Van’da 92. Başörtüsü Eylemi

Van’da 92. Başörtüsü Eylemi

Van Hak ve Özgürlükler Platformu 92. başörtüsüne özgürlük eylemini gerçekleştirdi. Eylemde basın açıklamasını Kemal Çelen okudu.

VAHÖP 92. hafta eylemlerine Yargıtay'ın başörtüsü yasasının iptaline duyduğu tepki ile girdi. Yapılan basın açıklamasının ana konusunu oluşturan iptal kararının siyasi ve toplumu kamplaştırıcı mahiyeti üzerinde duran platform, cüppeli cunta tavrı olduğu ve Anayasaya ayrıca muhalif olduğu da ifade edildi.

Çok sık sloganlarla bölünen basın açıklamasında şu sloganlar dikkat çekiciydi. "Kahrolsun Laik Diktatörlük", "Başörtüsü Yasakçıları Halka Hesap Verecek", "Direniş Adalet Özgürlük", "Cüppeli Cuntaya Hayır", "Herkes için Adalet, Başörtüye Özgürlük". Basın açıklamasının sonunda topluluğa, eylemlerin ara vermeden devam edeceği, ancak saat konusunda ezan ve namaz vaktine denk geldiği için bir saat ileri alınarak 12.00 dan 13.00 a alındığı ilan edildi.

Basın Açıklamasının Tam Metni:

Ülkemizde ve Dünyada yaşanan hak ve özgürlük kısıtlamalarına yönelik yapmış olduğumuz basın açıklamalarımızın bir yenisi ile yine burada bulunmaktayız.

Bilindiği gibi; Üniversitelerde başörtüsü yasağını kaldırmak üzere Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan düzenlemeleri Anayasa Mahkemesi reddetti. Anayasa mahkemesi üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılmasına yönelik verdiği kararla Başörtüsünü değil, kanun önündeki eşitliği ve hiç kimsenin eğitim hakkının engellenemeyeceğini öngören özgürlükçü düzenlemeleri reddederek, kendisinin bizzat uyması gereken anayasayı çiğnemiştir.  Yasama yapan meclisin yetkisini gasp etmiştir.  Mahkeme heyeti yapmış olduğu müzakerelerde, başörtüsünün "Türkiye'de 'siyasi simge' olarak görüldüğünü ve üniversitelerde serbest bırakılmasının güya laiklik ilkesine aykırı olduğu" gibi saçma bir gerekçe öne sürmüştür. Hâlbuki Mahkeme bu kararıyla Anayasa'nın 148. maddesini çiğnemiş oluyor.  Anayasa'nın 148. maddesi çok açık: Anayasa Mahkemesi "Anayasa değişikliklerini... Sadece şekil bakımından inceler ve denetler." Anayasa Mahkemesi'nin dün verdiği, iptal kararı, bir Anayasa ihdası anlamına geliyor. Anayasa Mahkemesi üzerindeki meşruluk tartışmalarını bu karar daha da arttıracaktır. Mahkeme, yasama organının yerine geçmiştir. Hatta kurucu organın da yerine geçmiştir. Bundan sonra TBMM'nin anayasa değişikliği yapma hakkı kalmamıştır.

Bu karala sadece başörtüsünün kaderi belirlenmiş olmuyor, başka gerçekleri de gün ışığına çıkarmış oldu. Anayasa Mahkemesi bu kararla sistem içinde kendisine yeni bir rol biçmiş oldu. CHP anlayışındaki ideolojik bakışla rejimi korumayı, devleti kollamayı hedefleyen bir rol. Sanki olağanüstü dönemin ürünü olan İstiklal Mahkemeleri'nin ruhu 2008 Türkiye'sinde Anayasa Mahkemesi'nin üzerinde dolaşıyor.  Bundan sonra AKP de kapatılır, MHP'ye de her an kapatma davası açılırsa sürpriz olmaz. Hatta bu anlayışla meclis bile yargılanabilir. Çünkü bu kararla CHP dışındaki diğer partilerin olağan siyasî faaliyetler yapması güçleşmiş oldu.

Halkımızın % 80ninin olumlu olarak çözülmesini istediği başörtüsü meselesini ve bu beklentilerinden dolayı iktidara taşıdığı siyasi iradenin karşısına engel olarak yargı çıktı. Bu milletin, vesayetlerin, çobanların, kapıcıların, işçilerin kanaatleri, oyları, fikirleri, akılları, kararları bu azgın azınlık nazarında kayda değerlik arz etmiyor. Bu ülkede milyonlarca insanın sandığa giderek seçtiği ve kendilerini iktidara taşıyarak meclise gönderdiği milletvekillerine; "sizler, biz istemedikçe bir kanun yapamazınız." Anlamına geliyor. Bu kararla aslında halka sizin oylarınız değersiz ve hiçbir anlam ifade etmiyor, anlamı çıkıyor. Oldu olacak; bundan sonra "halkı da, meclisi de partileri" de kapatın CHP'yi iktidara getirin ve ülkeyi siz yönetin. Ne gerek var secime veya meclise nede olsa her şeye siz karar vereceksiniz.

Türkiye'de hak, hukuk ve adaletin olmadığını bir kez daha ortaya koyan bu kararı tanımıyoruz. Her ne kadar bu kanun iptal edilse de geçmişte olduğu gibi bugünde mevcut yasalarla bile başörtü yasağının hukuki bir dayanağı yoktur. Ancak üniversitelere başörtüsü ile girilemez şeklinde bir yasa çıkarmak gerekir ki; buda olmadığına ve olamayacağına göre yapılanların yasadışı olduğunu ilan ediyoruz. İslam inancını düşman gören, hukuku resmi ideolojiye kurban eden bir yargı kararı ne meşru ne de makuldür. Hiç kimse bizden fıtratı, İslam'ı ve hukuku ezip geçen bir mahkeme kararına saygı duymamızı beklememelidir.

Van Hak ve Özgürlükler Platformu olarak bu güne kadar yapmış olduğumuz basın açıklamalarının ne kadarda yerinde olduğu ortaya çıkmıştır. Bizler insanımızın gerilimlerden uzak kalmasını arzulamaktayız. 70 milyonluk ülkeyi bu kadar germeye kamplaştırmaya ve ayrıştırmaya kimsenin hakkı yoktur. Bir gün kendilerine de hukuk lazım olacaktır. Birde bu hukuksuzluğu hukukçuların yapmış olması artık "tuzunda koktuğu" durumdur. Buna neden olanlar tarih önünde hesap vereceklerdir. Bu engeller bizi yıldıramayacak aksine mücadele azmimizi arttıracaktır. Sabahın en yakın olduğu an, karanlığın en yoğun olduğu andır.

 

Gökkuşağı Derneği Üyesi

Kemal ÇELEN

VAHÖP (VAN  HAK ve ÖZGÜRLÜKLER PLATFORMU)

Gökkuşağı Derneği, İnsan-Der, Memur-Sen,

Mazlum-der, Umut-Der, Anadolu Gençlik Derneği

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir