Basın açıklamasının metni:
Bilindiği gibi üniversitelerimizde yıllardır sürdürülmekte olan hukuka ve insan haklarına aykırı başörtüsü yasağı TBMM'nin yaptığı Anayasa değişikliği ile hukuken sona erdirilmişti. Ancak değişikliğin ardından CHP ve DSP milletvekilleri Anayasa değişikliğinin iptali için Anayasa Mahkemesine müracaatta bulunmuşlardı. Anayasa Mahkemesi 05 Haziran 2008 Perşembe günü açıkladığı kararla muhalefetin talebini yerinde görmüş, başörtüsü ile ilgili değişikliklerin yürürlüğünü durdurarak iptal kararı almıştır. Ortaya çıkan belirsizlik ortamı üniversitelerimizi ve halkımızı tedirgin etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve hukuk devletinde kuvvetler ayrılığı, rejimin vazgeçilmez şartıdır. Ne yazık ki, başörtüsü konusunda roller birbirine karışmıştır. Millet adına kanun yapma yetkisine sahip olan TBMM, 411 milletvekilinin oyu ile eğitim hakkını garanti altına alan bir Anayasa değişikliği yapmıştır. Bu oylamada Meclisimizin %80 çoğunluğu eğitim hakkının kullanılabilmesinden yana olumlu görüş bildirmiştir. Bu değişiklik aynı zamanda halkımızın %80 desteğini ifade etmektedir. Böylesine güçlü bir halk desteğinin 'Yüce Türk Milleti Adına' ifadesiyle başlayan bir kararla yok sayılması tezat teşkil etmektedir. 'Yüce Türk Milleti'nin iradesinin aynı anda her iki kararda bulunması düşünülemez. Bu yüzden egemenliğin ve kanun yapma yetkisinin hangi kuruma ait olduğu, yargının ve yürütmenin hangi yetkilere sahip olduğu her platformda tartışılır hale gelmiştir. Cumhuriyetin bu önemli kurumlarının yetki sınırlarını belirlemek amacıyla TBMM'nin en kısa zamanda tedbir alması zorunlu hale gelmiştir. TBMM tarafından, yürütmenin ve yargının bağımsızlığını garanti altına alan, yetki sınırlarını belirleyen kanuni düzenlemeler yapılmadığı müddetçe kaosun bitmesi mümkün görünmemektedir. Türkiye; silahlı kuvvetlerin, yargının veya iktidarların rejimi kilitlediği üçüncü dünya ülkesi olmaktan çıkarılmalıdır. Keza Türkiye'nin her önüne gelenin siyaseti kilitleyebildiği görüntülerden kurtarılarak hukuk devleti olduğu tescil edilmelidir. Bütün siyasi partileri, içine düşürüldüğü kaostan Türkiye'yi kurtarmaya davet ediyoruz. Zira millet olarak ihtiyaç duyduğumuz Anayasa ve Kanunları yapma yetkisini sadece ve sadece siyasi partilerimize ve TBMM'ne vermiş bulunmaktayız. TBMM de her nereden gelirse gelsin, yetkilerini kısıtlamaya yönelik girişimleri bertaraf edecek tedbirler almalıdır. Hiç kimse bir başka yerde çözüm aramamalıdır.
Yabancı basın ve siyasi yorumculardan da anlaşılacağı gibi başörtüsü yasağının devamına ilişkin Anayasa Mahkemesinin son kararı, Türkiye demokrasisine olan güveni de zedelemiştir. Güven bunalımı ülkemizin ekonomik gelişmesini de olumsuz yönde etkileyecektir. Zaten ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya bulunan kamu çalışanları ve diğer dar gelirliler bu kaos ortamından her zaman olduğu gibi bu kez de en büyük zararı göreceklerdir.
Van Memur-Sen olarak bütün siyasi partilerimizi ve TBMM'ni sorumluluklarının gereği olarak çözüm üretmeye davet diyoruz.


