Yayınevi cinayeti ve Ergenekon birleşiyor

Yayınevi cinayeti ve Ergenekon birleşiyor

"Ergenekon" davası iddianamesi, Malatya'daki biri Alman 3 kişinin öldürüldüğü Zirve Yayınevi cinayetleri davasının dosyasına eklendi.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Eray Gürtekin, Ergenekon davası iddianamesinin, Malatya'daki yayınevi cinayetleri davasının dosyasına eklendiğini açıkladı.

Zirve Yayınevinde biri Alman 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davanın 13'üncü duruşmasına, Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediliyor.

Mahkeme heyeti başkanı Eray Gürtekin, önceki duruşmalarda Ergenekon davası iddianamesinin Malatya'daki yayınevi cinayetleri davasının dosyasına eklenmesine ilişkin talebe İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinden, önce yanıt gelmediğini, daha sonra iddianamenin Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına geldiğini söyledi. Gürtekin, yayınevi cinayetleri davası dosyasının da onaylı fotokopi olarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini kaydetti.


"Devlet destek sağlayacak zannederek öldürdüm, pişmanım"

Malatya'daki Zirve Yayınevinde biri Alman 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davanın sanıklarından Emre Günaydın, "Varol Bülent Aral'ın bana devlet desteği sağlayacağını düşündüğüm için bu işe girdim. Olaydan dolayı çok pişman ve üzgünüm" dedi.

Cumhuriyet savcıları Şeref Gürkan ve Ömer Tetik'in, avukat nezaretinde 14 Kasım 2008 tarihinde Emre Günaydın'ın cezaevinde ifadesine başvurduğu belirtildi. Emre Günaydın, ifadesinde olaya kendisini azmettiren kişinin geçen duruşmada tanık olarak dinlenen Varol Bülent Aral olduğunu, Aral'ın kendisine devlet desteği sağlayacağını söylediğini öne sürdü. Sanık Emre Günaydın, şunları kaydetti: "Benim Varol Bülent Aral ile kendisinin iddia ettiği şekilde sadece 25 dakika değil, birçok görüşmem olmuştur. Her ne kadar Malatya Birlik gazetesinde üç gün süre ile birlikte çalışmış isek de kendisi gazeteden ayrıldıktan sonra da her nasıl olduğunu anlamadığım şekilde sürekli olarak bana ulaşıyordu. Telefon kullanmıyor, bulunduğum yerlere geliyordu. Sabahları dershaneye giderken bir çay ocağında kahvaltı yapıyordum. Genelde beni orada buluyordu. Çok bilgili birisiydi. Sürekli, sorduğum şahıslar hakkında bilgi verebiliyordu. Aşırı derecede bilgili olduğu için söylediği sözler beni şaşırtıyordu. 2006 yılının ekim ayına kadar bu şekilde ara ara görüştüğümüzü hatırlıyorum. En son görüşmemizde bana şehir dışına çıkacağını söylemişti. Konuşmamızda Malatya'daki misyonerlerin yerinden bahsetti. Ancak adres olarak bir şey söylemedi. 'Oradaki bilgiler elimize geçerse neler olur biliyor musun?' şeklinde konuşmuştu. Ben tekrar sorduğumda, bilgilerle köşeyi dönebileceğimizi, bilgilerin hem kendisine hem de birilerine lazım olduğunu söyledi. Ancak bu birilerinin kimler olduğunu kendisine soramadım. Çünkü kendisi ile konuşabilmek belli kurallara bağlıydı. Örneğin yürürken önünde yürüyemezdim. Kendisi sormadıkça ona bir şey soramazdım. Çalıştığımız gazeteden ayrılırken 'Benimle birlikte ol, sana devlet desteği sağlarız' demişti. Gazete patronlarına bana bunları söylediğini ilettiğimi hatırlıyorum."

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir