diğer partilerden itiraz başvurusunda bulunan olmadı. O nedenle karar sadece büyükşehir seçimleri için verildi deniyor.

YSK, İstanbul için ilk toplantısını yaptığında ilçe seçim kurullarına yazı yazmış, “Neden kamu görevlisi sıfatı taşımayan kişileri görevlendirdiniz” sorusuna 5 gün içerisinde yanıt verilmesini istemişti.

Gelen cevapların bir kısmının yanıltıcı beyanlar üzerinden oluşturulduğu belirlendi.

Örneğin kaymakamlıklar ihtiyacın 4 katı isim listesi iletmiş olmasına rağmen, mülki idareden gelen listeler yetersizdi gibi karşılığı olmayan mazeretlere sığınılması.

Bu türden yanıltıcı bilgilerin YSK kararını etkileyen faktörler arasında olduğu söyleniyor.

Ki, kanuna aykırı sandık kurulu oluşturan ilçe seçim kurullarıyla ilgili suç duyurusunda bulunulmasının bir gerekçesi de bu.

KANUN İLE FİİLİ DURUMUN ÇELİŞKİSİ

Üzerinde durmayı hak eden ince bir nokta daha var.

YSK’nın bugüne kadarki içtihatlarında, geçmişe dönmediği, seçim takvimi içerisinde itiraz süreçleri işletildikten sonra, seçim bittikten sonra yapılan başvurulara itibar etmediği biliniyor.

Sandık kurulları için de 26 Şubat/2 Mart arası olarak belirlenen bir itiraz takvimi var.

Bu durumda, YSK neden “İtiraz takvimi içerisinde itiraz etseydiniz” diyerek ret kararı vermedi sorusu akıllara geliyor.

Oradaki sorun şu:

Kanunda sandık kurullarına itiraz diye bir takvimden söz edilse de, Yüksek Seçim Kurulu ‘Baskı olabilir’ gerekçesiyle o kurulların listelerini partilerle paylaşmıyor.

Sandık görevlilerinin kimlerden oluştuğu da ancak seçim günü anlaşılabiliyor.

Bu durum, kanun maddesi ile fiili durum arasındaki açmazı ortaya koyuyor.

Partiler, kimlerden oluştuğunu bilmedikleri sandık kurulu üyeleri için neye göre, nasıl itirazda bulunabilirler ki?

Hal böyle olunca, sandık kurulları için itiraz takvimi olarak kanunda geçen 26 Şubat/2 Mart aralığının işlevsizliği bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Yani kanun maddesi ile fiili durumu karşı karşıya getiren bir çelişkiden söz edebiliyoruz.

Bu durumda ya itiraz takvimi yasadan çıkarılacak, ya da fiili durum yasaya uygun hale getirilecek.

Öbür türlü, bu sıkıntı bundan sonraki seçimlerde de devam edebilir.

HABERE YORUM KAT