İsrail’in Güney Kıbrıs ve Yunanistan Oyunu
Doç. Dr. İbrahim Karataş / Fokus+
İsrail ve Yunanistan geçtiğimiz günlerde 3,6 milyar dolarlık bir silah satış anlaşması imzaladı. Paket içinde hava savunma sistemleri, muhtelif füzeler ve ismi açıklanmayan silahlar olduğu söyleniyor. Böyle bir satış rakamı İsrail için çok büyük bir başarı. Yunanistan için de çok büyük bir masraf. Ancak iki taraf da yaptıkları silah ticaretinden mutlu görünmekteler.
Şüphesiz ki böyle bir silah ticareti Türkiye için yapıldı. Yunanistan, Türkiye'yi düşman olarak görüyor ve Türk ordusuna karşı koymak ve hatta üstünlük sağlamak için uzun zamandan beridir silahlanıyor. Bu bağlamda jet sayısında Türkiye'yi geçtiler. Bunun yanında F-16'nın en yeni versiyonu Blok 70 ve F-35 için verdikleri siparişler var. Ayrıca Fransa'dan ikinci el, İtalya'dan yeni savaş gemileri aldılar.
Doğrusu Yunanistan'ın Türkiye korkusu yüzünden silaha bu kadar yatırım yapması bir yere kadar anlaşılabilir. Türkiye defalarca Yunanistan'ı hedef almadığını söylemesine rağmen korkularını yenemediler ve psikolojik olarak rahatlamak için sürekli silah aldılar/alıyorlar. Yakında aldıkları silahlara güvenerek daha tehditkâr bir dil de kullanırlar -ki bazı Yunanlı uzmanlar kullanıyorlar da.
Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu
Ancak İsrail'in Yunanistan'a silah satması sıradan bir satış değildir. Satışın çok ötesinde Türkiye düşmanlığı bulunmaktadır. Hatırlanacağı üzere İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs yakın dönemde askerî bir ittifak kurdular ve bizzat Netanyahu, ittifakın Türkiye'yi hedef aldığını "yeni bir Osmanlı olmayacak" diyerek itiraf etmişti. Son silah satışı işbu ittifak görünümlü Türkiye düşmanlığının yeni bir hamlesidir.
Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi bu oyunda birer aktör olmaktan çok İsrail'in kullanmaya çalıştığı birer memurdur. Şahit olduğumuz şey, İsrail'in Türk-Yunan anlaşmazlığını istismar ederek onu kendi çıkarları için kullanmasıdır. Eğer İsrail medyasını takip ederse Yunanlıların sürekli olarak Türkiye'ye karşı kışkırtıldığını görürsünüz. Çünkü amaçları Türkiye’yi düşman gören ülkelerle ittifak kurarak cepheyi büyütmek.
Malum olduğu üzere Türkiye ve Yunanistan, Kıbrıs ve Ege gibi iki konuda birbirleriyle çekişme içinde. İsrail bunu kullanarak hem Yunanistan'a silah satmakta hem de Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan'a yerleşmektedir. Yerleşme sivil ve askerî olmak üzere iki şekilde olmaktadır.
Sivil bağlamda; medyada çıkan haberlere göre Kıbrıs Rum Kesimi'nde 25.000 civarında İsrailli yaşamaktadır. İsrail vatandaşları etrafı duvarlarla örülü siteler kurarak Rumlardan ayrı bir hayat yaşamaktadırlar. Aynı durum Girit'te de yaşanmakta olup İsraillilere ait özel siteler olduğu, bölgeyi gezen turistlerce tespit edilmiştir. Rum ve Yunan halkı, ayrıcalıklı bir topluluk olarak hareket eden İsraillilerden rahatsızlıklarını dile getirmekte ve bazen onlarla tartışmaktadırlar. ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde kendi özel polisi olan Yahudilerin Kıbrıs ve Yunanistan'da da benzer bir güvenlik sistemi oluşturduğu tahmin edilmektedir. Öte yandan 19. yüzyılın başlarında Dünya Siyonist Teşkilatı'nın İngilizlerden Filistin’le birlikte istediği Kıbrıs'a ve Yunan adalarına daha da çok göç etmeleri yüksek ihtimaldir.
Askerî bağlamda ise İsrail, Kıbrıs Rum Kesimi'ne ve Yunanistan'a sadece silah satmamaktadır. Askerî uzmanlara göre İsrail malı silahlarda bulunan radarlar ve diğer elektronik aksam Türk ordusunun hareketliliğini izlemekte ve anlık olarak İsrail'deki merkeze iletmektedir. Silahlar her ne kadar görünürde Yunanistan'a ait olsa bile İsrail ordusu ve istihbaratı da onlardan istifade etmektedir.
GKRY Lideri Nikos Hristodulidis ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu
Öte yandan İsrail'in Rumlar ve Yunanlılarla kurduğu askerî ittifak, İsrail askerleri ve ajanlarının Türkiye sınırına kadar gelmesine olanak sağlamaktadır. An itibarıyla Kıbrıs’ta KKTC sınırına yakın ve Ege Denizi içinde bulunan adalar üzerinde konuşlanmış çok sayıda İsrail ordu ve istihbarat mensubu olduğu tahmin edilmektedir. Yunan adalarında ve Güney Kıbrıs'ta hem silah hem de asker/ajan bulunduran İsrail'in Türkiye'ye yapacağı muhtemel saldırı için hazırlık yapması kuvvetle muhtemeldir.
İsrail'in mezkûr lokasyonlarda varlığı aynı zamanda Türkiye'ye sıfır kilometre uzakta olması demektir. Bilindiği üzere İsrail yönetimi Türk askerinin Suriye’de bulunmasından büyük rahatsızlık duymakta ve bunu kendi güvenliği için tehdit olarak görmektedir. Daha önce Palmira ve Hama şehirlerindeki havaalanlarını Türk ordusu yerleşecek diye bombalayan İsrail jetleri, en son 18 Ağustos’ta İdlib yakınlarında ve İsrail sınırına 230 kilometre uzaklıkta bulunan Ebu Zuhur Havaalanı'nı bombalayarak Türkiye’ye bir “mesaj” vermişti. Ancak görüleceği üzere İsrail bir yandan Türk ordusunu Suriye’den çıkarmaya çalışırken diğer yandan Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan üzerinden Türkiye’ye sınır komşusu olmaktadır. Öyle ki muhtemel bir savaşta Türkiye’ye karadan girme imkânına bile sahip olmaktadır.
Mevcut durum Türkiye için son derece endişe verici ve tehlikelidir. Yunanlıların ve Rumların korkusu bir yandan egemenliklerini İsrail’e teslim ettirirken, diğer yandan topraklarını İsrailli yerleşimcilere kaptırmakta, öte yandan Türkiye özelinde topraklarını İsrail’in askerî üsleri yapmaktadır. İsrail’in iki planının olduğunu varsayabiliriz. Birincisi, Yunanistan’ı tahrik ederek iki ülkeyi birbirine düşürmek. Bu amaçla çok büyük propagandalar yapılmakta olup Netanyahu bile kendisini ilgilendirmeyen bir konuda “Yunanistan son Yunan kalıncaya kadar Türkiye’ye karşı savaşacaktır” diyebilmektedir.
İkincisi, şayet Yunanistan oyuna gelmezse en azından Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'nden askerî bağlamda maksimum düzeyde istifade etmeye çalışacaktır. Yukarıda bahsedildiği üzere sınıra yaklaşarak istihbarat toplayacaktır. Bilhassa Türk donanmasındaki hareketliliği takip etmeleri kolay olacaktır. Şayet Yunanistan hava sahasını kullandırırsa batıdan Türkiye’yi bombalamaları da mümkün olacaktır. Sonuç itibarıyla Türkiye, Kıbrıs ve Yunanistan üzerinden çevrelenmiş olacaktır.
Hiç şüphesiz İsrail, Türkiye ile savaş istiyor. An itibarıyla bir yandan Türkiye’yi yayılmacı/işgalci göstererek gelecekteki saldırılarını meşrulaştırmaya çalışırken bir yandan da saldırı yapacağı yönleri tayin etmeye çalışıyor. Mevcut durumda güney ve batı yönlerinden Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ı kullanarak hava saldırıları yapmayı planladığı gözlemlenmektedir.
İsrail’in yukarıda zikredilen planlamaları aşikâre yapması Türkiye için büyük avantajdır çünkü Ankara düşmanının ne yapmaya çalıştığını biliyor. Bu yüzden tedbir alması ve bu saatten sonra İsrail tarafından gelebilecek barışçıl mesajları ciddiye almaması olmazsa olmazdır. Çünkü bir “olmak ya da olmamak” savaşına doğru gidiliyor.


