Yerleşimci kolonyalizminin tarihi arka planı

Yerleşimci kolonyalizminin tarihi arka planı

Selçuk Türkyılmaz, İsrail'in yerleşimci kolonyalizm üzerine kurulduğunu ve Filistin direnişinin temelinde toprakla kurulan güçlü bağın bulunduğunu savunuyor.

Yeni Şafak / Selçuk Türkyılmaz

Siyonist Yahudi yerleşimciliği

İsrail, yerleşimci toplulukların bir araya gelmesiyle ortaya çıkmış bir koloni yapıdır. Daha önce birkaç defa ifade ettiğim gibi İsrail, kurulma dönemi özellikleri itibarıyla ABD, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın neredeyse birebir kopyasıdır. Üstelik İsrail de dâhil olmak üzere bu yapıların tamamı İngiliz kolonyalizminin ürünüdür. Kanada da Anglosakson yerleşimci koloniciler tarafından kurulmuş bir devlettir. Fikir hayatımıza yön veren güçlü şahsiyetlerin çok önemli bir kısmı İngilizlerin kolonize ettikleri bölgelerde kendilerine hayran kitlesi bıraktığına inanırdı. Yerleşimcilik hadisesi bilinmiyordu. ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın kuruluş hikâyeleri Anglosaksonların yayılmacı politikaları doğrultusunda propaganda amaçlı olarak yazılmıştır. Fakat özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Cezayir Bağımsızlık Savaşı bütün dünyada yankı uyandırdığı gibi İslam coğrafyasını da derinden etkilemiş ve Batı medeniyetine yönelik oldukça kapsamlı eleştiriler getirilmiştir. Batı medeniyeti, kolonyalizm bağlamında içeriden de çok güçlü bir şekilde eleştirilmekteydi fakat Cezayir Bağımsızlık Savaşı, dışarıda şekillenen bir eleştiri geleneğine yol açtı. Burada tek tek isimleri saymak istemiyorum ama Fanon gibi aslında Batı medeniyetini içerinin diliyle dışarıdan eleştirmeyi başaran entellektüellerin etkisi bugün çok yeni boyutlar kazanarak varlığını sürdürmektedir. Aynı çerçevede bugün ABD tarihinin dahi bu çerçevede yeniden tartışma konusu hâline geldiğini söyleyebiliriz. Artık dikkatler yerleşimcilik olayı üzerinde yoğunlaşmaktadır.

İsrail yerleşimci kolonyalizm tarihinde başarısız olmuş projelerden biridir. Aslında bu yönü ile İsrail, Fransız yerleşimci kolonyalizminin Cezayir örneğine çok benziyor. Fransızların Cezayir’deki yerleşimci kolonyalizmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı medeniyetine yönelik ciddi bir eleştiri geleneğinin oluşmasına yol açmıştı. O zamana değin Batı’nın medenileştirme misyonuna gerçekten de inanılıyordu. Hatta Fransız kolonyalizminin etkisiyle müstamere kavramı ortaya çıkar. Müstamere, medenileştirme misyonuna uygunluğu bakımından kolonyalist zihniyeti yansıtan önemli bir kavramdır. Çünkü kolonicilerin ideolojik bakışını yansıtır. Onlar gittikleri, ele geçirdikleri ve iskâna açtıkları yerleri medenileştirdiklerine inanıyorlardı. Bizde ise müstemleke kavramı çok yaygındı. Bu kavramda istismar değil, mülk hâline getirme anlamı öne çıkar. Her iki kavramda toprağın ele geçirilmesi anlamı belirgindir. Siyonist Yahudi yerleşimciler, çevirdikleri arazilerde Filistinli Arapların çalıştırılmasına asla izin vermedi. Çünkü Filistinliler, Filistin’in yerli insanlarıydı ve kökleriyle Filistin’in tarihî topraklarına bağlıydılar. Yahudi yerleşimciler ise dışarıdan geliyordu. Onlar Filistin’e kök salmış değildi. Bu sebeple Filistinli yerli nüfusa karşı tam manasıyla bir soykırım politikası izlediler. Yahudi yerleşimciler, ele geçirdikleri bütün bölgelerden Filistinli yerli nüfusu etnik olarak temizledi. Toprağı, yerlilerden arındırarak ilerlediler. Bu, tam olarak İngiltere’nin Kuzey Amerika’da uyguladığı yerleşimcilik sisteminin kopyalanması anlamına geliyordu. Anglosakson yerleşimci kolonyalizmi Avrupa milletlerinin katılımıyla Kuzey Amerika’da soykırım hedeflerine ulaştı. 13 koloninin bir araya gelerek ABD’yi kurmalarıyla birlikte Kuzey Amerika’da çok daha vahşi bir dönem başladı. Anglosakson yerleşimci kolonyalizmi zirveye 19. yüzyılda ulaştı. Onlar geride kendi topraklarını savunacak insan bırakmadı. Açıkçası Amerikalı Anglosaksonların, yerlilere karşı devam eden nefretini tam olarak izah edemiyordum. Bunu şimdi daha iyi anlıyorum. Yerleşimcilerin en büyük korkusu yerli insanların topraklarına sımsıkı bağlılığıdır. Bu bağlılık onların kendi topraklarında yeniden boy vermesine imkân verecektir. İsrailli yerleşimcilerin kabul edemediği ve onları adeta çılgına çeviren de Filistinlilerin topraklarına sımsıkı bağlılığıdır.

Daha birkaç yıl öncesine kadar, hatta 7 Ekim 2023’ten sonra bile, Türkiye’de Filistinlilerin topraklarını sattığı yönünde çok güçlü bir Siyonizm propagandası vardı. Filistinliler, İngiliz kolonyalizmine karşı fiilen 1920’lerde savaşmaya başlamış olsalar da İngilizler, Filistinlilerin topraklarını sattığı yönünde bir algı oluşturmaya özen gösterdi. Çünkü Filistinlilerin direnişini kırmakta zorlanacakları daha başta anlaşılmıştı. Bugün Yahudi Siyonist yerleşimcilerin bütün dünyayı karşılarına almak pahasına soykırım suçu işlemelerini de Filistinlilerin topraklarına bağlılıkları çerçevesinde değerlendirmek gerekir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir