Sahte kahramanların iyilik sömürüsü nihayet bitti

Sahte kahramanların iyilik sömürüsü nihayet bitti

İsmail Kılıçarslan, afet döneminde iyilik sömürüsü ve sahte algılarla devleti hedef alan kullanışlı aparatların maskesinin nihayet düştüğünü ifade ediyor.

Yeni Şafak / İsmail Kılıçarslan

Kumarı yazacaktım kumarbazdan sıra gelmedi

Vallahi durum öyle. Yeşilay Başkanı sevgili Mehmet Dinç hocadan yaptıkları “Türkiye’de Yasal Kumar Araştırması”nı istemiştim. Araştırmada öyle üzücü bir tablo ile karşı karşıyaydık ki “salıya mutlaka yazayım” diye geçirmiştim içimden ama kumarbaz, kumar hakkında yazmama izin vermedi. Artık sonraki yazıya nasipse.

“Kumarbaz” dedim ama sadece kumarbaz da değil. Müptezel, iyilik sömürücüsü bir çakal. Hiçbir zaman benim için “bir fazlası” olmadı. Deprem bölgesinde suyu toptan fiyatına alıp faturasını perakende fiyattan kestirecek kadar kansız bir çakal. Yasal zorunluluk gereği yazının burasına kadar herhangi bir gerçek kişiden söz etmediğimi beyan etmek zorundayım.

Bu, burada bir dursun.

Haluk Levent gözaltına alındı biliyorsunuz. Yurt dışına kaçmaya çalışırken. İddialar o kadar korkunç ki. Deprem için toplanan paralarla 990 milyon liralık bahis oynadığı, bu paranın 390 milyon lirasını kaybettiği, asistanı Yeliz Kaya’ya 120 milyon lira aktardığı, çeklerinin karşılıksız çıktığı, bir iş adamını “yetim yurdu yapacağım” diyerek dolandırdığı, grup seks partilerinde uyuşturucu kullandığı… Hani “Sarıyer kol böreği gibi iddialar” diyesim var.

Bu da burada bir dursun.

2025’in ocak ayında bu sütunda “Türkiye’ye ateş etmek” isimli bir yazı yayınladım. O yazıda Haluk Levent’in isminin de geçtiği bir paragraf vardı. Aynen aktarayım: “Kefen yok”tan başlayıp “devlet buraya hiç gelmedi” böğürtülerine kadar uzanan o leş kampanyanın “hırsından başka yeteneği olmayan bir insan topluluğunun kullanışlı aparatlara dönüştürülmesi” ile yürütüldüğünü artık çok net biliyor olmamız gerekiyor. Bana inanmıyorsanız o ya da bu şekilde deprem bölgesine emeği geçen Haluk Levent’e sorun. Süleyman Soylu ve Hulusi Akar ile yaptığı görüşmelerden bahseder belki size.

Şimdi üzerinden epeyce vakit geçti. Deprem döneminin iki bakanının Haluk Levent’i nasıl hizaya çekip Levent’in deprem zamanı oynayan orasını burasını nasıl düzelttiklerini anlatabilirim artık. Levent’in daha o dönemde, yaralar sıcakken, oyunlar, dalavereler çevirmeye çalıştığını ve devlet aklının Süleyman Soylu, Hulusi Akar ve benzeri isimlerle meseleye el koyup Levent’i nasıl “ıhtırdıklarını” da anlatabilirim. Ancak işin burasını anlatınca bazı mühim adamların Levent'in güya popülerliğinden istifade etmek için Levent hakkında “yahu aslında çok iyi bir insan biliyonuz mu?” diye cıvıdığını da anlatmam gerekir ki anlatamam. Ayıptır.

Bu da burada bir dursun.

Kahramanmaraş merkezli ve “asrın felaketi” olarak isimlendirilen o korkunç depremin üzerinden 2,5 saat geçmemişken o dönem Kahramanmaraş milletvekili olan Mahir Ünal’a ulaşabilmiştim. “Süleyman Soylu bakanla birlikte indik şimdi Maraş’a” demişti. Bu görüşmeden 1 saat sonra ise çevre illerden AFAD ve İHH’nın hazır kıta arama kurtarma ekipleri başta olmak üzere binlerce insan deprem bölgesine akmıştı. Daha üçüncü saatte hangi illerin hangi illere kayıtlandığına dair bir liste yapılmış ve harekete geçilmişti. Adıyaman’da görevli 6 vali vardı mesela ve bu adamlar 6 ay falan evlerine hiç gitmeden yönettikleri şehrin bütün imkânlarını deprem bölgesine seferber etmişlerdi. Mesela ben 50. saatte ulaşabilmiştim Kahramanmaraş’a ve yanımızda götürdüğümüz insani yardım malzemeleri ile ilgili olarak bize kurulan cümle şuydu: “Kahramanmaraş merkezde acil insani yardım işi tamam. Malzemeleri uzak köylere götürebilirseniz şahane olur.”

Bu yalın gerçeğe rağmen depremin üçüncü gününden itibaren “devlet deprem bölgesinde çöktü” yalanını devreye sokan herkes “olağan şüpheli” idi zaten gözümde. Levent’in paketlenmesinden anlıyoruz ki ülkesine ateş ederken bir yandan da ekonomik hareketlilik sağlayan herkes artık “dokunulabilir” durumda ve bu aşırı güzel. Öyle hırslanmış, öyle içerlemiştim ki o düzeneği kuran müptezellere… Şimdi “hesap zamanı.”

Bekleyelim ve “Allah bereketini versin” diyerek saymaya niyetlenelim inşallah.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir